Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Mülkiyet formülümüz var, önereceğiz
KTOEÖS bugün tam gün grevde
Kalpler anneler için çarptı
Kıbrıs'taki "bahar havası"nın başarılı olmasını diliyoruz
Girne'ye yıldız yağacak

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Almanya'dan Okan Ersan'a müthiş teklifler [2]

1 Mayıs ruhu hala on sekizinde delikanlı...

Hasan Hastürer

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   1 Mayıs 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Dün akşam oturdum bilgisayarın başına... Kararım kesin... 1 Mayıs'la ilgili yazacağım... 1 Mayıs ruhunun doğuşunun üzerinden 200 küsur sene geçti. 1 Mayıs ruhu hala on sekizinde delikanlı... 1 Mayıs ruhu bir bayrak, elden ele ileri gitmesi, elden ele yukarı çıkması gereken... O bayrağı taşımak isteyenler ruhunu bilmezse, çekiştire çekiştire parçalarlar... Tıpkı şimdi bizde olduğu gibi...

   

   

    Dün akşam oturdum bilgisayarın başına... Kararım kesin... 1 Mayıs'la ilgili yazacağım... 1 Mayıs ruhunun doğuşunun üzerinden 200 küsur sene geçti. 1 Mayıs ruhu hala on sekizinde delikanlı... 1 Mayıs ruhu bir bayrak, elden ele ileri gitmesi, elden ele yukarı çıkması gereken... O bayrağı taşımak isteyenler ruhunu bilmezse, çekiştire çekiştire parçalarlar... Tıpkı şimdi bizde olduğu gibi...

    Daha çok yazmak istemem bugün... Belki yarına yazarım... Bugün 1 Mayıs işçinin emekçinin bayramı... Ruhuna uygun kabul ettiğim tam iki yıl önce kaleme aldığım yazımı sizlerle paylaşayım...

    Ateşin üstüne bir lenger benzin de ben dökmeyim bugün...

    İşte iki yıl önceki yazım:

    *           *       *

    Bugün 1 Mayıs işçinin, emekçinin bayramı.

    Kısacası emeğin, alın terinin, helal para kazanmanın bayramı.

    Her 1 Mayıs'ta bir başka heyecan duyarım. Yirmili yaşlarıma uçar giderim. Ya da yirmili yaşlarımı hiç eksiksiz yaşarım her 1 Mayıs'ta.

    "Hayatında hiç unutmayacağın beş önemli tarihi söyle", deseler ikisi 1 Mayıs'la başlar. Birincisi 1 MAYIS 1977 TÜRKİYE'DE İSTANBUL TAKSİM MEYDANI. İkincisi 1 MAYIS 2005 KÜBA'DA HAVAN DEVRİM MEYDANI.

    *         *         *

    Emek her türlü üretimin vazgeçilmezi olduğuna göre emeğin bayramı da bayramların en anlamlısı, en büyüğüdür.

    İdeolojiler tarihe karıştı filan laflarına hiç kulak asmayın. Asıl şimdi ideolojik temelde sağlam görüşlere gereksinim var. Çünkü şimdi her bakımdan bir içiçelik yaşanıyor. Sovyetlerin dağılması sonrası ABD tek süper güç kaldı.

    Sosyalizmi başarısız, kapitalizmi başarılı görenlere, gösterenlere hiç ama hiç kanmamak gerekir. Tüm dağınıklığına ve Sovyetlerin şahsındaki çöküşüne karşın sosyalizm hala barış, demokrasi, insanca yaşam ve sosyal devlet anlayışının esin kaynağıdır.

    Sosyalizme sahip çıkmak, sosyalizmi özüne sıkı sıkıya sahip çıkarak çağdaş dünyaya uyarlamak tüm sosyalistlerin görevidir.

    Sosyalizmi propaganda olanaklarını elinde tutanlar "öcü" diye sunmaya çalışabilir. Kimse inanmasın, sosyalizm insanca yaşamın, toplumun tüm kesimlerinin uzlaşı içinde yaşamasının, yurt, bölge ve dünya barışının anahtar bilgilerinin kaynağıdır.

    *          *         *

    Yaklaşık 200 yıl önce 1800'lü yıllarda işçilerin yaşama ve çalışma koşulları insanın kaldıramayacağı kadar ağırdı. Günlük çalışma süresi 18 saate kadar çıkabilirken, çalışanın neredeyse hiç bir güvencesi de bulunmuyordu.

    O günün Amerika'sında on binlerce işçi fabrika çevresinde insanca yaşama uygun olmayan barakalarda,  sağlıksız koşullarda yaşıyor, işçilerin ortalama yaşama süresi, 40'lı yaşları bulmuyordu.

    İşçiler güçlerini birleştirip, örgütlenerek mücadele etmeye karar verdiler. Bu örgütlenmeler daha sonra sendikal örgütlenmelere dönüştü.

    Bütün baskılara karşın 8 saatlik işgünü isteyen ve ücretlerinin düşürülmesini protesto eden işçilerin eylemleri 1886 yılında en üst noktaya ulaştı.

    Başta Chicago olmak üzere birçok kentte işçiler, günde 8 saat çalışma hakkını elde etmek için 1 Mayıs 1886 günü genel grev yapılmasını kararlaştırdılar. 1 Mayıs'ta ülke genelinde 350 bin işçi greve çıktı.

    Grevci işçilerle sokak çeteleri arasında çıkan kavga sırasında polisin işçilerin üzerine ateş açması sonucu 4 işçi yaşamını yitirdi.

    Hükümet ve işverenler, işçi eylemlerini içlerine sindiremiyordu.

    1 Mayıs sonrası işten atmalar, baskılar yoğunlaştı.

    Bu olayların sorumlusu olarak yakalanan 8 işçi liderinden Albert Persons, Adolph Fischer, George Engel ve August Spies idama mahkum edilerek asıldı.

    "8 saatlik işgünü" mücadelesi önderlerinden Albert Persons'un idam sehpasına gitmeden önce çocuklarına yazdığı mektupta şunları yazıyordu:

    "Bu kelimeleri yazarken adlarınızın üstüne gözyaşlarım damlıyor...

    Bir daha hiç karşılaşmayacağız. Ah, sevgili çocuklarım, nasıl içten, derinden seviyor sizi babacığınız.

    Sevdiklerimiz için yaşamakla gösteririz sevgimizi ve gerektiğinde sevdiklerimiz için ölmekle de gösterebiliriz sevgimizi...

    Benim hayatımı ve doğal olmayan haksız ölümümü başkalarından öğreneceksiniz. Babanız, özgürlük ve mutluluk uğruna gönüllü olarak canını vermiş bir kurbandır.

    Size miras olarak şerefli bir ad ve tamamlanacak bir görev bırakıyorum...

    Onu koruyun, bu yolda yürüyün. Kendinize karşı doğru olun, o vakit başkalarına karşı sahte olamazsınız. Yaratıcı, uyanık ve neşeli olun...

    Çocuklarım, değerli varlıklarım; bu mektubu yalnız sizin için değil, daha doğmamış çocukları için ölen bir çok kişinin ölüm yıldönümlerinde de okumanızı istiyorum. Yavrularım, elveda..."

    1888 Aralığı'nda toplanan Amerikan İşçi Federasyonu 8 saatlik işgünü elde edilinceye kadar, her yıl 1 Mayıs'ta kitle gösterileri düzenlemeyi kararlaştırdı.

    Aynı günlerde birbirlerinden habersiz olarak Fransız ve Belçika İşçi Sendikaları Konfederasyonları da sekiz saatlik işgünü için mücadele kararı alıyordu.

    1889'da II. Enternasyonal, 1 Mayıs'ı "İşçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü" ilan etti.

    1919 yılında Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO) kuruluş kongresinde, 8 saatlik işgünü karara bağlandı.

    *         *         *

    Yıl 1977... 1 Mayıs İstanbul'da Devrimci İşçi Sendikalarını Konfederasyonu DİSK'in öncülüğünde Taksim Meydanı'nda kutlanıyor.

    Kutlamaya o günlerin en öndeki sendikal örgütü KTÖS'ü temsilen DİSK'in davetlisi olarak Emirali Özkılıç ve Esat Varoğlu ile katıldık.

    Taksim meydanı herhalde en büyük kalabalığı görüyordu o gün. Yaklaşık 500 bin kişi meydanı doldururken meydana ulaşamayan on binlerce kişi daha vardı.

    Şimdiki ismi The Marmara olan otelin karşısındaki koruluğun meydana bakan yüzünde yüksek bir platform yaratılmıştı. Platformun ortasında DİSK Başkanı Kemal Türkler konuşurken onun sağında konuklar bölümünde bizler de vardık. Her şeyi görüyorduk. Kutlamanın sonuna yakın Sular İdaresi diye bilinin bölümden ilk patlama sesi geldi. O ilk patlama sanki de işaretti, ardından çevredeki tüm binalardan meydana mermi yağmaya başladı. O panik içinde 34 kişi yaşamını yitirdi. O gün işçilerin Kemal Türkleri, etten miğferle nasıl korumaya aldıklarını unutmadım.

    O gün yaşananlar Türkiye Cumhuriyet tarihinin en büyük provokatif saldırısıydı. Saldırı Kontrgerilla tarafından gerçekleştirilmişti.

    O günü bir başka sefere daha ayrıntılı yazmak isterim.

    *          *        *

    1977'den tam 28 yıl sonra geçen yıl ( 1 Mayıs 2005)  1 Mayıs heyecanını bu kez Küba'nın başkenti Havana'ın Devrim meydanında yaşadım. Hem de tam bir milyon insanla birlikte. Hem de efsane lider Fidel Castro'yu da dinleyerek.

    1 Mayıs bir bayram.

    Türkiye'de 1 Mayıs 1977'de meydanı kana bulayanlar bu bayramı niye hazmedememişti? Çalışanın bayramına hala saygı göstermeyenlerin hazımsızlığı neden?

    ... Ve Küba'da 1 Mayıs. Dünyanın dört bir yanından bir milyon insan bir meydana toplanıyor, kimsenin burnu kanamıyor."

   

    Günün sözü:

   

    Her bayrak doğru ellerde yükselir

   204 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
12 Mayıs 2008, Pazartesi   Anacığıma mektubumdur...
11 Mayıs 2008, Pazar   Dev-İş Genel Başkanı Mehmet Seyis'in mektubundan sonra Başbakan Ferdi Sabit Soyer, görüşlerini sizlerle paylaşıyor (2)
10 Mayıs 2008, Cumartesi   "Biber ağacına arı bile konmaz, acıdan bal çıkmaz"
09 Mayıs 2008, Cuma   "I can't go to North Cyprus because I have an askerlik problem!"
08 Mayıs 2008, Perşembe   Seyis'in isyanı
07 Mayıs 2008, Çarşamba   "Kıbrıs'la ilgili haberler okunmuyor." ... Ve Türkiye'ye dönük politika pazarlama
06 Mayıs 2008, Salı   Bir tadım futbol ve Türkiye'de futbolun misyonu....
05 Mayıs 2008, Pazartesi   Tıpkı Mersin10-Turkey adresimiz gibi ve "Kıbrıs'ta sevişen kelimeler"...
04 Mayıs 2008, Pazar   Frank Sinatra'nın My Way'i Kıbrıs'ın şarkısı olur mu?
03 Mayıs 2008, Cumartesi   İstanbul'un keyfi kaçtı... İstanbul'un tadı kaçtı...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1,2550 1,2700
1 STERLİN 2,4500 2,4780
1 EURO 1,9380 1,9580



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Biraz daha az konuşsak

Başaran Düzgün

BİR RUM İLE EVLENİR MİSİNİZ?

Ali Baturay

YENİ BİR YER ALTI ÖRGÜTÜNE İHTİYACIMIZ VAR...

Hasan Hastürer

Anacığıma mektubumdur...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar...(6)

Akay Cemal

Anlaşılmaz tuhaf işler...

Ahmet Tolgay

SKANDALIN YENİ BOYUTU: PARKTA AĞAÇ KATLİAM...

Bilbay Eminoğlu

Bir zamanlar Lefkoşa'nın elektrik fabr...

Necdet Ergün

İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası

Dilek ÇETEREİSİ

Tokel: LAÜ'de hocaların peşinde dedekt...

Uzm. Mine Çağlar

"Mesane kanseri" ve risk faktörler...

Dr. Umut Altunç

Kuzey Kıbrıs'ta Elektro Manyetik Kirli...

Aysu Basri

NEDEN KANSER OLUYORUZ Kİ?

Sevilay SADIKOĞLU

Zaman...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Bir babanın anlatımıyla...

Dr. İsmail KEMAL

Barroso'ya hatırlatmalar

Emin AKKOR

1 Mayıs'mış neyime; işçi, çalıştı, iş ...

Oğuz Metiner

ANA BORCU

Ali Özçil

Sevdiğimiz meyve çilek

Bedia BALSES

"Etnik ve Sentetiği" Sorgulayan bi...

Beste SAKALLI

HAYAT ANNELERİ

Psikolog Ayla Kahraman

BOŞANMA

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

G e l e n e k s e l H E L L İ M Ü r e t...

Osman Ertuğ

"Sessizlik öncesi fırtına" mı?

Bener HAKERİ

Sanatta devamlılık yok

Ata ATUN

RUMLARIN YENİ TEZGAHI

Mehmet RATİP

Büyük Öteki: Köylü ve Cindy seviştikten so...

Dr. Orhan Aydeniz

Toprağa Gömdüğümüz Servet

Harid Fedai

İç Haberler

Cumhur DELİCEIRMAK

İstemez vaad etmeyin cenneti bize dünya ce...





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital