|
Bugüne kadar sorunlarımızı ve isteklerimizi defalarca sözlü ve yazılı olarak amir ve müdürlerimize iletmiş olmamıza rağmen hiç kimse bizimle ilgilenmek istemedi.
Ülkemizde birçok sendika, memurlar, öğretmenler, doktorlar, işçiler çeşitli sebeplerden dolayı grev yapıp haklarını ararken bizler bir şeylerin değişmesi için dua etmekten başka hiç bir şey yapamıyoruz çünkü bizler grev yapamayız, sendikaya üye olamayız, sesimizi çıkartamayız, yani bizler hakkımızı aramaya layık insanlar değiliz.
Dün Doğu Akdeniz Üniversitesi'ndeydim. Kariyer Günleri çerçevesinde öğrencilere gazetecilik üzerine konuştum, bir anlamda deneyimlerimi paylaştım. DAÜ'deki sunuşum ve öğrencilerle iletişimimi yazacaktım size bugün. Bir telefon konuşmasıyla yarına bıraktım.
Mağusa'dan eve yeni gelmiştim... Bir telefon... Daha ilk sözünden sesindeki titremeyi algıladım... Ciddi bir psikolojik travmanın izleri vardı sesinde... Arayan Polis Sivil Hizmet görevlilerinden biriydi. Daha anlaşılır yazayım, geçiş kapılarında görev yapan memurlardan... Kötü çalışma koşullarından bahsetti... Konuşmasını sürdürürken resmen ağladı... "Sıkıntılarınızı yaz aynen yayımlayım" dedim... Yazdı yolladı... Kapılarda görevli Sivil Hizmet görevlilerinin de polislerin de durumu aynıdır...
Lokmacı o en zor günlerinde siyasiler tarafından neredeyse hiç anımsanmadı... Lokmacı - Arasta - Asmaaltı esnafı kan ağlarken yüzlerine basından başka kimse bakmadı... Şimdi kapı açıldı, "Hala Sultan'ı" ziyaret eder gibi ziyaret için sıraya girdiler... Esnafın kasasına üç kuruş girdi ya onun siyasi rantı peşindeler...
Ama oralara giderken kapılarda adeta "köle" koşullarında görev yapanların tarafına bakan yok... Orada ihtiyaç KÖTÜ GÜN DOSTUNA çünkü...
Sözü fazla uzatacak değilim...
İşte kötü çalışma koşulları nedeniyle psikolojisi bozulan Polis Sivil Hizmet görevlileri adına gelen mektup... Sorunlarına karşı toplumsal dayanışma hissini vermek için yazısını bugünden sizlere aktarıyorum. Okuyun ve kararı siz verin:
" Ülkemizde son zamanlarda GKRY bölgesine geçmekte kullandığımız sınır kapıları özelliklede Lokmacı barikatının açılmasıyla devamlı gündemde olup bu olumlu gelişme her iki toplumun halkı tarafından memnuniyetle karşılanmakta ve her gün binlerce insan bu sınır kapılarından geçiş yapmaktadır.
Ben de bu sınır kapılarının birinde görev yapmakta olan bir Polis Sivil Hizmet görevlisi memuruyum, bizlerde tüm insanlar gibi bu olumlu gelişmeyi mutlulukla karşılamak istemekteyiz ancak bu bizim için imkansız bir şey, adeta bir işkence çünkü;
- Biz izine çıkmak için 10-14 gün durmadan çalışmak zorundayız, işlerimizi ve sosyal aktivitelerde bulunmak için bize verilecek 2 gün izini hak etmek için, ülkemizde hangi sektörde bir insanın 10 gün aralıksız çalıştığı görülmüş?
- Lokmacı barikatının da açılmasıyla birlikte günlerce beklediğimiz hafta sonu izinlerimiz de kesilmeye başlandı.
- Çalışma saatlerimizin 12-24/12-48 şeklinde düzenlenmesi için adeta yalvardık ama kimse bizi dinlemek istemedi ve bu işkenceyi çektirmeye devam etti.
- Çalışma sistemimizden dolayı ailemizle hafta sonu geçirmek için 6 hafta beklemek zorundayız
- Bizler izinli olduğumuzda bile ailemiz ve arkadaşlarımız Güney Kıbrıs'a giderken arkalarından seyretmek zorundayız çünkü Güney Kıbrıs'a 1 saat gezmek için gitmek istesek bile hiç anlam veremediğimiz bir sebepten dolayı 7 gün önceden izin formu doldurmak zorundayız. Bazı günler nefes alacak fırsatı bile bulamadan zor şartlar altında çalıştığımız bu sınır kapılarında geçiş işlemlerini yaptığımız binlerce insan gibi Güney Kıbrıs'a özgürce geçiş yapma hakkımız hiçbir mantıklı sebep olmadan elimizden alınıyor, demokrasi ve sivilleşmeden bahsettiğimiz bu günlerde bunun sizce ne mantığı olabilir?
- Hasta olamıyoruz çünkü eğer hasta olup rapor gönderirsek günlerce beklediğimiz yasal izinlerimiz kesiliyor.
- 1 hafta boyunca 15:00-23:00 saatleri arasında çalıştığımızda bir bayram gününde dahi sevdiklerimizle vakit geçiremiyoruz, ailelerimizden ve dostlarımızdan 1 hafta ayrı kalıyoruz çünkü bizler uyandığımızda onlar evde olmuyor bizler eve geldiğimizde onlar çoktan uyumuş oluyor, yeni doğmuş bir çocuğu olan bir insanın ya da evli bir çiftin bir hafta ailesinde uzak yaşatmaya kimin hakkı var acaba?
- Elverişsiz çalışma saatlerimizden dolayı vardiya değişimi olacağı zamanlar işten sonra evimize geldiğimizde 3 saat kadar kısa bir süre dinlendikten sonra yeniden işe gitmek zorunda kalıyoruz acaba Allah korusun birimizin uykusuzluktan kaza yapıp ölmesini mi bekliyorlar.
Bu elverişsiz, insan psikolojisini bozan çalışma sistemi ve yasakçı kurallara karşı hepimiz oldukça yorulmuş olup fırsat bulan arkadaşlarımız ya 25.000 YTL' ye yakın bir tazminat ödemeye mahkum edilip başka bir kamu kuruluşunda çalışmaya başlıyor ya da kamu görevinden tamamen men edilmeyi dahi göze alıp 30 gün işe gelmeyip kovulmayı tercih ediyor çünkü hiçbir insan bu koşullar altında 25 yıl çalışıp emekli olacak gücü kendinde bulamaz.
Bugüne kadar sorunlarımızı ve isteklerimizi defalarca sözlü ve yazılı olarak amir ve müdürlerimize iletmiş olmamıza rağmen hiç kimse bizimle ilgilenmek istemedi.
Ülkemizde birçok sendika, memurlar, öğretmenler, doktorlar, işçiler çeşitli sebeplerden dolayı grev yapıp haklarını ararken bizler bir şeylerin değişmesi dua etmekten başka hiç bir şey yapamıyoruz çünkü bizler grev yapamayız, sendikaya üye olmamayız, sesimizi çıkartamayız, yani bizler hakkımızı aramaya layık insanlar değiliz.
Bu ülkede insanların bazı haklara ulaşabilmesi için illa grev yapması, gazete ve televizyonlara çıkıp haykırması mı lazım?
Bizler ek mesai ya da maaşımıza zam istemedik, tek istediğimiz ailemiz ve dostlarımızla biraz daha fazla vakit geçirebileceğimiz, sosyal hayatımızı kısıtlamayan, özel işlerimizi de rahatça halledebileceğimiz uygun bir çalışma sistemi ve özel hayatımızı kısıtlayan bazı kuralların kaldırılmasıydı. Ancak bunu yapmak yerine hepimizi sinir hastası etmeye devam ettiler.
Şimdi sizlere soruyorum;
Bizlere bu çileyi çektirmeye kimin hakkı var?
Umut ediyorum ki yeni sınır kapılarının açılmasına verilen önem bu sınır kapılarının kabinlerinde aralıksız olarak çalışan memurlara da verilir ve bir gün bizi insan yerine koyup sorunlarımızla ilgilenecek bir yetkili ortaya çıkar. Yoksa bu gidişle sadece sınır kapıları kalacak ancak kabinlerde işlem yapacak memur bulunamayacak.
Değerli vaktinizi ayırıp yazımı okuduğunuz için teşekkür eder ve sorunlarımıza ışık tutmanızı içtenlikle temenni ederim."
Günün sözü:
İnsanoğlunun makamı yükseldikçe utancı azalır
|