|
Niyazi Efendi'yi dün yolcu ettik. Meclis önündeki törene katıldım. Orada bir cenaze töreni yoktu dün. Sonuçta her canlı için ölüm kaçınılmazdır. Niyazi Efendi için yapılan tören onu son yolculuğuna uğurlamaktan öte yamuk yumukluğu, en küçük lekesi olmayan, Türk'ün - Rum'un sonsuz saygı duyduğu onurlu bir yaşama saygı yansımasıydı
1974 Ağustos'unun sonlarıydı.
Kesin tarihi anımsamıyorum.
Barış Harekatı'nın ikincisi de tamamlanmış, bugünkü sınırlar üç aşağı beş yukarı belli olmuştu.
O zaman yayımlanan iki günlük gazete vardı. Biri Halkın Sesi, öteki Bozkurt.
Bozkurt'ta genç bir gazeteciydim.
Savaş günlerinin gazeteciliğini yaşıyorduk.
Olağanüstü günlerdi.
Güney Kıbrıs'la telefon bağlantısı da henüz kopmamıştı.
Gazetenin Güneyden telefon hattı çalışıyordu.
Bir akşam Girne Caddesi üzerinde gazete binasının kapı önünde oturuyorduk. Telefon çaldı, o günün en genci olarak kalkıp telefona baktım.
Arayan bir Rum'du. Bugünkü ismiyle Aydınköylü (Prastyo) bir Rum olduğunu söyledi. O İngilizce bilmiyor ben de Rumca... Sonunda Rumca bilen arkadaşlardan biri telefonu aldı.
Arayan ve sesi korku ve heyecanla karışık dinleyen Rum, Gaziveran'dan Niyazi Efendi ile temasa geçmek istiyordu.
Neden istediğini sorduk. Önce söylemek istemedi. Israr edince söyledi: "Köyden kaçarken paramı ve değerli altın eşyasını toprağa gömdüm, sakladım. Yerini Niyazi Efendi'ye söylemek isterim. Çıkarsın, alsın ve saklasın."
Gaziveran Muhtarı Niyazi Efendi'nin, Niyazi Öztoprak'ın adını ilk kez o akşam işitmiştim. Bir Rum'un savaş ortamında bir anlamda sonsuz güven duyduğu Niyazi Efendi'ye daha hiç tanımadan ben de güven ve saygı duymuştum.
1990'lı yılların ikinci yarısında da tanıştım.
Köylerle ilgili bir araştırma yapıp her Cuma, KIBRIS gazetesinde yayımlıyordum.
Gaziveren'e gittim.
Köy kadar Niyaz Efendi'yi de merak ediyordum. Tanıyınca da anladım ki köy kadar Niyazi Efendi de yazılara değil kitaplara konu olacak bir kişilikti.
Daha ilk görüşümde kendi kendime "Aha gerçek bir Kıbrıslı, gerçek bir efendi" demiştim.
Parayı, zenginliği 1974 sonrası görenlerden değildi.
Omorfo bölgesinde Türk-Rum narenciyenin en büyük girişimcilerindendi. Dönümlerce narenciye bahçesi ta başından örnek alınacak mükemmellikteydi.
Sadece Gaziveren'in değil, tüm bölgenin en zenginlerindendi... Çocuklarıyla beraber çok para kazandı. Ama ne kendi ne de çocukları paranın esiri olmadı.
O ilk tanışmamızdan sonra çok sık olmasa da fırsat bulduğum zaman ziyaret edip saygımı gösterdim.
Bu satırları dün onu son yolculuğa uğurlamanın duygusallığı ile yazmıyorum.
Keşke hayattayken yazsaydım.
* * *
Son iki yıldır Niyazi Öztoprak'ın dört oğlu Enver, Hüseyin, Abdullah ve Hasan'la yılda en az üç kez programlı bir şekilde Gaziveren'de bir araya gelir yemek yer sohbet ederiz.
İlk bir araya geldiğimizde Niyazi Efendi de yaşlılığın kendini gösteren yorgunluğuna rağmen bizlerle birlikte olmuştu.
Güzelyurt'tan Lefke'ye giderken Gaziveren'de yol üstü bahçelerin kenarında bir köy lokantasında buluşmuştuk. Lokantanın yeri onlara aitti ama hiç bir karşılık istemden o köylüye lokanta yapıp işletme fırsatı vermişlerdi.
Hani bir söz var GÖZÜ, GÖYNÜ TOK İNSANLAR... Aynen öyle...
* * *
Niyazi Efendi bana göre hayatı filim olacak kadar Kıbrıslılıkla dolu bir Kıbrıslı olarak doğdu, yaşadı ve kıskanılacak kadar güzel bir ölümle herkese el sallayarak gene Kıbrıslı olarak aramızdan ayrıldı.
Ölümün kıskanılanı olur mu? Niyazi Efendi'nin ki gibi ölüm bence kıskanılacak özelliktedir.
Seksen sekiz yaşındaydı... Ciddi kendini yatağa mahkum edecek hastalığı yoktu... En son yıkandı ve etrafındakilere "Benden bu kadar galiba artık gidiyorum" diyerek son nefesini verdi.
* * *
Niyazi Efendi'nin gözü arkada kaldı mı?
Bence kesinlikle kalmadı.
Evlatlarından hiçbiri onu mahcup etmedi.
Siyasete ilgi duyuyorlar. Bu satırların yazarı olarak bana göre farklı kulvarda siyasi tercihleri var. Nerede siyaset yaparlarsa adam gibi yapıyorlar... Siyasetin kirletemeyeceği kadar kişisel malzemeleri özellikli.
Niyazi Efendi'yi dün yolcu ettik. Meclis önündeki törene katıldım. Orada bir cenaze töreni yoktu dün. Sonuçta her canlı için ölüm kaçınılmazdır. Niyazi Efendi için yapılan tören onu son yolculuğuna uğurlamaktan öte yamuk yumukluğu, en küçük lekesi olmayan, Türkün - Rum'un sonsuz saygı duyduğu onurlu bir yaşama saygı yansımasıydı.
Günün sözü:
En büyük miras, onurlu bir yaşamdır
|