Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
5 ayaklı, çift cinsel organlı dana
Rütbeler iki yıl sonra geri alındı
'Karar seçimlik'
Ölümlü trafik kazası sanığı itham edildi
30 milyon TL alacak var
Kime karşı alıyorsunuz?
Hırsızlıkla suçlanan çocuklar 5 gün daha tutuklu
Bıçaklı saldırı olayının zanlıları, 8 gün daha tutuklu

YORUMLANANLAR
Kime karşı alıyorsunuz? [6]
30 milyon TL alacak var [1]
'Karar seçimlik' [1]
Gazze saldırıları DAÜ'yü de gerdi [2]
Arkadaşına tuzak kurdu, hapse gönderildi [2]
Marinero Restaurant'ta Y A N G I N [4]
Kabak çiçekleri başına iş açtı [5]
Türkiye kaynıyor [2]
Emisyon denetiminde 676 araçtan 243'ü sorunlu [1]
Tam bir skandal [10]
Hamitköy'e içilebilir su [1]
Potada mutlu son Levent ve YDK'nın [1]
Şeyho'ya 3 yıl [1]
Maaşlar yargıda! [5]
Avcı: ÖRP, kilit parti olacak [2]
İngiltere donuyor [2]
Eroğlu: Erken seçim kararı mecburiyetten alındı [2]
"Hatalar sadece Gönyeli'nin lehine" [1]



Mesele yılanları tanımak...

Hasan Hastürer

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   1 Eylül 2008, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Pek çok kişi, işadamı ve şirket batma sınırlarındadır. Pek çoğu ipotek, teminat, kefil limitlerini tüketmiştir. Bu konumda olanlara, adı her ne olursa olsun yeni mali kaynak yaratmak büyük risktir. Risk büyüdüğü oranda her türlü yasal sınır aşılmaktadır.

Bu durumda olanlar önce bankalarda, ardından kredi şirketlerinde sorunlarına çare aramakta ve en sonunda kayıt dışı tefecilerin eline düşmektedir

KIBRIS Gazetesi dün "TEFECİ KABUSU" başlığı ile önemli bir konuyu sür manşetten okurlara taşıdı.

Haberin iskeleti Gazimağusa Kaza Mahkemesi'nde duruşması yapılan bir karşılıksız çek davasında, Yargıç Bertan Özerdağ'ın tefecilikle ilgili söyledikleri.

Yargıçlar önlerine gelen dava konuları nedeniyle ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durumu en iyi bilenlerdir.

Ancak saptama ve çıkış yolu konusunda evrensel deneyimler ışığında uzmanların çare üretmesi gerekir.

Çok değil, on yedi gün evvel bu köşede aynı konuya dikkat çekmeye çalıştım.

14 Ağustos'ta "Bankacılık ekonominin omurgasıdır" başlığını atıp finans dünyasına dokundum. İşte o yazımdan bazı bölümler:

"...Bankacılık dünyamızdaki Türkiye kökenli bankalar arasında bankacılık yapmayan bankaların varlığını da biliyoruz.

Buna karşılık bankacılıkta yaşanan sıkıntıların aşılmasında ekonomik anlamda çok ciddi misyon yerine getiren finans şirketleri var.

Kuzey Kıbrıs'ta otoritenin zafiyetinden yararlanan bazı bankalar tefecilik yaparken yerli yatırımcılara ait ciddi finans şirketleri bankacılık misyon ve sorumluluğu ile pek çok banka ile yarışacak faiz maliyetleri ve asgari bürokrasiyle yurttaş ve işadamlarının yanında durmaktadır.

Hükümet kulak duymacılıkla değil, uzman kadrolarıyla konuyu tüm boyutlarıyla ele almak zorundadır.

* * *

Yazıma noktayı koymadan çek konusuna da dokunmak isterim.

Çeke duyulan güveni zedelememenin yolları bulunmalıdır.

Karşılıksız çeklerle ilgili yargı sisteminde oluşturulacak ticari mahkemelerle çok hızlı çözümlere ulaşılabilir.

Bankalar çek defteri verirken daha fazla özen göstermeli. Çek hak edenin elinde olduktan sonra sorun yok. Bankaların her çek yaprağındaki sorumluluğu artırılsın, o zaman çok daha dikkatli çek defteri verildiğini göreceğiz.

Dünyadaki uygulamaları örnek alırsak neredeyse sıfır sıkıntı payı ile çek sistemi devam edebilir.

Ekonomide kriz dönemleri sisteme kötü niyetli saldırıları gündeme getirir. Dikkatli olmak gerek."

* * *

Son cümlede ne dedim?: "Ekonomide kriz dönemleri sisteme kötü niyetli saldırıları gündeme getirir. Dikkatli olmak gerek."

Her zor dönemde bunlar hep yaşanır.

Denize düşen can simidine sarılmalı, yılana değil... Bütün mesele yılanları tanımak.

Bertan Özerdağ, bakın ne diyor: "... KKTC de devlete hesap vermeyen, uyguladıkları faiz oranları ile büyük-küçük birçok işletmenin mahvolmasına neden olan, ekonominin dengelerini bozan, kayıt dışı ekonomiyi hortlatan, kazançları ile oranlanmayacak kadar az vergi ödeyen bir zümre var ki bunlar kendilerini tefeci olarak tanımlamaktadır. Toplum ve ekonomi bu zümrenin uygulamalarından rahatsız ve tedirgindir."

Kuzey Kıbrıs'ta bankaların da kredi şirketlerinin de sayısı bellidir. Belli olmayan ve takip edilemeyen, sayıları iki yüzün üzerinde olduğu iddia edilen ve kurumsal bir kimlik taşımayan tefecilerdir.

Genelleme yaparak bir yere varılmaz.

Bankalar, yasalarına göre çalışma gösterir. O çerçevede denetlenmeleri olasıdır.

21/1992 sayılı Banka ve Sigorta İşlemleri Vergisi Yasası'nın tanımlar bölümünde Kredi şirketleri de şöyle tarif edilir: "Kredi Şirketi", belli bir para miktarının kullanılmasını belli bir süre ile diğer bir kişi lehine bırakmayı meslek haline getirmiş gerçek veya tüzel kişileri anlatır ve "Yatırım Şirketi" adı veya başka bir statü altında faaliyet gösteren kuruluşları da kapsar..."

* * *

Pek çok kişi, işadamı ve şirket batma sınırlarındadır. Pek çoğu ipotek, teminat, kefil limitlerini tüketmiştir. Bu konumda olanlara, adı her ne olursa olsun yeni mali kaynak yaratmak büyük risktir. Risk büyüdüğü oranda her türlü yasal sınır aşılmaktadır.

Bu durumda olanlar önce bankalarda, ardından kredi şirketlerinde sorunlarına çare aramakta ve en sonunda kayıt dışı tefecilerin eline düşmektedir.

Haaa şunu da bir kez daha belirteyim... Tabelasında banka yazan ama bankacılık yapmayıp acımasızca tefecilik yapanları da unutmayalım. Yasal kimliğine ve hizmet sorumluluk ve disiplinine rağmen acımasızca davrananlara karşı devlet gerekeni yapmalı.

Tabii bankalar da kimlerin eline çek defteri vereceğine sorumluluk üstlenerek karar vermeli. Çek defterini veren, o defterin yapraklarıyla yaşanacak sorunlarda da ortak olacağını bilmeli.

Acı ama gerçek... Bir... Çek kullanımı engellenemez... İki... İleri tarihli çekleri iskontoyla nakite çevirme işlemi de durdurulamaz. Durdurulursa ne olabileceğini birkaç işadamına sordum. Yanıtları şu oldu: "Hayat durur." Benim işim değil, ama söyleyenler böyle diyor.

Durum ciddidir. Ancak hastalığın kaynağını doğru tespit etmezsek, tedavi uygulanamaz ya da yanlış tedavi uygulanır.

Günün sözü:

Çare üretilmeyen dert, başka dertlerin kaynağı olur

   881 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
09 Ocak 2009, Cuma   Gaderi gara Lefkoşam...
08 Ocak 2009, Perşembe   19 Nisan'da Cumhurbaşkanlığı seçimi de olamaz mı?
07 Ocak 2009, Çarşamba   Sevgi çemberiyle ortak insani dayanışma
06 Ocak 2009, Salı   Hade hayırlısı olsun...
05 Ocak 2009, Pazartesi   Dikilitaş hukuğunun bedeli...
04 Ocak 2009, Pazar   K. Kaymaklı'daki çıkmaz sokağımızı konuştuk...
03 Ocak 2009, Cumartesi   Siyasi çoban iyi ya da kötü olmuş ne fark eder?
02 Ocak 2009, Cuma   Kıbrıs sorunu "out" iç sorunlar "in"...
01 Ocak 2009, Perşembe   2008'in son gününde Londra'ya dokunurken...
31 Aralık 2008, Çarşamba   Şöyle bir geriye dönüp bakınca...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5451 1.5560
1 STERLİN 2.3340 2.3513
1 EURO 2.0988 2.1136



YAZARLAR : .

Reşat Akar

Ortak devlet gibi ortak demeç de olmaz!

Ali Baturay

Gazze'deki dram

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (54)...

Akay Cemal

'Karasuları', Rus tatbikatı ve ...

Hasan Hastürer

Gaderi gara Lefkoşam...

Bilbay Eminoğlu

Bu ne biçim dünya?... Bu ne biçim insanlık...

Omaç BAŞAT

Haklıyız, gelecekten umutluyuz

Ahmet Tolgay

Klasik Sinema Kuşağımızda yarın akşam: WES...

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Aysu Basri

SİNAN AYGÜN VATANDAŞ MI OLACAK?!

Emin AKKOR

Kriz kıskacında 3 tehlike

Uzm. Mine Çağlar

Sağlık dolu bir yaşama yolculuk

Dr. İsmail KEMAL

Seçim aracı olarak savaş

Oğuz Metiner

"El kârda, gönül yarda"

Psikolog Ayla Kahraman

Bir şans daha

Türem Delikurt

"Aile; anne-baba ve çocuklardan oluşan...

Harid Fedai

Yerli Haberler





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital