Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
SİNEMALARDA GÖSTERİMDE OLAN FİLMLER
Gönyeli KTSYD Kupası'na da göz dikti: 7-6
Cihangir Turan ile turladı:1-0
BİR YASTIKTA 50 YIL
Rum yönetimi, 100 bin Euro'ya kadar olan mevduatlara teminat verecek
Simitis: Her iki tarafın da çıkarlarına saygı gösterilmeli
Basketbol hakemleri hazırlıklarına başladılar
Kara Kitap
DİSİ: Rumlara hizmet edecek bazı takvimler var
PORTRE BARMEN Hüseyin Dermuş

YORUMLANANLAR
Avukatlara getirilen yasak hukuka aykırı [1]
Çiftçi ve hayvancıya DESTEK PAKETİ [1]
UBP anahtarı UBP'lilerde olmalı [2]
Büyük sınav [1]
Gazimağusa'da 26 köyde elektrik kesintisi yapılacak [1]
Mahkemelerden rekor cezalar [1]
Küfür etti diye öldürüyordu [1]
Bulutoğluları: Artık ipler koptu [2]
4 ay hırsızlıktan arandı adaya girerken yakalandı [1]
14 yaşındaki kızla cinsel ilişki [3]



Otuz dört sene yetmedi...

Hasan Hastürer

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   20 Temmuz 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Ganimetçilik anlayışında adaletin, alın terinin yeri yoktur.

Ve ganimete alışan her zaman ganimetleyecek bir şeyler arar.

Acı ama gerçek ganimet yerken toplum olarak kötü sonuçlar ortaya çıkaran bir başka travma geçirdik. 1963 travması toplumsal dayanışma ve kader birliğini beslerken, 1974 ganimet travması toplumsal birlik, beraberlik ve dayanışma anlayışını temelden dinamitledi

 

 

 Geriye dönüp şöyle bir bakıyorum... 15 Temmuz ve ardından 20 Temmuz'un üzerinden tam otuz dört sene geçmiş.

 1963'ü bedel ödeyerek yaşayanlardanım...

 1963'ün üzerinden de kırk beş sene geçti...

 1963 Aralık'ında Samson'un kumanadasındaki EOKA'cılar saldırmıştı K.Kaymaklı'ya. O güne kadar göçmenlik pek yoktu günlük dilimizde... Buz gibi soğuk bir Aralık akşamı evimizden hiç bir şey almadan Hamitköy'e gitmiştik. Giderken geri dönmemek aklımızın kenarında yoktu. Ama gidiş o gidiş oldu. Geri dönemedik. Göçmen olduk. Göçmenliğin ne demek olduğunu 1963 göçmenliğini yaşayanlar bilir. Kalacak evi boşverin, bir insanlık yer bulmak imkânsızdı.

 1963 de hiç kuşkusuz toplumsal travma nedeniydi. Ama o travmayı yaşarken cefa paylaşıldı.

 Cefa paylaşılırken güç sahibi olanlar cefadan daha çok pay istemedi tabii. O nedenle paylaşım kolayca adil oldu.

 ***

 1963'ün üzerinden on bir yıl geçti, 20 Temmuz 1974'ü yaşadık bu kez.

 On beş Temmuz'da Makarios'a karşı yapılan darbe Türkiye'ye müdahale hakkı verdi. 20 Temmuz sabahı şafakla birlikte Türk Silahlı Kuvvetleri adaya çıktı.

 Birinci ve İkinci Barış Harekâtı sonrasında şimdiki sınırlar berlilendi.

 İki yüz bin dolayında Rum, Güney'e göç etti.

 Güneyden, Kuzey'e gelen Kıbrıslı Türk sayısı ise göç eden Rumların dörtte biri kadardı.

 Ganimetin ne olduğunu 1974'te öğrendi Kıbrıs Türk Toplumu.

 200 bin Rum'un evini yerini, malını mülkünü ganimetledik.

 Ganimet yedik toplumca.

 Cefanın paylaşımında kendiliğinden oluşan adalete karşılık ganimette adalet olmadı. Suyun başında olanlar ganimetin büyük parçalarını aldı.

 1974'ün göçmenliği de 1963'ünküne benzemedi.

 Çok ama çok küçük bir azınlığın dışında herkes Güneyde bıraktığından çok daha iyi eve yerleşti.  Ama daha iyi eve yerleşme ganimette adil paylaşımı beslemedi.

 Bizler 1963'te bir battaniye bulsak bayram ederken 1974'te mutlulukla anlık yaşandı.

 Bir aile kendilerine verilen eve yerleşirken bayram yaptı ama bir başka tanıdıklarına verilen evin örneğin mutfağının az büyüklüğü onların bayramlarına noktayı koymaya yetti. Çünkü güneyde bırakılanla kıyas yapıldığı zaman o küçük fazlalık bile mutsuzluk nedeni olmaya yetti.

 İnsanların ötekinin sahip olduğuna sınırlı saygı göstermesi bile çok uzun zaman aldı. Çünkü sonuçta herkesin elindeki Rumun ganimetiydi...

 Emek harcamadan elde edilenler, toplumun haksız, adaletsiz sahip olma anlayışını besledi.

 Kısaca 1974'te yenilen Rum'un ganimeti Kıbrıs Türk Toplumunun tüm değer yargılarını yerle bir etti.

 Son otuz dört yılda hayatın her alanında yaşadığımız çirkinliklerin temelinde ganimet yemenin etkisi olduğundan hiç kuşkum yok.

 1974'te Rum'un ganimetini yiyenler daha sonra her fırsatta ganimetleyecek bir şeyler aradı.

 Günlük hayatın akışı içinde sıradan ilişkilerden siyaset dünyamıza kadar her yerde ganimetçilik egemen oldu.

 Otuz dört yıl önce Rum'un malını mülkünü ganimetleyerek elde edilen alışkanlık şekil değiştirerek seçim ganimetçiliğine kadar ulaştı.

 Yapanın yanına, tutanın eline kaldı.

 Ganimetçilik anlayışında adaletin, alın terinin yeri yoktur.

 Ve ganimete alışan her zaman ganimetleyecek bir şeyler arar.

 Acı ama gerçek ganimet yerken toplum olarak kötü sonuçlar ortaya çıkaran bir başka travma geçirdik. 1963 travması toplumsal dayanışma ve kader birliğini beslerken, 1974 ganimet travması toplumsal birlik, beraberlik ve dayanışma anlayışını temelden dinamitledi.

 Otuz dört yıldır artçı depremlerle ganimet yeme travması sürüyor. Toplumun psikolojisi bozuldu... Toplum olarak tedavi gerektiren psikolojik bozukluğumuz olduğundan hiç kuşkum yok. Hastalığın yaygınlığı içten fark edileşini zorlaştırıyor. Dıştan bakıldığı zaman ise hastalığın ne denli kronikleşip hayatın her alanına yayıldığı çok kolay görülür.

 Geride kalan otuz dört yıl ganimet travmasının tedavisine yetmedi.

 Bu düşüncemi, önceki akşam kısa bir sohbet fırsatı bulduğum, bu konularda dünya çapında bir isim olan Vamık Volkan'la da paylaştım. Daha uzun sohbet etmek için anlaştık. Ama kaygılarımda haklı olduğumu söylediğini sizlerle paylaşayım...

   

 Günün sözü:

 

 Ganimet yiyen, karşılığında insanlığını verir

 

   570 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
11 Ekim 2008, Cumartesi   Şimdi obir taraftan ucuz olduk... Tamam mı?
10 Ekim 2008, Cuma   Barışın elçileriyle yürümek...
09 Ekim 2008, Perşembe   Durumumuz çok vahim...
08 Ekim 2008, Çarşamba   Ne oldu bize? Sevinemiyoruz bile...
07 Ekim 2008, Salı   "Beş YTL'lik dana eti kuyruk yağı bol olsun!!!"
06 Ekim 2008, Pazartesi   Kötü senaryolar kurmak istemem
05 Ekim 2008, Pazar   Mehmet Ali Talat'ı dikizledim...
04 Ekim 2008, Cumartesi   Teknoloji içeri, emek dışarı...
03 Ekim 2008, Cuma   Dünyanın merkezi Dikilitaş değil...
02 Ekim 2008, Perşembe   Dün Strasbourg'ta bizim için tarihi bir gündü...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.4210 1.4310
1 STERLİN 2.4073 2.4252
1 EURO 1.9296 1.9432



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

ÇIKARLAR MI KORKULAR MI?

Ali Baturay

EROĞLU DÖNMELİ MİYDİ?

Hasan Hastürer

Şimdi obir taraftan ucuz olduk... Tamam mı...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(43)

Akay Cemal

Desmond Tutu'yu kim tutar?..

Ahmet Tolgay

LAFORİZMALAR

Bilbay Eminoğlu

Okurlardan güncel konulara ilişkin görüşle...

Omaç BAŞAT

Önce evimizin içini temizleyelim

Hüseyin EKMEKÇİ

Cevap hakkı...

Dilek ÇETEREİSİ

Kuliste içtiler salonda oy verdiler

Aysu Basri

8-5 İNSAN HAKKI DÜZENİ

Emin AKKOR

Gerçek kabullenmeden çözüm üretilemez

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Mali kriz ve AB

Oğuz Metiner

Ramazan Bayramınız mübarek olsun sevgili o...

Harid Fedai

Lârnaka Limanı





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital