Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
5 ayaklı, çift cinsel organlı dana
Rütbeler iki yıl sonra geri alındı
'Karar seçimlik'
Ölümlü trafik kazası sanığı itham edildi
30 milyon TL alacak var
Kime karşı alıyorsunuz?
Hırsızlıkla suçlanan çocuklar 5 gün daha tutuklu
Bıçaklı saldırı olayının zanlıları, 8 gün daha tutuklu

YORUMLANANLAR
Gazze saldırıları DAÜ'yü de gerdi [2]
Kime karşı alıyorsunuz? [6]
30 milyon TL alacak var [1]
'Karar seçimlik' [1]
Potada mutlu son Levent ve YDK'nın [1]
Şeyho'ya 3 yıl [1]
Arkadaşına tuzak kurdu, hapse gönderildi [2]
Marinero Restaurant'ta Y A N G I N [4]
Kabak çiçekleri başına iş açtı [5]
Türkiye kaynıyor [2]
Emisyon denetiminde 676 araçtan 243'ü sorunlu [1]
Tam bir skandal [10]
Hamitköy'e içilebilir su [1]
Yasayı nasıl deldiler? [1]
Talat, seçim sürecinde tarafsız kalacak [2]
Maaşlar yargıda! [5]
Avcı: ÖRP, kilit parti olacak [2]
İngiltere donuyor [2]



Mehmet Ali Talat'ı dikizledim...

Hasan Hastürer

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   5 Ekim 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Cumhurbaşkanı Talat, yemesine içmesine dikkat ediyor mu? Evet ediyor.

Bunu hayatı çok sevdiği için mi yapıyor? Buna emin değilim. Ancak Talat, aktif politikaya adım attığı ilk günden beri bir misyonla görev yapıyor. O misyonun en önemli parçası Kıbrıs sorununa çözüm katkısıdır. "Talat, en sağlıklı bir durumda olup o misyonunu finiş ipine taşımak istiyor", dersem ilk aklıma geleni söylemiş olurum

 

 

  KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın Strasbourg ziyaretini yakından izledim, yakından gözledim.

  Heyetin parçası değildim.

  Resmi bir yayın organının mensubu olmamanın avantajlarını da değerlendirdim.

  Yolculuğun başladığı andan itibaren izleme ya da gözlemenin ötesinde siyasi anlamda Talat'ın son durumunu öğrenmek için her platformda siyasi bağlamda dikizledim.

  Dikizleme röntgenlemenin nazikcesi.

  Hiç kuşkusuz gözümü ne kapı, pencere arasına ne de anahtar deliğine dayadım... Talat'ın söylediklerinden söylemediklerini okumaya çalışırken, her zaman için vücut dilini okumayı da denedim.

  Bir anlamda öne çıkarmak istemediklerini bulup sizler için suyun üzerine çıkarmak istedim kısacası.

  *            *           *

  Cumhurbaşkanı Talat'la iletişim sorunum hiç olmadı.

  İlle de görüşmek istediğim zaman mutlaka görüştüm. Ancak bir seyahat boyunca yakın olmak pek çok konuyu öğrenmeniz için müthiş fırsattır.

  AKPA'dan Strasbourg için aldığım davete "evet" dememin en önemli nedeni Talat'ı bir seyahat boyunca olabildiğince yakından izlemekti.

  Beraber seyahat etmek, yerde - havada konuşmak, siyasi duyarlılığın en üst noktaya çıktığı konumda konuşmak ve de en rahat ortamda konuşmak fırsatına sahip olmak demektir.

  Benzetme yerindeyse siyasi bir kişiyi böylesi bir program içinde izlemek, yavaş yavaş temposu artan yürüyüş bandında veri almaya benzer.

  Aklımda sorularım vardı.

  Bu sorular elimin altında değildi ama aklımın ön tarafındaydı. Hem de alt alta değil, yan yana... Yani tümünü de hep aklımda gözümün önüne tuttum.

  *          *       *

  Talat, kilo verdikten sonra sağlığıyla ilgili kafalarda sorular oluştu. Bu sorular zaman zaman seslendirildi, zaman zaman akıllardan sessizce geçirildi.

  Hiç kuşkusuz ben doktor değilim. Hele hele hiç bir somut bulgu elde etmeden rapor verecek durumunda hiç değilim.

  Ancak sağlığın önemli göstergelerinden biri, yoğun bir programı soluk soluğa kalmadan sürdürebilmekse Talat'ın kayda değer, ya da çıplak gözle fark edilen bir sağlık sorunu yoktur.

  O yoğun program içinde soluk soluğa kaldığını görmedim.

  Yolculuk anında gözlerini kapayıp kendini dinlendirme çabası da olmadı. Ben ve öteki gazeteci arkadaşlar konuşmak istedik mi aracısız konuştuk. Ne eşi Oya Talat ne de özel kalem müdürü Asım Akansoy, "Bırakın azıcık dinlensin" gibi bir tavır içinde oldu.

  Cumhurbaşkanı Talat, yemesine içmesine dikkat ediyor mu? Evet ediyor.

  Bunu hayatı çok sevdiği için mi yapıyor? Buna emin değilim. Ancak Talat, aktif politikaya adım attığı ilk günden beri bir misyonla görev yapıyor. O misyonun en önemli parçası Kıbrıs sorununa çözüm katkısıdır. "Talat, en sağlıklı bir durumda olup o misyonunu finiş ipine taşımak istiyor", dersem ilk aklıma geleni söylemiş olurum.

  *             *          *

  Talat, aktif politikayı girip, hele Cumhurbaşkanı seçildiği için pişmanlık duyuyor mu?

  Mehmet Ali Talat'ı tam 44 yıldır tanırım. Çocukluk yıllarımızda arkadaşlığımız oldu. Eğitim Bakanı olarak aktif siyasete adım attığı zaman yakın çalışma arkadaşları içinde bulundum.

  Bu tür yakın bulunmaların tek yanlı tanımlanmasını doğru bulmam. İki insanın tanıdık mı, arkadaş mı, dost mu olduğu karşılıklı benimsemeyle netleşir. Bu nedenle Talat'la yılların derinliklerinden gelen iletişimimizi tek yanlı olarak tanımlamaktan hep kaçındım.

  Kırk dört yıl bir insanı tanımak belirli yargılara ulaşmak için ciddi bir avantajdır.

  Strasbourg'ta AKPA toplantısında tarihi konuşmasını yapmasının ardından kaldığı Strasbourg Hilton'un yedinci katında 730 nolu suitte konuştuk. Sohbete önce ikimiz başladık sonra Hürriyet'ten Ferai Tınç ve Orta Avrupa'da siyasi merkezleri yirmi küsur yıldır yakından izleyen gazeteci arkadaşım ABHaber'den Zeynel Lüle de katıldı.

  Tınç ve Lüle bir süre soru sormada, daha doğrusu diyalogta önceliği bana verdiler. Bunu neden yaptıklarını da daha sonra, "Sen hem Kıbrıs sorununu hem de Talat'ı bizden daha iyi tanıyorsun" diyerek ifadelendirdiler.

  Yıllar önce yazdığım bir yazımda, "Talat'tan politikacı olmaz" tanımlamasını kullanmıştım. Talat, özellikle CTP Genel Başkanı olduğu zaman parti disipliniyle yüksek öğrenim günlerinde siyasi arkadaşlarıyla birlikte karar öretme mekanizmasına derin saygı içine girdi. Bir anlamda siyasi karar üretmede o isimlerin etkinliğine saygı duydu. Bu bir tercih meselesi.

  Siyasi lider olurken kendi kişisel duruşundan bir miktar birşeyler verdi mi? Bana göre verdi.

  Ancak Talat, hiç bir zaman klasik, herşeyi siyasi konumunu korumak için yapan siyasetçi modeline girmedi.

  Sıkça kullandığım bir ifade var. Araç, amaçla yer değiştirirse o noktada hizmet üretimi olmaz.

  Bana göre Talat, için hala daha Cumhurbaşkanlığında bulunmak kişisel temelde bir amaç değildir.

  Kıbrıs sorununun çözümü ciddi bir tıkanıklığa girerse Talat'ın meydanlara inip halktan yeniden seçilmek için kolay kolay oy isteyeceğini sanmam.

  Talat, özellikle görüşmelerin başlamasıyla daha huzurlu bir Cumhurbaşkanı oldu. Görüşmeler belki kendisini yoruyor. Ama hiç kuşkum yok ki görüşme trafiğinin olmadığı günlerde avaracılık Talat'ı çok daha fazla yoruyordu.

  *            *           *

  Gelelim yanıtını merak ettiğim bir başka soruya... "Talat'ın cumhurbaşkanlığında Kıbrısla ilgili ipler ne kadar Ankara'dadır?"

  Bu yazımın bütününde ne yazıyorsam tümüyle ilgili son seyahatten topladıklarımın katkısı var. Bunu tam da bu noktada bir kez daha yazmak istedim.

  Mehmet Ali Talat, Ankara ile ilişkilerinde çok samimidir. Rum tarafı ve dış dünyanın Kıbrıs Türküne uyguladıkları izolasyonlardan sonra tek çıkış kapısı hatta tek soluk borusu olarak bırakılan Ankara'yla uzlaşarak siyaset yapmayı Talat, yanlış bulmuyor.

  Ancak çok diplomatik bir şekilde her kademede KKTC Cumhurbaşkanlığını anımsatıp son sözü söylemeye özen gösteriyor. Talat'ın talimatla cumhurbaşkanlığı yapacağını aklımın kenarından bile geçirmem. Ancak Talat, Kıbrıs konusunda Ankara'yla kader birliğinin zorunluluğun farkında.

  "Keşke böyle olmasaydı" diye bir düşünce aklından geçiyor mu? Sanmıyorum.

  Talat, Rauf Denktaş kadar karizmatik bir lider değil. Ancak, anasından cumhurbaşkanı olsun diye doğmadığını da bildiği için hayatını cumhurbaşkanlığı görevini sürdürmek üzerine kurmadı. Bu yaklaşım Talat'ın en büyük avantajı.

  *             *           *

  Talat, Kıbrıs sorununun yakın bir gelecekte çözüme ulaşacağına inanıyor mu?

  Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın iyimserliğinin temelinde kendi içindeki temiz ve içten inançtır. Zorlukların farkında mı? Mutlaka farkındadır.

  Hristofyas'ı zaman zaman sert eleştirse de birlikteliklerinin çözüm için çok ciddi bir şans olduğuna inanıyor.

  Kıbrıs sorununun çözümü yönünde zamanın çok iyi değerlendirilmesini istediğini de sık sık vurguluyor. Çünkü yaşayarak gördü ki çözüme ulaşılmazsa zaman çözümsüzlüğe işleyecek.

  *                 *             *

  Eşi Oya Talat, Cumhurbaşkanı Talat'ın avantajı mı?

  Oya Talat, Mehmet Ali Talat'ın hayat arkadaşlığından öte siyasi yoldaşı da. Siyasetin içinde olması Mehmet Ali Talat'ın çok güvenilir bir fikir jimnastiği arkadaşına çok yakınında sahip olma sonucunu doğuruyor. Bazılar Oya Talat'ın durduğu yeri merak edebilir. Basit ama bence önemli bir gözlem. Talat'la Hilton'un yedinci katındaki sohbetimizi yaparken Oya Talat, nezaket kuralları çerçevesin olması gereken zaman kadar bizlerle oldu sonrasında odasına çekildi.

 

 

  Günün sözü:

 

  Yalnız yaşam olmaz

   594 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
09 Ocak 2009, Cuma   Gaderi gara Lefkoşam...
08 Ocak 2009, Perşembe   19 Nisan'da Cumhurbaşkanlığı seçimi de olamaz mı?
07 Ocak 2009, Çarşamba   Sevgi çemberiyle ortak insani dayanışma
06 Ocak 2009, Salı   Hade hayırlısı olsun...
05 Ocak 2009, Pazartesi   Dikilitaş hukuğunun bedeli...
04 Ocak 2009, Pazar   K. Kaymaklı'daki çıkmaz sokağımızı konuştuk...
03 Ocak 2009, Cumartesi   Siyasi çoban iyi ya da kötü olmuş ne fark eder?
02 Ocak 2009, Cuma   Kıbrıs sorunu "out" iç sorunlar "in"...
01 Ocak 2009, Perşembe   2008'in son gününde Londra'ya dokunurken...
31 Aralık 2008, Çarşamba   Şöyle bir geriye dönüp bakınca...


Yorum Sayısı:   2
  Oznur Ermetal Modro         - Chicago Lefkosa Iskele 06 Ekim 2008, Pazartesi 09:25 
bence Sn Talat da biliyor bir cozum olamiyacagini ama nasil soyleyecegini bilemiyor bunu gardaslarimizla COZUM OLSUNDA NE OLURSA OLSUN(?)!!FELSEFESINI israrla surduren, halen aman incinmesinler, gucenmesinler biz taviz verelim de BARISI yakalayalim gardas gardas yasayalimda kalan kendi secmenlerine...
  Hasan Şanlı         - Girne 05 Ekim 2008, Pazar 13:07 
Günün alternatif sözü: Çok yağ özgür düşünceye zarar. Yazılar daha az yağlı mümkünse yağsız olsun.


DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5451 1.5560
1 STERLİN 2.3340 2.3513
1 EURO 2.0988 2.1136



YAZARLAR : .

Reşat Akar

Ortak devlet gibi ortak demeç de olmaz!

Ali Baturay

Gazze'deki dram

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (54)...

Akay Cemal

'Karasuları', Rus tatbikatı ve ...

Hasan Hastürer

Gaderi gara Lefkoşam...

Bilbay Eminoğlu

Bu ne biçim dünya?... Bu ne biçim insanlık...

Omaç BAŞAT

Haklıyız, gelecekten umutluyuz

Ahmet Tolgay

Klasik Sinema Kuşağımızda yarın akşam: WES...

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Aysu Basri

SİNAN AYGÜN VATANDAŞ MI OLACAK?!

Emin AKKOR

Kriz kıskacında 3 tehlike

Uzm. Mine Çağlar

Sağlık dolu bir yaşama yolculuk

Dr. İsmail KEMAL

Seçim aracı olarak savaş

Oğuz Metiner

"El kârda, gönül yarda"

Psikolog Ayla Kahraman

Bir şans daha

Türem Delikurt

"Aile; anne-baba ve çocuklardan oluşan...

Harid Fedai

Yerli Haberler





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital