|
Kabul etmek gerekir ki Kıbrıs adasında uzun yıllar iki toplum arasında duvarlar örüldü. Köprüler yapıp iki toplumun yakınlaşması için kimse ciddi anlamda çaba harcamadı.
Şimdi duvarlar yıkılıyor... Ancak duvarların yıkılması yetmez... Bütün mesele köprülerin inşa edilmesi
Son anda bir aksilik olmazsa sizler bu satırları okurken Lefkoşa'daki Lokmacı barikatı da karşılıklı geçişlere açılacak.
K. Kaymaklı doğumluyum.
Hayatım hep Lefkoşa'da geçti.
İplik Pazarı ile Arasta'nın kesişim noktasındaki Lokmacı'yı çocukluk günlerimden beri anımsarım.
"Rum tarafı" dediğimiz Lefkoşa'nın Rum kesimine en kolay geçiş noktasıydı.
Kendimi bildiğim ilk günden beri Lokmacı'da kentten öte iki toplumu bölen bir doku vardı.
1958'lerde İngiliz Askerleri, Lefkoşa'yı ikiye bölen telleri ilk o bölgede çekmeye başladı.
Türkten Türke, kampanyasını uygulama ve denetim noktası da Lokmacı'ydı.
TMT'nin kontrolcüleri o bölgede durur, Rum tarafından bir şeyler alanları aşağılayarak, hatta şiddet uygulayarak cezalandırırlardı.
İstenen seçilmiş bazı iş adamları aracılığıyla Güneyden mal alınması, böylece o kişilerin sermaye birikimine zemin yaratmaktı.
1968 sonrası Lefkoşa'nın Türk kesimi çevresindeki kuşatma nitelikli Rum kontrolü yumuşayınca Lokmacı'dan Rum kesimine geçişler de kolaylaşmıştı.
Günün her hangi bir saatinde oradan Rum kesimine geçer geri gelirdik.
* * *
Şu an için Kıbrıs'ın kuzeyi ile güneyi arasında toplam beş geçiş noktası var.
Mağusa'da iki buçuk mil sınır kapısı, Beyarmudu sınır kapısı, Lefkoşa'da Kermiya ve Ledra Palas ve Güzelyurt'ta Bostancı sınır kapıları...
Lokmacı'nın bunlardan farklı yanı nedir?
Lokmacı, Kıbrıs'ta bölünmüşlüğün görsel olarak somutlaştığı ilk noktadır.
Lokmacı, öteki sınır kapıları ile kıyaslandığı zaman günlük hayatın en yakın olduğu bölgededir.
Lokmacı açıldığı zaman Lefkoşa'nın Kuzey'i ile Güney'indeki çarşı birleşecek.
Çeşitli ayak sürümelerinden sonra Lokmacı'nın açılması önemli... Ancak çok daha önemli olan Lokmacı açıldıktan sonra karşılıklı geçişlerin ve alışverişin ne kadar canlı olacağıdır.
Bu noktada Kuzey Lefkoşa'daki surlar içi esnafının beklenti çıtası yüksek. Ancak çıta yüksekken iyimserlik çıtası çok yüksek değil.
Kapılar açıldıktan sonra Lefkoşa surlar içinde çok sayıda Rum geldi. Ancak Güneyde var olan baskı nedeniyle alışverişten kaçındılar.
Pazartesi sabahı Lefkoşa Asmaaltı ve Arasta bölgesinde gözlemlerim oldu. Esnaftan insanlarla konuştum.
Belli ki Kuzey Lefkoşa çarşısı yaklaşık elli yıldır düzenli olarak Rum müşteri görmedi.
1963-1974 sarası Kıbrıslı Türkler, Lokmacı'dan Uzun Yol'a geçip alış veriş yaptı. Ama karşılığında Rumların Türk çarşısına geçişi olmadı. Aslında Rumlar'ın Kuzey'e geçişi engellendi de...
Şimdi çarşı esnafı Rum müşteri istiyor.
Surlar içinin yeniden hayat kazanmasında Lokmacı'dan beklenti oldukça yüksek.
* * *
Bu konu çeşitli ortamlarda gündeme gelir.
Lefkoşa, bölünmüş son Avrupa başkenti olarak isimlendirilir.
Bunu söyleyenlere "Lefkoşa ne zaman bölündü?" diye sorduğum zaman yanıt, "1974" olur...
Kimse Lefkoşa'nın fiziki olarak 1963'lerde bölündüğünü bilmez.
Bir başka yanılgı da Berlin duvarı gibi Lefkoşa'daki duvarın yıkılması için karşılıklı derin bir istek olduğu inancıdır. İstek var ama derinliği tartışılırdır.
Lefkoşa, bölünmüş olmasın... Bunu aklı başında herkes ister. Ama duvarlar yıkılsın iç içe, birlikte yaşayalım anlayışı neredeyse yok noktasındadır.
Anlaşma olsun, çatışma ve gerginlik olmasın... Yaygın olarak istenen bu...
* * *
Kabul etmek gerekir ki Kıbrıs adasında uzun yıllar iki toplum arasında duvarlar örüldü. Köprüler yapıp iki toplumun yakınlaşması için kimse ciddi anlamda çaba harcamadı.
Şimdi duvarlar yıkılıyor... Ancak duvarların yıkılması yetmez... Bütün mesele köprülerin inşa edilmesi.
Hatta bu köprülerin, yıkılan duvarların taşlarıyla yapılmadı... Böylece hem duvarlar tamamen ortadan kalkacak hem de duvarlardan elde edilen taşlar temizlenip yenide kullanılacak hale getirilirken, iki toplumun yeniden yakınlaşması için gerekli zaman kazanılmış olacak.
Aslında burada anlatmaya çalıştığım, çıplak gözle gördüğümüz duvarlardan ziyade çeşitli olumsuz nedenlerle iki toplum arasında örülen psikolojik duvarlardır.
Psikolojik duvarlar yıkılmadı sürece bir değil bin Lokmacı kapısı açılsa ne yazar?
Kapılar açıldı... Binlerce insan karşılıklı geçiş yaptı... Ama iki toplum arasında psikolojik duvarlar tüm haşmetiyle yerinde durduğu için aynı ortam toplamların yalınlaşmasına değil tam tersi uzaklaşmasına neden oldu...
* * *
Bugünün dünden en önemli farkı Rum tarafında Hristofyas'ın başkanlığıdır.
AKEL ve Hristofyas, Rum toplumunda yakınlaşma yönünde kültürel değişime ivme kazandırabilir.
Bu başarıldığı an Kıbrıs'ta çok şey hızla olumlu yönde değişecek.
AKEL ve Hristofyas'ın en büyük korkusu adadaki bölünmüşlüğün kalıcılığıdır. Taksim'e giden tüm yolları tıkamanın yolu, yakınlaşmadan, samimi iş birliğinden geçer.
Günlük hayata bu yansıtıldığı oranda zaman adama yeniden birleşme ve kalıcı çözüme hizmet edecek.
Bütün mesele psikolojik bölünme duvarlarını yerle bir etme...
Günün sözü:
Her ne tohum ekilirse o biçilir
Her ne köprü yapılırsa oradan geçilir
|