|
Keskin sözler bir yere gizlenmeli, idareyi akıl almalı ve soğukkanlılık ön plana geçmeli. Hepimizin buna ihtiyacı vardır. Ancak bu politikayı en iyi yapacak olan Hristofyas'tır. Tarih Hristofyas'a bu rolü vermiştir. Hepimiz bu zor görevde Hristofyas'a yardımcı olmaya çalışmalı, onu adayı yeniden birleştirme görevinde desteklemeliyiz. Hristofyas'ın bu görevi başaramaması durumunda adamızın kesinlikle bölüneceğini unutmamalıyız"
Erdoğan Özbalıkçı, lisede bizim dönem arkadaşlarımızdandır. Lise yıllarından başlayan siyasi duyarlılığı üniversite yıllarında da artarak devam etmişti. Bir dönem Doğu Perinçek'in yakın arkadaşları arasındaydı.
Perinçek, sağa doğru kayınca yolları ayrıldı.
Fırsat buldum mu, yolum Karpaz bölgesine düştü mü Erdoğan Özbalıkçı ile sohbet ederim mutlaka.
Yenierenköy'den memlekete baktığı zaman özgür düşünce alt yapısıyla, en önemlisi iki toplumlu düşünerek ürünler ortaya çıkarır.
Dün de sohbet ettik.
İçinde bulunduğumuz dönemle ilgili bir yazısı olduğunu söyledi.
İstedim, dün akşam iletti.
Erdoğan Özbalıkçı'nın yazısını aynen sizlerle paylaşıyorum.
"Önümüzdeki altı ay tüm Kıbrıslılar için çok çok önemlidir. Bu altı ayda eski alışkanlıklarımızı bırakıp, soğukkanlı bir şekilde hangi yol ağzında olduğumuzu düşünmeliyiz.
Öncelikle kendi isteklerimizin tümünün gerçekleşme şansı olmadığını anlamalıyız.
Kıbrıs sorununda kesinlikle son perdenin oynanacağını unutmamalıyız. Ya birleşik bir Kıbrıs gerçekleşecek veya Kosova sürecinin benzeri bir süreç başlayacak. Her iki tarafın zamana oynama şansı kalmadı.
Hepimiz bu gerçeği dikkate alarak bu özel ve tehlikeli döneme özgü gerçekçi politikaları tartışmalıyız.
1963 ten beri gelen süreç ve özellikle 1974 sonrası koşulların yeni bir çözüm sürecinde belirleyici izleri olacaktır. Bazılarının tahlillerinde bu süreç yaşanmamış gibi görüşler vardır. Artık bu görüşleri terk edip, makul olana ulaşmaya çalışmalıyız.
Bugün yaratılabilecek herhangi bir çözüm, gelecekte hayal ettiğimiz çözümden daha değerlidir. Devam eden sürece bir nokta koyup, yeni koşullardaki Kıbrıs'ta, çocuklarımıza tehlikesiz bir gelecek yaratmak, hepimizin ve özellikle her iki tarafın politikacılarının görevidir.
Politikacıları bekleyen tehlikelerin başında halklarına acı ilaç içirecekleridir. Mülkiyet konularında her iki tarafın da kayıpları olacaktır. Göçmenlerin geriye dönüşleri konusunda zorluklar olacak ve birçok göçmen bu süreçte mağdur olacaktır. Bu mağduriyeti gidermek için tazminatlar ve rehabilitasyon politikaları alabildiğine tartışılmalı ve Avrupa ülkeleri ve diğer uluslardan nasıl yardım alınabileceği araştırılmalıdır.
Türkiye'den getirtilen nüfus çok önemli bir sorun olarak gündeme gelecektir. Türkiye'yi de ikna edecek ve Erdoğan hükümetini içte zorda bırakmayacak bir politika üretilmelidir. Unutulmamalıdır ki Türkiye ile zıtlaşarak Kıbrıs'ta çözüm gerçekleştirilemez. Hem Türkiye hükümetini zorda bırakmayacak, hem de Kıbrıslıların tümünü tatmin edecek bir yol nasıl izlenebilir.
Kanımca bu yol, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne giriş sürecini kolaylaştıran politikalar üretilerek sağlanabilir. Türkiye kamuoyuna, Avrupa Birliğine Türkiye'nin katılmasının, adada nüfus ve asker bulundurmaktan daha önemli olduğu kavratılmalıdır. Türkiye halkı AB'YE GİRİŞLE daha iyi bir yaşam kazanacağını, daha demokratik bir ülke bulacağını kavradığı anda, Kıbrıs'ta çözüme daha kolay bir şekilde evet diyebilir. Hristofyas'ın Batılı ülkelerle birlikte Türkiye'ye bunu kavratması, çözüm sürecini hızlandıracaktır.
Hristofyası bekleyen en büyük tehlike, zor koşullarda provokasyona gelip, Türkiye ile zıtlaşması olacaktır. Unutulmamalıdır ki Türkiye derin devleti Kıbrıs sorununda çözümün olmaması için elinden geleni yapacaktır. Erdoğan hükümetini iç politikada zayıflatmak için her şeyi yapacaktır. O koşulları bugünden görüp, Avrupa Birliği ve Amerika'ya uzlaşıcı olduğunu kanıtlayan bir Hristofyas kesinlikle Kıbrıs sorununu çözebilir.
Kıbrıs Türk ve Rum toplumlarının geleceği öncelikle Hristofyas'ın soğukkanlı ve akılcı davranışına bağlıdır. Bu dönemde Ghandi sabrı Hristofyas'a çok şeyler kazandıracaktır.
Hristofyas'ın hata yapma şansı yoktur. Hata kesinlikle adayı bölecektir.
HATAYA DÜŞMEMEK İÇİN Hristofyas hem Rumlardan hem de Türklerden oluşacak bir danışma kurulu oluşturmalıdır. Gerçekten çözümcü Türk ve Rumlar kendi aralarında sürekli tartışarak Hristofyas'a yardımcı olmalıdırlar. Hristofyas böyle bir kurulun pozitif enerjisinin önemini mutlaka kullanmalıdır.
Rum politikacılar Talat'ın içinde bulunduğu zorlukları anlamaya çalışmalıdır. Talat'la didişmek yerine, Talat'ın çözümde oynayabileceği rolü nasıl arttırabileceklerini bulmalıdırlar.
Bu yeni dönemde siyaset, tüm güçleri olumlu yönde hareket ettirecek yeni stratejiler yaratmak üzerinde odaklaşmalıdır.
Keskin sözler bir yere gizlenmeli, idareyi akıl almalı ve soğukkanlılık ön plana geçmeli. Hepimizin buna ihtiyacı vardır. Ancak bu politikayı en iyi yapacak olan Hristofyas'tır. Tarih Hristofyas'a bu rolü vermiştir. Hepimiz bu zor görevde Hristofyas'a yardımcı olmaya çalışmalı, onu adayı yeniden birleştirme görevinde desteklemeliyiz. Hristofyasın bu görevi başaramaması durumunda adamızın kesinlikle bölüneceğini unutmamalıyız."
Günün sözü:
Mümkün olanı başarmak, amaca en büyük katkıdır
|