|
Özbek ve arkadaşları Mustafa Kemal Atatürk'ten sonraki liderlerin neredeyse tümünü Türkiye ve Türk ulusuna gerçek anlamda sahip çıkmamakla suçluyor.
Şu anki Başbakan Recep Tayyıp Erdoğan'ı ise ABD Emperyalizmine açıkça teslim olmuş olarak görüyorlar.
MHP'yi ve Genel Başkanları Devlet Bahçeli'yi de ABD'nin dümen suyunda kabul ediyorlar.
1980 12 Eylül Darbesinin ardından Kenan Evren'in Türkiye'de İslami akımların siyasi yükselişine zemin yarattığını çok net olarak seslendiriyorlar
Farklı düşünce sahibi insanlarla buluşup, konuşmaktan müthiş keyif alırım.
Karşımdakileri Kıbrıs ağzıyla şiddalamaya, dürtmeye bayılırım. İçimdeki muzip çocuk bu tür ortamlarda en öne çıkar, içinden geldiği gibi konuşur...
Karşımdakileri tahrik etmeye bile inatla çaba harcar. İçimdeki çocuk öne çıkınca sohbet bir müddet sonra farklı bir samimiyet kazanır.
Dün akşam üzeri bu bağlamda belki de en harika sohbetlerimden birini yaptım.
* * *
Türk Metal ve Uluslararası Avrasya Metal İşçileri Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Özbek'i bilmeyen ya da ismini duymayan yok.
Bizim gibi sol düşünce kökenli olanlar için Mustafa Özbek ve onunla siyasal uyumlu arkadaşları tam karşı tarafta kabul edilir.
Bir zamanlar sağcılara göre karşı tarafta olan "komünist", sol taraftan bakıldığı zaman milliyetçilikle birlikte sağ düşüncesini şekillendirenler "faşist" olarak isimlendirilirdi.
Komünist ya da faşist ne demek olduğunun doğru anlamıyla bilinip kullanılması da pek önemli değildi.
Havva Halam'ın kızı Zehra Aba, bundan 5-6 yıl önce Fatma Teyzem'e gidip, "Duydu mu be Fatma?" demiş. Teyzem de "Neyi?" diye tek kelimelik bir soruyla yanıtın devamına fırsat vermiş. Zehra Aba devam etmiş, "Salih Dayımın Hasan, komünistmiş."
Yaşlı başlı Zehra Abacığıma mahalleden sağ kökenli birileri böyle demiş. O da manasını hiç bilmeden o yılların derin propagandasının etkisiyle beni kendi değer yargılarına göre en uç, kabul edilmesi mümkün olmayan bir yerlerde algılamış.
O kolay tanımlama yolunu tercih edersek Mustafa Özbek, "Faşodur!."
* * *
Dün öğleden sonra Alsancak'taki River Side Tatil Köyüne gittim.
Önceki gün Cumhurbaşkanı Talat, Başbakan Soyer ve Çalışma Bakanı Adem'e nezaket ziyaretinde bulunan Uluslararası Avrasya Metal İşçileri Federasyonu'nun XXVI. Merkez Komite Toplantısı dün yapıldı.
Cumartesi olmasına rağmen sabah sekiz buçuktan başlayarak yoğun bir programım vardı.
Ama kafama takmıştım, mutlaka habersiz bir şekilde River Side Tatil Köyüne gidip şansım yaver giderse Mustafa Özbek ve arkadaşlarıyla sohbet edecektim.
Saat 15.30 gibi gittim.
Toplantı ve yemek bitmişti.
Resepsiyondakilere göre birkaç kişi kahve içiyordu.
Kamu - İş Başkanı Çaluda'yı telefonla aradım. "Pek fazla biri yok ama toplantının yapıldığı salona gel birer kahve içelim" dedi.
Tesisin, güneye, dağa doğru bölümündeki salona gittim.
Üç dört kişi vardı.
Kahveler sipariş edildi. Sohbete hafif başladık.
Biraz sonra sohbete Mustafa Özbek'in danışmanlarından Doç. Dr. Yaşar Hacısalihoğlu katıldı.
Hacısalihoğlu, ekibin strateji uzmanı.
Mesafeli bir duruşla sohbeti ısındırmaya çalışırken Mustafa Özbek geldi.
Özbek'in gelişi en yalın tanımlamayla "Hoşuma gitti."
* * *
İki saate yakın sohbet ettik.
Türk - Metal'in genel duruşunu filan konuşmak gündemimde yoktu.
Türkiye'de yeni bir milliyetçi akımın ön saflarında Mustafa Özbek ve arkadaşları var. Sorularımla onları şiddalayarak birinci ağızdan düşüncelerini dinlemekti amacım.
Özbek ve arkadaşları Mustafa Kemal Atatürk'ten sonraki liderlerin neredeyse tümünü Türkiye ve Türk ulusununsa gerçek anlamda sahip çıkmamakla suçluyor.
Şu anki Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı ise ABD Emperyalizmine açıkça teslim olmuş olarak görüyorlar.
MHP'yi ve Genel Başkanları Devlet Bahçeli'yi de ABD'nin dümen suyunda kabul ediyorlar.
1980 12 Eylül Darbesinin ardından Kenan Evren'in Türkiye'de İslami akımların siyasi yükselişine zemin yarattığını çok net olarak seslendiriyorlar.
Konuşmalarına bakıyorum, mücadelelerinin "Emperyalizme, sömürüye karşı" olduğunu nutuk atar gibi söylüyorlar. Bir zamanlar solcuların tekelinde olan kelimeleri kullanıyorlar.
Mustafa Özbek çok açık olarak şunu söylüyor: "Çağdaş Türk milliyetçiliği Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti'nin varlığı ve geleceği için şarttır."
Bunu ifade ederken Atatürk'ün 20 Ekim 1927'deki ünlü gençliğe hitabesinden şu bölümü anımsatıyorlar: "Bütün bu şerâitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir."
* * *
Mustafa Özbek'e bir yanda milliyetçiliği bayrağını taşıyıp öte yanda 84 ülkeden üyesi bulunan Uluslararası Avrasya Metal İşçileri Federasyonu Genel Başkanlığının nasıl buluştuğunu da sordum.
Önce güldü sonra ekledi: " Bizler kafatasçı milliyetçi değiliz. Çağdaş Türk Milliyetçiliğinin temelinde ırkçılık yok ki. Biz Türkiye Cumhuriyeti'ne Türk Ulusunun sahip çıkmasını savunuyoruz. Her ulusun kendi ülkesine yönelik her türlü işgale kadar varan saldırganlara karşı direnmesini isteriz. Bu yaklaşımım emperyalist düşünce sahipleri dışında kimi rahatsız edebilir ki?"
* * *
Özellikle Mustafa Özbek'in dinlerken hayretler içinde kalacağım yeni şeyler öğrenmedim. Ama Türkiye'de işlerin ne kadar karıştığını çok iyi anladım...
Cumhuriyet Gazetesi, Türkiye'de yıllarca solcuların en başta okuduğu gazete.
Türkiye'deki değişime rağmen Cumhuriyet yerinde kalıp ulusalcılığını daha fark edilir hale getirdi. Cumhuriyet haftada bir gün Türk - Metal'in kardeş kuruluşlarının katkılarıyla hazırlanan Strateji ekini okurlarına ulaştırıyor.
Aynı Cumhuriyet, Deniz Gezmiş - Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın idam edilerek öldürülmelerinin yıl dönümüne en fazla değeri veriyor.
İki saatin sonunda not ettiğim birkaç sonuç şu...
Türkiye'de AKP'nin işi çok zor.
Türkiye'de siyasal yapı yeniden oluşacak. Bu olurken son 30-40 yılın öne çıkan siyasi oyuncuları düne göre değil bugüne göre yerlerini alacak.
Bu süreç ne kadar sancılı olacak, ağır bedeller ödenecek mi? İşte bu sorunun yanıtı en zor sorulardan biri.
Çok yakın bir gelecekte AKP, MHP, CHP ve askere yakın çevrelerle de konuşmak istiyorum. O konuşmalardan sonra Türkiye'nin fotoğrafını daha iyi çekmiş olacağım.
Günün sözü:
Egemenliğin güç kaynağı farklılaşırsa, iktidarın kaynağı da farklı olur
|