Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Yine polis, yine dayak
Kuzey Kıbrıs Turkcell'den sonra KKTC Telsim de (Vodafone) , hükümetten lisansını aldı
Yaşadığını zannettiği olaylar, ceza yemesine neden oldu
Şimdilik uyardılar süresiz grev kapıda
Zeyna, göreve hızlı başladı

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Yüreğimizin sesine kulak vermedikçe...

Hasan Hastürer

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   2 Nisan 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Siyaset gündemi dopdolu görünüyor gene... İç politikada karşılıklı verilen demeçler bıçak gibi görünse de "küt" bıçak gibi yumuşak ekmeği bile kesmekten aciz.

Lokmacı Kapısının karşılıklı geçişlere açılması için son hazırlıklar devam ediyor. Sürpriz bir gelişme olmazsa yarın sabah dokuzda Lokmacı nihayet açılacak.

Bütün bunlar yaşanırken gündemden kaçmayı tercih ediyorum. Konuların hiç biri beni çekmiyor bugün için...

 

Siyaset gündemi dopdolu görünüyor gene... İç politikada karşılıklı verilen demeçler bıçak gibi görünse de "küt" bıçak gibi yumuşak ekmeği bile kesmekten aciz.

Lokmacı Kapısının karşılıklı geçişlere açılması için son hazırlıklar devam ediyor. Sürpriz bir gelişme olmazsa yarın sabah dokuzda Lokmacı nihayet açılacak.

Bütün bunlar yaşanırken gündemden kaçmayı tercih ediyorum. Konuların hiç bir beni çekmiyor bugün için...

* * *

İnsanların ruh hali, inanç, davranış biçimleri, yansımaları, tıpkı elmaslardaki gibi kısa bir zamanda değişebilir mi?

Buna inanmak, bunu kabullenmek biraz zor.

Susanna Tamaro isimli kadın yazar bir kitabında diyor ki;

"Yanlışların yerine doğruları koymak istediğinde şunu anımsa; yapılacak ilk devrim insanın kendi içinde yapacağıdır. Evet, ilk ve en önemli devrim budur.

İnsan kendi hakkında bir düşünceye sahip değilken bir düşünce uğruna savaşmak yapılabilecek en tehlikeli şeylerden biridir. Ve sonra önünde pek çok yol açılıp sen hangisini seçeceğini bilmediğin zaman herhangi birine girme, otur bekle. Dur, sessizce dur ve yüreğini dinle. Seninle konuştuğu zaman kalk ve yüreğinin götürdüğü yere git."

* * *

İnsanı insan yapan özelliklerden biri de duygusallığıdır.

Beyin, akıl düşüncenin merkezi gibi görünse de merkezini yüreğimiz olarak gösterdiğimiz duygusal yanımız düşünce ve davranışlarımızda azımsanmayacak bir etkiye ve belirleyiciliğe sahiptir ya da sahip olmalıdır.

Duygusal davranışa zaman zaman eleştiri gelir.

Genelde bu tür eleştirilere karşı "Hayır duygusal değilim" diyerek tepki konulur.

Halbuki yüreğin sesi, insanı başarıya ve mutluluğa götürmede çok özel bir değere sahiptir.

* * *

Kendi kendinizi bir sorgulayın.

Kendinizle ilgili ne kadar net ve doğru bir düşünceye sahipsiniz?

Ne kadar iyi tanıyorsunuz kendinizi?

Sosyal bir varlık olarak insanın, toplumsal yaşamda yerini alıp ilişkilerini şekillendirirken öncelikle kendisiyle ilgili düşüncelerinin net olması gerekir.

Bu netlik hem tanıma hem de yönelmeler bakımından önemlidir.

Toplumsal yaşamda bireylerin ciddi dalgalanmaları, kararsızlıkları, zigzagları olursa bunun başlangıç noktasında insanların tek tek kendileriyle ilgili sağlıklı bir düşünceye sahip olmaması da vardır.

* * *

Yaklaşık yarım asrı aşkın bir süredir Kıbrıs adasında yaşayan herkes normal koşullarda yaşamıyor. Koşulların görünen ya da görünmeyen etkileri vardır.

Elimize silah verildiği zaman cesur olduk. Aslında korkaklık konusunda da pek seçeneğimiz yoktu. Bir adada yaşıyoruz. Korkup kaçma seçeneğimiz bile olmadı. Rum saldırdığı zaman tek çare direnmek oldu. Halbuki kıta ülkelerinde taktik amaçlı da olsa kuvvetlerin geri çekilebilme olasılığı hep oldu.

Cephede cesur bir görünüm çizerken başka pek çok konuda "Korkak, pısırık" bir tablo çizdiğimizi kim inkar edebilir?

Kendimizi tanımadan, kendimize insani değer yargıları içinde gerçekten değer vermeden yalpaladık. Ne doğru dürüst inanabildik, ne sevebildik, ne de sevdiğimiz zaman sevdiğimizle güzellikler yaratmada cesur olabildik. Böyle olunca en güzel duygusal buluşmalar, yüreğin sesine uyulamadığı için yaşam boyu acıların kaynağı oldu.

Yüreğimizin sesine hep sağır olmadık.

Yüreğimizin sesini duyduk. Ancak onun götürmek istediği yöne gitmede cesur olamadık genelde.

* * *

Dıştan bakıldığı zaman bu görünüm yanlış anlaşılır.

Doğru eylemi yapmayan insanların söyleyeceklerinin ne anlamı olabilir? Bu nedenle sustuğunuz zaman hakaret duvarını aşan sözleri başınızı öne eğip dinlersiniz.

Bunları yaşamak istemiyorsanız önce kendinizle ilgili düşüncenizi netleştirin. Ardından da yüreğinizin sesine kulak verip o yönde yürüyün. Mutluluğu ve daha güzel günleri orada bulacaksınız.

Günün sözü:

Yüreğinin sesini duymayan sağırdır

   447 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
08 Temmuz 2008, Salı   Usanmadım dersem yalan olur... Ve sesiz sedasız imzalanan sözleşme...
07 Temmuz 2008, Pazartesi   "Sen olsan genel greve katılır mıydın?"
06 Temmuz 2008, Pazar   Denizden para değil cesaret kazandım...
05 Temmuz 2008, Cumartesi   Aziz Kent'in gördüğü adres TC Büyükelçiliği...
04 Temmuz 2008, Cuma   Yurt dışındaki insan kaynaklarımızı da bilmiyoruz...
03 Temmuz 2008, Perşembe   Rauf Denktaş'tan mektup var...
02 Temmuz 2008, Çarşamba   Talat'ın dört buçuk saatlik sabrı ve Hristofyas'ın sıkıntısı...
01 Temmuz 2008, Salı   Sıkıntı lafı kıvırmada...
30 Haziran 2008, Pazartesi   Bunun adı adres olmaktır...
29 Haziran 2008, Pazar   Dün, bugün, yarın... İşte Budapeşte...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2301 1.2388
1 STERLİN 2.4374 2.4555
1 EURO 1.9314 1.9407



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

ESAS YÜZLEŞME...

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Usanmadım dersem yalan olur... Ve sesiz se...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (24)...

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

"KÖPEKLER GELDİ!.." (*)

Bilbay Eminoğlu

Gitti gider bu ülke!

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınlarının insan sağlığı üzerindeki...

Dr. Umut Altunç

Kıbrıs Güneşi, Ultraviyöle ve Bebekler

Aysu Basri

EŞEL MOBİL KAVGASI

Sevilay SADIKOĞLU

Çocuğuma okul arıyorum...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Doğum öncesi genetik tanıda yeni bir adım

Dr. İsmail KEMAL

G-8 zirvesi

Emin AKKOR

Uzman raporuna kulak tıkayan hükümet, halk...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

II. Uluslararası Şiir Buluşması

Psikolog Ayla Kahraman

Psikososyal istismar

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Cildi koruyan gıdalar

Osman Ertuğ

Şah-MAT mı olduk?

Bener HAKERİ

Şairler, ah bu şairler!

Ata ATUN

TEK HALK GERÇEĞİ

Mehmet RATİP

Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası&...

Dr. Orhan Aydeniz

Teferruat!

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital