|
Toplu yaşam ortamında bireyin kendi geleceğini belirleme şansı sınırlıdır. Göreve geliş biçimi ne olursa olsun yönetenler; toplumların, ülkelerin geleceğini belirler. Demokrasinin özünde seçimle yöneticilerin seçimi vardır. Seçimle yönetime talip olanlara politikacı deriz. Politikacıların görevi halkı daha iyi noktalara taşımaktır. Bunu yapabilenler görevlerine devam etme hakkına sahiptir. Devleti yönetenlerin görevi; her koşul altında iyiyi daha iyiye, güzeli daha güzele taşımaktır
Bazı konular var zaman akıp giderken anımsatılmalı. Her anımsatma bir ŞİDDALAMA görevi yerine getirir...
* * *
Her canlının doğumla ölüm arasında geçen bir yaşam süreci vardır. İnsanların yaşam sürecinin uzunluğu kadar kalitesi de önemlidir. Hatta süreden daha önemlidir.
Ancak toplu yaşam ortamında bireyin kendi geleceğini belirleme şansı sınırlıdır. Göreve geliş biçimi ne olursa olsun yönetenler; toplumların, ülkelerin geleceğini belirler.
Demokrasinin özünde seçimle yöneticilerin seçimi vardır. Seçimle yönetime talip olanlara politikacı deriz. Politikacıların görevi halkı daha iyi noktalara taşımaktır. Bunu yapabilenler görevlerine devam etme hakkına sahiptir. Devleti yönetenlerin görevi; her koşul altında iyiyi daha iyiye, güzeli daha güzele taşımaktır.
Bir anlamda politikacının görevi halkın mutluluğunu sağlamaktır.
Bunu beceremeyenlerin gerekçeleri itibar görmez. Kuşkusuz hiç bir politikacı başarısızlığını kabul etmez. Hatta bir bakış açısından politikacılar, yenilgiye doymayan güreşçiye benzerler. Başarısızlıkları dünyanın en büyük gökdelenini geçse de onlar o koltuklarda oturmayı tercih ederler.
Aslında yurttaşın seçilmişlerle arasındaki mesafenin açılmasındaki en önemli nedenlerden biri beklentilerin gerçekleşmemesidir.
* * *
Hikaye bu ya... Tanrı bir gün aşağıya, dünyaya bakar ve politikacılar tarafından yapılan şeytanlıkları görür.
Ne yapıp yapamayacağını uzun uzun düşünür. Sonunda karar verir bir melek göndermeye aşağıya, ayrıntıları incelemek için.
Çağırır en iyi meleklerinden birini, gönderir aşağıya bir müddet için. Meleğin görevi özellikle ülkelerin kaderinde egemen olan politikacıları, bakanları incelemek... Melek geri döndüğünde Tanrı'ya cevap verir.
Der ki: İşler kötü durum şöyle; kötülerin sayısı %95, iyilerin %5.
Tanrı düşünür bir süre. Belki diğer bir meleğin de gitmesi ve başka bir görüş açısından olayları incelemesi çok daha sağlıklı olacak. Böylece çağırır ikinci bir meleği ve gönderir aşağıya onu da bir müddet için. Melek gelir daha uzun süre kalır. Bir kamuoyu araştırma şirketi ile anlaşıp kamuoyu yoklamaları da yapar. Bu kez salt kendi gözlemleri değil, elinde zengin verileri de vardır. Melek geri döner ve Tanrı'ya cevap verir.
"Evet, işler gerçekten kötü. Kötüler çoğunlukta %95, iyiler azınlıkta %5."
Tanrı bakar ki durum hiç iyi değil. Karar verir kalan %5'i şeytandan korunmaları için desteklemeye, onlara moral vermeye, onlara ümit vermeye.
Hepsine birer e-mail gönderir.
Tanrı'nın e-mail göndereceği duyulur tabii. Devletin zirvesinden, iktidar partilerinin meclis guruplarına, bakanlar kuruluna kadar herkesi bir merak sarar.
Bilgisayar bilmeyenler bilgisayar öğrenir. E-mail adresi olmayanlar çarçabuk e-mail adresi alır. Bazıları e-mail adreslerinin tanınıp tanınmamasından kuşku duyup "uluslararası" Yahoo ya da Hotmail'den e-mail adresi alır.
Artık politikacılar işi gücü bırakıp e-maillerin, elektronik posta kontrolünde zaman harcar.
Önceleri herkes merakını gizler. Ama herkes canını yiyor. Birbirlerinin yüzlerine bakıp e-maili alıp almadığını okumaya çalışır. Kimse renk vermiyor.
Bir süre sonra canlarına tak etmiş. Hava atma noktasını terk etmişler.
Aralarında geçen konuşmalarda şu dört soru cümlesi en ön sıraya geçmiş:
-E-mailde ne der biliyor musun?
- Bilmiyor musun?
- Demek bilmiyorsun ?
- SANA DA GELMEDİ HA!!!
Günün sözü:
Büyük mevki, büyük bir boyunduruktur
|