|
Peki bizim futbolumuz için ne deyelim?
Çok yanlış politikalarla futbolumuzu mahfedenler hesap vermeden neyi yazayım ki? Fenerbahçe-Galatasaray maçına Kıbrıs'tan gidenlerin bazılarına sordum, "Kıbrıs'ta futbol maçına en son ne zaman gittiniz?" Yanıt, "Hatırlamıyorum."
Hiç ama hiç tartışmasız dünyanın en büyük dini futboldur...
İngiltere futbolun beşiği kabul edilir.
Wembley Stadı, futbolun beşiğinde "kabe" sayılır. Wembley stadında en az on beş sene önce futbol izlediğimde futbolda kendi kendime adı koyamadığım bir manevi ünvan verip, kendimi futbolun "hacısı" olmuş sanmıştım.
Arsenal'ın şimdi yerinde yeller esen ünlü, tarihi Highbury Stadı'nın seyirci konforu olmayan günlerinde kale arkasında ayakta maç izlemenin ne demek olduğu kolay kolay anlatılamaz.
Londra'da maç izlemek, futbolun sadece futbol olmadığını anlamaya yeter...
* * *
"Bunca gündem yoğunluğu içinde nerden çıktı bu futbol yazısı?" aklınızdan geçiyorsa merakınızı hemen gidereyim.
Geçtiğimiz hafta sonu İstanbul'da uluslararası bir toplantıya katıldım.
İstanbul'da bulunmayı fırsat bilip Fenerbahçe-Galatasaray maçını izlemek istedim.
Gidenler bilir, İstanbul'da bir yere gitmeye karar vermek kolay da trafiği aşarak oraya varmak bir değil bin dert.
O noktada istediğiniz kadar parayı gözden çıkarmanız da yetmez. Taksiye binseniz köprüyü ne kadar zamanda geçeceğiniz belirsiz.
Gazeteci Sami Özuslu arkadaşımla zahmetli de olsa ulaşımı garanti olan yolu sorduk.
"En uygun yol vapurla Kadıköy'e geçip oradan 10-15 dakika yürümek" denildi. Öyle yaptık. Karaköy'den vapura binmek için 17.40 gibi iskeleye gittik. "Vapur saat altıda" dediler. Endişelendik. Ama Fenerbahçe forması giyen taraftarların rahatlığı bizi de rahatlattı. "Abi vapur Kadıköy'e yirmi dakikada varır. Ondan sonrası kolay" deyinceler rahatlığın kaynağını anladık.
Etrafa bir baktım, bir birini tanımasa bile Fenerbahçe taraftarlığının müştereği onları din kardeşlikten, ya da aynı ulustan olmadan öte yakınlaştırıyor.
Takım tutmanın temelinde inanç zemini yok gibi görünse de sorgulanmayan bir taraftarlıkla derin bir "yoldaşlık" ortaya çıkıyor.
Maç havasına girildikten sonra öteki inanç ya da siyasi tercihler geri plana kalıyor. Varsa da yoksa futbol...
* * *
Değişik ülkelerde futbol taraftarının vücut dili aynı değil.
Yazının girişinde İngiltere gözlemlerimin çağrıştırmalarını yazmıştım. Şurası bir gerçek İngiltere'de de futbol çok değişti.
Klasik İngiliz futbolu artık yok. Zaten en önlerdeki İngiliz takımlarının ilk onbirlerinde İngiliz futbolcu parmakla sayılacak kadar az. Ancak ekonomik anlamda ciddi bir sektör ortaya çıktı.
Sezonluk bilek satışlarıyla seyirci kaygısı ortadan kalktı. Ancak bu değişim futbol seyircisinin profilini de değiştirdi. Coşkulu İngiliz taraftarının yerini yeni bir taraftar yapısı aldı.
Türkiye'de taraftar profili henüz değişime uğramadı. İngiltere'de taraftar futbolu tiyatro izler gibi de izleyebilir. Ama Türkiye'de durum farklı.
Pazar günü maça gidip- gelirken ve Şükrü Saraçoğlu Stadı'nda gözledim. Türk futbol seyircisinde küfürlü tezahürat önde.
Futbolda rakip var... Futbolun en güzel maçları en güçlü rakiplerin karşı karşıya gelmesiyle izlenir. Aynı yerleşim yerinin iddialı takımlarının derbi diye isimlendirilen maçları ayrı bir heyecan kaynağıdır.
Türkiye'de Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş karşılaşmaları futbola, sahanın dışından da heyecan eklenen karşılaşmalardır. Özellikle Fenerbahçe - Galatasaray derbileri daha da özelliklidir.
Futbolu, futbol yapan pek çok özellik var. Seyirci sahada değil, ama seyirci futbolun vazgeçilmezidir.
Pazar günkü Fenerbahçe-Galatasaray maçında sahadaki futbolun kalitesi yüz üzerinden en çok altmış alırken, Fenerbahçe tribünleri bin alırdı.
Maç başlarken, gollerin sonrasında ve maç bitince tribün şov sahadaki futbolu ezip geçecek kadar olağanüstüydü.
Kabul edilmeli Şükrü Saraçoğlu Stadı, futbola ev sahipliği yapacak en güzel statlardan biridir.
Tribünler yüksek ama en uç nokta bile sahadan, sahadaki futboldan uzak değil.
* * *
Yazının yavaş yavaş sonuna geliyoruz.
Sahadaki futbola bu yazıda yer yok mu?
Mutlaka olmalı.
Futbol öncelikle hatalar oyunudur. Bunu herkes bilecek ve göz önünde olacak şekilde not edecek.
Teknik adam da, futbolcular da, hakemler de hata yapacak. Kimse hata yapmasa gol olur mu?
Bütün mesele en az ya da rakibe göre daha az hata yapmada... Hakem hatası talihsiz piyangodur. Dua edeceksiniz size çıkmasın.
Kazanmak istiyorsanız rakibinizden daha çok gol atacaksınız.
Fenerbahçe, Pazar akşamı gol atmada daha şanslıydı. Sürekli pres yapan Fenerbahçe, rakibinin organize ataklarını çoğunlukla başlangıç noktasında bozdu.
Galatasaray maça rakibine göre daha iyi başladı. Golü de buldu ama arkasını getiremedi.
Fenerbahçe dört golle galip geldi ama gelecek için henüz olumlu sinyal veremiyor. Bu Fenerbahçe pek çok maçta beş gol atabilir ama hiç beklenmedik maçları hem de kendi sahasında kaybedebilir.
* * *
Peki bizim futbolumuz için ne deyelim?
Çok yanlış politikalarla futbolumuzu mahfedenler hesap vermeden neyi yazayım ki? Fenerbahçe-Galatasaray maçına Kıbrıs'tan gidenlerin bazılarına sordum, "Kıbrıs'ta futbol maçına en son ne zaman gittiniz?" Yanıt, "Hatırlamıyorum."
Günün sözü:
Futbol, sadece gol değildir
|