|
Süleyha Hanım'ın ailesini tepki koyma noktasına getiren, benzer durumlarda hızlı çalışan yargı mekanizmasının kendi konularında "topallamasıdır."
Süleyha Bolçocuk'un ölümüne neden olan kazadan sonra yer alan ölümlü başka trafik kazalarında yargı süreci çalıştı, hala çalışan örnekler de var. Peki Süleyha Bolçocuk'un dosyası on aydır niye tozlu raflarda? Ailenin bu soruyu sormaya yerden göğe kadar hakkı var? Yetkililer de en erken zamanda yanıt vermek zorundadır
Tam on ay önce 14 Haziran 2007'de sabah beş buçuk sıralarında Güzelyurt'ta bir kaza olmuştu. Süleyha Bolçocuk, arkadaşlarıyla sağlıklı yaşam için yürüyüş yaparken Osman Kırmızı'nın kontrolden çıkan aracının kendine çarpması sonucu yaşama gözlerini yummuştu.
Osman Kırmızı'nın babası Yakup Kırmızı ile en az 35 yıl geriye giden bir arkadaşlığım var.
Baba yüreğinin böyle bir olayda nasıl gel gitler yaşadığını çok iyi anlarım.
Ancak anladığımı söyledikten sonra büyük harflerle kocaman bir "AMMAAAAAAAAA!" derim.
Çocuklarımızı suç nitelikli davranış noktalarında göstereceğimiz hoşgörü onlar için iyi mi yoksa kötü mü?
Eğer çocuğumuz dahi olsa sicilinde benzer suçların birikimi varsa o birikmede "Aman oğlum, aman kızım" diyerek şımartmalarımızın payı çok büyüktür.
Eğer çocuklarımızı toplumda sorun, tehlike yaratmadan var olmasını sağlayamazsak susup, ortak toplumsal kurumların, adaletin bazı analarının, babaların yapamadığını yapmasını kabul edeceğiz.
* * *
Süleyha Bolçocuk'un ailesi dün Başbakan Soyer'e bir mektup yolladı. Dağıtımını da Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Savcılık ve Polis Genel Müdürlüğü'ne yaptılar.
Kazayla ilgili detay anımsatması yapılan mektuptan bazı bölümleri sizlerle paylaşmak isterim:
" Detayları yukarıda belirtilen trafik kazasına sebep olan Osman Kırmızı'nın, olayın ardından tam on ay geçmesine karşın henüz yargılanmamasından dolayı, olayda yaşamını yitiren merhume Süleyha Bolçocuk'un mağdur olan tüm ailesi adına hem derin üzüntü duyduğumuzu hem de hala çok huzursuz olduğumuzu dikkatinize getirmek istiyorum.
... Ölümle sonuçlanan olayda, Polisin yaptığı açıklamaya göre (KIBRIS Gazetesi, 15 Haziran 2007, Cuma, Sayfa 17), 14 Haziran 2007 tarihinde, sabah saat 05:30 sıralarında, meydana gelen korkunç kazada, aşırı süratli ve alkollü, 25 yaşındaki Osman Kırmızı, GS 932 plakalı otomobilin direksiyon hakimiyetini kaybetti ve banket içinde yürüyüş yapan Süleyha Bolçocuk (53) ile Nermin Ersoy'a (61) çarptı. Süleyha Bolçocuk olay yerinde yaşamını yitirirken, Nermin Ersoy yaralandı; Birsen Yarkın ise kazayı yara almadan atlattı.
... Yüksek alkollü, aşırı süratli ve sigortasız bir sürücünün sabahın geç saatlerinde, yolun karşı tarafında, banket üzerinde sabah yürüyüşü yapan kadınlara çarpması ve Süleyha Bolçocuk'un ölümüne sebep vermesi olayının ardından tam on ay geçmesine rağmen henüz yargı karşısına çıkarılmaması, hem üzücü hem de oldukça düşündürücüdür. Buna benzer bir olayın Avrupa'da yaşanması durumunda, zanlının derhal tutuklanarak çok kısa bir tarihte, ağır ceza mahkemesinde yargılandığını ve yargı kararının derhal uygulandığını hatırlatmakta yarar görüyorum.
... Ülkemizde yaşanan bu denli korkunç kazalara sebep veren sürücülerin hemen yargılanmaması, kanunsuz, dikkatsiz ve alkollü sürüş yapanları doğal olarak cesaretlendirmektedir.
... Olayın ardından tam on ay geçmesine rağmen, KKTC Polisinin, Osman Kırmızı'ya karşı henüz hukuk süreci başlatmamasını anlayabilmenin asla mümkün olmadığını ayrıca, ülkemizdeki hukuk düzeninden bu konuda hala adalet beklediğimizi de özellikle vurgulamak istiyorum.
... Olayda vefat eden Süleyha Bolçocuk'un mağdur olan tüm ailesi adına, konunun yeniden ele alınıp tahkikatın geliştirilmesini ve ölüm olayına sebep veren Osman Kırmızı'nın hala yargılanmamasının nedenlerinin detaylı olarak araştırılıp kamuoyuna açıklanmasını ve zanlının derhal yargı karşısına çıkarılıp adalete teslim edilmesini talep ediyorum."
* * *
Bir söz var... ALLAH KİMSEYE VERMESİN...
Bu olay iki taraf için de acı.
Süleyha Bolçocuk, yaşamını yitirdi. Geri hayata dönmesi mümkün değil. Değil on ay, onlarca ay, onlarca yıl geçse de onu bilen yakınları acısını unutmayacak.
Osman Kırmızı'nın hem kendi hem de ailesi için çok zor bir durum söz konusu. Benzer durumda adaletin yerine gelmesini ısrarla savunduğum zaman o olaydaki suçlunun ailesi, "Ölen öldü benim çocuğumda hapislerde mi çürüsün?" içerikli bir tepki koymuştu.
Onların penceresinde olaya öyle de bakılabilirdi. Ancak ana-babanın bu yaklaşımı duygusal terazinin tartısıydı, adaletin değil.
Süleyha Hanım'ın ailesini tepki koyma noktasına getiren, benzer durumlarda hızlı çalışan yargı mekanizmasının kendi konularında "topallamasıdır."
Süleyha Bolçocuk'un ölümüne neden olan kazadan sonra yer alan ölümlü başka trafik kazalarında yargı süreci çalıştı, hala çalışan örnekler de var. Peki Süleyha Bolçocuk'un dosyası on aydır niye tozlu raflarda? Ailenin bu soruyu sormaya yerden göğe kadar hakkı var? Yetkililer de en erken zamanda yanıt vermek zorundadır.
Günün sözü:
Geciken adalet, adalet değil
|