|
Evde benim özgürlüğümü, dürüstlüğümü, objektifliğimi eleştirecek olan kendi kendisiyle çelişir durumda oluyor. Bu benim dokunulmazlığım...Tabi evdeki eski Bolşeviklerden arasıra homurtular çıkmıyor da değil.. Özellikle Hükümeti veya Bir üyesini Mizahi bile olsa sert eleştirdiğimde Bakan beyin yüzündeki gerginlik veya derin "oof...puff.." lu nefes alışlar demokratik tahammülünün sınavdan geçtiğinin işareti olsa gerek...
Kuzey Kıbrıs, Kıbrıs adasının yarım avuçtan daha küçük bölümü... Küçük olmasına küçük da ne ararsanız var...
En ciddi görünen işlerin ruhunda bile Aziz Nesin'lik konu zenginliği dikkat çeker... İnsanımız çok uzun uzun konuşmaz.... Bir "Peeeee!" diyerek neler anlatmaz ki? Ya da kolunu şöyle omuzdan geriye götürüp bileği de serbest bırakarak bir sallarken ki bin kitaplık laf söyler vücut diliyle...
Bütün bu konu zenginliğine rağmen mizahı hasat edenlerimiz çok değil... Karikatür sanatçılarımız hariç diyebilirim...
* * *
Mehmet Ekin Vaiz, genç kuşaktan hayatla dalga geçmeyi başaran bir isim... Annesi Kardiyolog Dr. Gülgün Vaiz Göktuna, babası da Sağlık Bakanı Eşref Vaiz...
Mehmet Ekin Vaiz, KIBRIS TV'de Hellimli Demokrasi diye bir programı hazırlayıp sunuyor... Taklit bir program değil... Hayata hem güldürüp hem da düşündürecek şekilde ayna tutuyor...
Mehmet'le konuştum... Önce kendini, kendine özgü anlatmasını istedim... İşte onun ağzından kendi: " 1986 yılında Lefkoşa'da doğdum, anasınıfı ve ilkokulun ilk iki yılını, ailem İstanbul'da çalıştığı için orada, İstanbul İdeal ilkokulunda okudum.
İlkokul 3. sınıfta bizimkiler adaya kesin dönüş yapınca ben de, Necati Taşkın İlkokulu'na yazıldım. Çocukluğumun bir kısmı Göçmenköy'de, bir kısmı İstanbul'da ve bir kısmı da gidip gelirken uçakta geçti.
Orta eğitimimi Türk Maarif kolejinde tamamladım, geçtiğimiz yıl da DAÜ Hukuk Fakültesinden mezun oldum. Şu anda yine DAÜ Hukuk Fakültesinde Anayasa Hukuku dalında yüksek lisans ve asistanlık yapmaktayım.
Buna ek olarak Gençlik Merkezi Yönetim Kurulu üyesiyim, Adalı Gençlik Kulübü'nün kurucu başkanıyım,Ziligurti Mizah Dergisi'nin yayın koordinatörüyüm, CTP Genclik Meclisi üyesiyim.Geçtiğimiz yıl Sim Fm'de "Zorunlu Seçmeli" isimli bir radyo programı yapmıştım ve onun ardından bildiğiniz üzere Kıbrıs TV'de yayınlanan "Hellimli Demokrasi"yi hazırlamaya başladım.Bunlardan geriye kalan zamanda da uyuyup, yemek yiyorum."
* * *
Biz de herkes eleştiri konusunda hoşgörülü olduğunu söyler. Ama işin ciddiye geldiği zaman paçalardan eteklerden hoşgörüsüzlük dökülür. Peki Mehmet Ekin Vaiz'in, Bakan oğlu olarak eleştiri yanı ağır basan bir televizyon programı yapmak özel bir zorluk yaratıyor mu?
İşte orta uzunluktaki yanıtı: " Bu sorunun iki boyutu var.Birincisi: Hükümete bu kadar eleştiri yaptıktan sonra neden hala evden atılmadım meselesi... Birçok arkadaşım özellikle CTP'ye yoğun eleştiri yaptığımız programların akabinde "Mehmet, istersen bu akşam bizde kalabilirsin.." diye espri yapıyor. Aslında bu konuda biraz şanslıyım... Ev halkı olarak özgürlük,demokrasi ,objektiflik ve dobracılığı sadece dışarıda uğraştığımız işlerde değil, aile içinde de bir kültür olarak benimsiyoruz.
Evde benim özgürlüğümü, dürüstlüğümü, objektifliğimi eleştirecek olan kendi kendisiyle çelişir durumda oluyor. Bu benim dokunulmazlığım...Tabi evdeki eski Bolşeviklerden arasıra homurtular çıkmıyor da değil.. Özellikle Hükümeti veya Bir üyesini Mizahi bile olsa sert eleştirdiğimde Bakan beyin yüzüdeki gerğinliği veya derin "oof...puff.." lu nefes alışları demokratik tahamülünün sınavdan geçtiğinin işaretleri olsa gerek...
Meselenin ikinci boyutu ise sokak boyutu. Ülkemizdeki "parti gazeteciliği" kültürünün bir yansıması olarak, halk gazetecileri, X partinin adamı, Y partinin adamı olarak etiketliyor. Genelde bu şekilde etiketlenen gazeteciler de, bunu inkar yoluna gidiyor ve tarafsız olduklarını söylüyor. Halk da " Aynası iştir kişinin, lafa bakılmaz" sözünden hareketle bu kişilerin tarafı oldukları partiyi hiç eliştirmediklerini görünce, bu "etiketleme" pekişiyor.
Ben ise tam tersini yapıyorum. Ben tarafım diyorum. Ben CTP'liyim. Üstelik de öyle, partiye küs falan da değilim. Parti organlarında faal olarak görev alıyorum ve benim için insanlarda mevcut olabilecek her türlü önyargıyı, "etiketi" selamlıyorum... Diyorum ki: Bana karşı olan önyargılarınızı lütfen muhafaza edin. Kim size ne söylediyse, ne düşündüyseniz, sakın aklınızdan çıkarmayın. Tek isteğim Hellimli Demokrasi'yi sadece bir kez izleyin veya Ziligurti'yi sadece bir kez okuyun.
Önyargıları olan insanları şaşırtmak artık benim için bir hobi gibi oldu. Birileri sizi kedilerin miyavlamadığı konusunda çok ciddi şekilde ikna ederse, siz de buna harfiyen inanırsanız, miyavlayan bir kediyi gördüğünüzde şaşkınlığınız çok büyük olur. Bir daha da ne size yanlış bilgi verene inanırsınız, ne de kediye karşı bir önyargınız olur.
Programı izlerken, insanlar her türlü önyargılarından arınıyorlar ve bu izleyici ile aramızda güçlü bir bağ olmasını sağlıyor. Hellimli Demokrasi ile yaptığımız en büyük yenilik bence budur: Özeleştiriyi de barındıran objektif bir muhalefet anlayışı...
Bazen farklı partilerin gençlik kollarından arkadaşlar geliyor ve diyor ki: " Gardaş CTP'yi bıraktın diye duyduk, istersan bizim partiye gelebilin..." Ülkemizde "eleştiri" hep art niyetli ve genelde "öteki"ne karşı yapıldığından, özeleştiriyi de içinde barındıran bir muhalefet önce önyargı, daha sonra şaşkınlık ve nihayetinde takdirle karşılanıyor.Bu ülkenin muhalefet kültürüyle alakalı bir mesele ve ancak evrimle daha iyiye gidecektir."
* * *
Siyasilerin genel anlamda hoşgörüsünü nasıl gördüğünü de sordum.
" Bu aslında hem onlar hem de benim için ilginç bir mesele. Kıbrıs'ın küçük olması sebebiyle, programda eleştirdiğimiz, hatta bazen komik duruma düşürdüğümüz birçok politikacı ile gündelik hayatta karşılaşıyorum. Her zaman önce ben selam veriyorum ve mümkün olduğu kadar olası küslükleri engellemeye çalışıyorum" dedikten sonra devam etti: " Zorlanıyorlar ama itiraf etmeliyimki sol cenahta tahammül, tolerans sağ cenaha göre daha yüksek. Örneğin Sn. Cumhurbaşkanı ve Sn Başbakan konumları gereği, mizahın temel malzemesi durumundalar, ama ne direk nede ima yollu hiçbir rahatsızlıklarını hissetmedim, dolayısıyla kendilerine teşekkür ediyorum.
Bazen yaptığımız işleri kimi politikacılar önce kişisel olarak algılayıp tepki verebiliyor, ama daha sonra diğer programları görünce "beterin beteri var" deyip şükrediyor.
Mizah, devlet erkini kullanan kudretli iktidar figürlerini, politikacıları insanileştirdiği için, ülkemiz demokrasisi açısından da oldukça önemlidir. Tıpkı demokrasinin olduğu gibi mizahın da bir kültürel alt yapısı vardır ve bunun da yerleşmesi zaman alır. Eleştiriye tahammül ve hoşgörü de bu ilerlemede birer erdem olarak öne çıkmaktadır."
* * *
Sohbetin sonunda Mehmet'e isimler verip, kısaca ne çağrıştırdığını sordum...
İşte isimler ve Mehmet Ekin Vaiz'in anımsadıkları:
Rauf Denktaş: Fotoğraf makinesiyle gezen, emekli bir dede.
Derviş Eroğlu: Gidişi suskun olmuştu ama, dönüşünü merakla bekliyoruz.
Mehmet Ali Talat: Henüz dede olamadı, hayatının Tangosunu yapmaya hazırlanıyor.
Serdar Denktaş: Serdar bey bir akşam saat 9 sularında bir restoranda benim de bulunduğum bir masaya oturdu. Hep birlikte sabaha karşı 4'te ayrıldık. Kesinlikle konuşkan bir insan değil...
Ferdi Sabit Soyer: Kendisi küçük bir çocukken beni "Noldu be haydut?" diye severdi. Çocukken sessiz sakindim ama galiba artık "haydut" sıfatını hak ediyorum.
Tahsin Ertuğruloğlu: Tahsin beyi genelde "Şahin" olarak anıyoruz ama kendisiyle ortak noktamız: " Kanarya" o da, bende Fenerbahçeliyiz.
Mehmet Çakıcı: Partisinin adı sürekli değiştiğinden artık isimleri karıştırıyorum.
Dimitris Hristofyas: Ex-Yoldaş... Emperyalizmin masasında bakalım nasıl sirtaki oynayacak..
Eşref Vaiz: Sağlık reformu noldu? Deyeceğim... Biz meclise yolladık deyecek... Ciğerci Ahmet de diyecek ki: "Fasulyanın yahnisi, gitti geldi aynisi..."
Cemal Bulutoğluları: Muazzam, harikulade,müthiş bir insan desem bile, " bana statükocu dediler" diye suni mağduriyet yaratabilecek potansiyeli var. Youtube'daki temsilcimiz, kırılgan ve hassas bir insan...
Ban Ki -Moon: Kıbrıs sorunundaki yeni transferimiz... Takımda uyum sorunu yaşıyor, ancak adapte oluca kendisinden gol ve goller bekliyoruz.
Bush: Kıbrısta petrol mü var? Yalan dolan... Kim çıkarıyor bunları... ( Duyarsa valllahi batırır bütün Kıbrıs'ı...)"
Günün sözü:
Yaşam hüzünle, mutluluk arasında gidip gelen bir sarkaçtır
|