|
Lokmacı Kapısı'nın karşılıklı geçişlere açılması ve yoğun geçiş trafiği yaşanması görevlileri yordu.
Önceki gün kapılarda görevli Polis Sivil Hizmet Görevlileri adına gönderilen bir mektubu sizlere aktardım.
Aynı gün Polis Genel Müdürü arayıp konuyla ilgili görüşlerimi paylaşmak istediğini belirtti.
Dün sabah Polis Genel Müdürlüğünde görüştük.
Günay Özan'ın duyarlılığını biliyorum. Yazılanlardan rahatsızlık duysa da tepkisini hoşgörü ile harmanlayarak yansıtır.
En önemlisi bulunduğu görev noktasının bazı bilgileri gizlemeyi gerektirmesine karşın, hiç bir şeyi gizlemeden paylaşan bir Genel Müdür izlenimi veriyor.
Bazı belgelerin kopyalarını verirken bazılarını da sadece göstererek bilgiye ulaşıma imkân sunuyor.
* * *
Yazılanları dikkatle okuduğunu söyledi önce ve ekledi: " Polis Sivil Hizmet Görevlileri, polis olmasalar da polis teşkilatının mensuplarıdır. Devlet dairelerine göre daha disiplinli çalışma koşullarımız var. Buna uyum sağlama sorunu olan sivil çalışanlarımız var sanıyorum. Haftalık çalışma saatleri yazın 35, kışın ise 40'tır. Bana ulaşan bilgiler bu saatlerin dışına çıkılmadığı yönündedir."
Tam bunu söylerken, susup Lefkoşa Polis Müdürü Pervin Gürler'i arayıp bilgiyi bir kez daha onayladı.
Ancak bir ek bilgi daha verdi: "Lokmacı'daki yoğunluk nedeniyle Ledra Palas sınır kapısından Lokmacı'ya eleman aktarması yaptık. Bu arada Lokmacı'daki sorumlu arkadaşımız çalışanlara 26 yeni istihdam gerçekleşene kadar fazla çalışma zorunluluğu olursa bu fazla çalışmaya karşılık izin verileceğini söyledi. Münhalimiz var çok kısa sürede 36 yeni Polis Sivil Hizmet Görevlisi alacağız. Onları aldığımız zaman işlerimiz daha verimli hale gelecektir."
Polis Genel Müdürü Günay Özan'a polislerin ve sivil hizmet görevlilerinin güneye geçiş koşullarını da sordum. Şu bilgiyi verdi: "Kapılar yeni açıldığı zaman yayınlanan talimatla güneye geçecek polislerin yedi gün önce bağlı bulunduğu müdürlüğe yazılı başvurusu gerekiyordu. Uygulamalar sonunda gördük ki yedi gün pratikte sorun yaratır. Şimdi aynı gün başvuru yapıp aynı gün geçiş yapmaları mümkündür. Aileleri bu uygulamanın dışındadır. Bu uygulama yapma nedenimiz ise Polis Teşkilatı'nın izin kuralıdır. En çok %10 personelimiz izinli ve KKTC dışında olabilir. Acil durumda hangi elemanlarımızın nerede olduğunu bilmek konumundayız. Güney Kıbrıs da KKTC açısından yurt dışıdır. KKTC sınırları geçileceğine göre bilgimiz dahilinde olması gerekir. Güneye geçişlerdeki uygulamanın nedeni budur."
* * *
Kamu Hizmeti Komisyonu'nda 0.12'lik ince ayar
Peşine söyleyim Kamun Hizmeti Komisyonu'nda Başkan Çetin Uğural ve komisyon üyelerine güvenimi her koşul altında sürdürmek isterim.
Arka arkaya alınan kararlarla yeni işe almalar ve terfilerde, karar aşamasına kadar hesabı verilebilir ölçülerin esas olduğunu bilirim.
Dün 1. Derece Mesul Diş Hekimi Sınav Sonucu elime ulaştı.
Sözlüde Kıdem, Yabancı Dil, Sicil, Görev esnasında kazandığı nitelikler ve mesleki değerlendirme ile Görevi ile ilgili kendini ifade etme ve genel değerlendirmeden oluşan Sözlü sınav notu ile yazılı sınav notunun detayı var.
Sözlü ve yazılı sınav detaylarından sonra sözlünün %90'ı ile yazılının %10'u buluşturulup sınav sonucu ortaya çıktı.
Başvuru sahibi iki diş hekiminden başarısız bulunanın puanı 71.7, başarılı bulunanın puanı ise 71.82... Yani sonuç 0.12 gibi kıl payı bir farkla ortaya çıktı.
Tepki konulan nokta ise sınav bütünü içindeki tek soyut içerikli bölüm olan görevi ile ilgili kendini ifade etme ve genel değerlendirmede komisyon üyelerinin kanaatleri ile verdikleri puanlar.
Seçilene beş üzerinden 4.8 puan verilirken, sosyal yaşamda ve sağlıkla ilgili meslek kuruluşlarında kamu oyuna yansıyan çalışmaları olan öteki diş hekimine beş üzerinden üç puan verildi.
Orada verilen puanlar sonucu belirledi bir anlamda.
Elimdeki tabloya baktığım zaman sonuçla ilgili ikna ve izaha gereksinim olduğu görüşündeyim.
Uğural, bir yolunu bulup bunu yapmalıdır.
Aksi halde terfi etmeyen de terfi eden de mutsuz olacak...
Barış gazeteciliğinin şimdi tam zamanı
Dün sabah BRT'de Damla Soyalp'ın programına konuktum... Hiç kuşkusuz yaklaşık bir saatlik programın neredeyse tümünde Kıbrıs sorununu konuştuk.
Yolda giderken kendi kendime bir ön hazırlık yaptım. Stüdyoya girmeden kararımı verdim... BARIŞ GAZETECİLİĞİNİN BİR ÖRNEĞİNİ SERGİLEYECEKTİM. Pozitif yaklaşımla, iki toplumlu düşünce üretmeye gereksinim olan bir dönemden geçiyoruz.
Talat'ın KKTC Cumhurbaşkanı seçilmesinden zararlı çıkan yok. Talat'ın en çok eleştirilen duruşu bile Rauf Denktaş zamanından iyidir.
Zorlukları var... Ben de eleştiririm ama sonunda Talat'ı asla Denktaş'la aynı kefeye koymam.
Hristofyas'ı da Papadopulos'la aynı kefeye koymam.
Görüşmelerin erken olumlu sonuç vereceğini sanmam. Ama Kıbrıs sorununda, iki toplum ilişkilerinde daha iyiye gideceğiz daha kötüye gitmeyeceğiz.
Biz gazeteciler olası tahrik edici demeçlerin üzerine benzin dökmeyeceğiz. Hatta sürece zarar veren demeçleri duymazlıktan da gelebilmeliyiz.
Şimdi barış gazeteciliğinin tam zamanı... Biz barış gazeteciliği yapıp, liderlerden de barış politikacılığı talep edeceğiz.
Dostları Levent Soykut'u unutmadı
Levent Soykut, spor dünyasından iş dünyasına kadar geniş bir yelpazede iz bırakan bir arkadaşımız... Tam yedi yıl önce 17 Nisan 2001'de Palm Beach Hotel'de cinayete kurban gitti.
Ölümü ona kimse yakıştırmadı.
Dün ölümünün yedinci yıldönümüydü... Özel davet olmaksızın ailesi ve dostları mezarı başında toplandık...
Önce aile adına kardeşi Erhan Soykut konuştu... Ardından sırasıyla DP Genel Başkanı Serdar Denktaş, Lefkoşa Belediye Başkanı Cemal Bulutoğluları, Antrenörler Derneği Başkanı Süleyman Göktaş duygularını özetledi. Son söz için bana davet yapıldığından zaman tünelinde hızla yıllarca geriye gittim. Levent'i Levent'in mertliğini, cesaretini, dürüstlüğünü ama en önemlisi insanlığını düşündüm.
Uzun konuşmadım... Hatta en kısa konuşmayı yaptım... Bir kez daha emin olarak söyleyim ki Levent Soykut, kısa ömründe iz bırakacak işler yaptı. Yaşasaydı çok daha işler başaracaktı toplum için... Ama Levent'i yaşatan yaptıkları ve yapacakları değil insanlığıydı... O noktada herkes hemfikir oldu dün bir kez daha...
Günün sözü:
İnsanlar eserleri kadar ölümsüzdür
|