|
Koruyucu sağlık önlemleri anlayışıyla su sorununa yaklaşılmalıdır.
Şişelendirilmiş sulara yönelik denetimler çağdaş önlemler sıralamasında ön sırada olamaz.
Su şişeleme tesislerinde asgari değil azami alt yapı koşulları istenmelidir.
Hatta tesislerin alt yapı koşullarına göre şişe sularının ve damacanaların üzerinde ayırt edici, oluşturulacak kurulun vereceği yıldız ve benzeri işaretler konulsun.
Yapılan denetimlerde şişelendirdiği su sağlık açısından sakıncalı bulunan işletmelerin yıldızı ya da derecesi düşürülsün.
Çocukken ağzımızı çeşmeye dayayıp kana kana su içmek inanılmaz güzeldi.
Çeşmeden akan su şeker gibiydi. Hele oynayıp yorulduktan sonra çeşmeden içilen su, sudan öte hayat kaynağı gibiydi.
Aslında biraz daha gerilere gitmek de mümkün.
K. Kaymaklı'da ve daha pek çok yerleşim yerinde evlerde çeşmelerden su akmasının 50 - 55 yıllık geçmişi var.
Kaymaklı'da ortak çeşmede insanların tenekeleriyle su kuyruğuna girdiğini hayal meyal da olsa anımsarım.
Ancak şunu belirteyim yıllar öncesine gidildiği zaman kimsenin aklına bir gün içme suyunun satın alınacağı, bakkallarda su satılacağı gelmezdi.
İçme sularının satın alınması çeşmelerden akan suyun kalitesiyle ilgili takibi geriletti.
Yerel seçimlerde çeşmelerden içilecek kalitede su akacağı sözü özel bir değer taşımadı.
Anlayacağınız çeşmelerden su içme defterini kapattık.
* * *
Halkın zorunlu yönelişi içme suyunda piyasa yarattı.
Su pastası oldukça büyük.
Bu pastadan pay almak için ciddi yatırım yapanlar yanında neredeyse lastikle ya da benzin pompası gibi cihazlar su dolduranlarda var.
Sonuçta çeşitli boylarda plastik şişe ve damacanalar dış görüntü olarak bir birine yakın.
Kimse o suların hangi koşullarda şişelendiğini de bilmiyor.
Hemen burada not düşeyim, yurt dışından gelen ve ünlü sayılacak markalar da görsellik bakımdan aynı grup içindedir.
* * *
Gerekli denetimlerin eksiksiz yapıldığını kabul edelim. Ancak mesele denetim yapıp belirli firmalara ait sularda sağlığa uygunsuzluğu saptamak değildir. Mesele daha yolun başında gerekli önlemleri almaktır.
Belli olmuştur ya da biliniyor ki tıpkı süt ürünlerinde ya da tavuk kesim tesislerinde olduğu gibi su şişeleme tesislerinde de her aşamada ciddi sağlık tedbirleri alınması gerekir. Su kolay kirleniyor...
Bu tedbirlerin t'sine sahip olmayan yerlerde şişelenen suların sağlığa uygun özellikte olmama olasılığı her zaman yüksektir.
Allah aşkın bir tarafta neredeyse milyonlarca dolarlık yatırım yapılan tesislerde üretim, öte yanda garajdan bozma yerlerde yapılan şişelendirmeler.
Büyük yatırım yapan kuruluşlarda yatırımın ciddi bir bölümü sağlıklı suyu tüketiciye ulaştırmaya yöneliktir.
Peki yetkililer işletmenin hijyen koşullarıyla, şişelendirilen suyun sağlık açısından taşıdığı risklerin paralel olduğunu bilmez mi?
* * *
Su hayattır.
Kola, meyve suyu ya da alkollü içki yaşam için zorunlu değildir. Ama su zorunludur.
Koruyucu sağlık önlemleri anlayışıyla su sorununa yaklaşılmalıdır.
Şişelendirilmiş sulara yönelik denetimler çağdaş önlemler sıralamasında ön sırada olamaz.
Su şişeleme tesislerinde asgari değil azami alt yapı koşulları istenmelidir.
Hatta tesislerin alt yapı koşullarına göre şişe sularının ve damacanaların üzerinde ayırt edici, oluşturulacak kurulun vereceği yıldız ve benzeri işaretler konulsun.
Yapılan denetimlerde şişelendirdiği su sağlık açısından sakıncalı bulunan işletmelerin yıldızı ya da derecesi düşürülsün.
O zaman hep birlikte göreceğiz alt yapının nasıl iyileşeceğini.
* * *
Alt yapıdan başlayan tedbirler alınmadan yapılan denetimlerin kamuoyuna yansıma biçiminin artısı yanında olumsuz etkileri de var. Kıbrıs küçük. Yapılan denetimlerde içilebilir nitelikte bulunmayan sular halka duyurulsa bile insanlar ayrıntıyı öğrenme yerine YERLİ SULARDA SORUN VAR şeklinde algılamaya daha yatkındır.
Böyle olunca kurunun yanında yaşın yanmasından da beter bir tablo ile karşılaşıyoruz.
Yerli su tüketiminde kendiliğinden hızlı bir düşüş yaşanıyor.
İnsanlar garanti olsun diye Türkiye'den gelen sulara yöneliyor.
Tam bu noktada bir başka adaletsiz uygulama ile yüz yüze geliyoruz.
Türkiye'den ya da en genel anlamda yurt dışından gelen benzer ürünlerde sağlığa aykırılık hiç bulunmuyor mu?
Tabii ki bulunuyor. Ama onlar genellikle kamuoyuna duyurulmadan imha edilerek "sorun hallediliyor".
Teşhir içerikli duyuru yapılacaksa yerli ve ithal farkı olmaksızın hepsi için yapılacak.
Aksi bir davranış yerli üretim düşmanlığı, yerli üretim yerine ithalatın tercih anlayışıdır.
Halkın sağlığı en başta gelir. Ama halkın sağlığı korunurken adalet terazisini tutan el titrememelidir.
Günün sözü:
Temiz su akar, kirli su kokar
|