|
İki arada bir derede kaldık hep...
Azaldıkça çoğalıyoruz oysa...
O günler kapının arkasında...
Tak, tak ve tak...
Vuruyor...
Biz ise, sessiz ve mütebessim...
O her zaman ki, umursamaz tavrımızla bekliyoruz...
***
Kendinden olanı içine sindiremeyen yapımız hâlâ baki...
Zaten bir tek bu aydın geçinenler hakiki...
Buz pateni yaparcasına ince, ancak kendi insanına karşı acımasız...
***
Geçelim bunları...
2007 feci vurdu etrafı...
Bir bir azaldığımızı fark ettik...
Gidenlerin arkasından kahrettik...
En son gider dediklerimiz gittikçe, bu işe bir anlam veremedik...
Zaten neye anlam verdik ki, buna anlam verelim...
***
Bizim grupta adı Haylaz Hasan'dı...
Şen, şakrak ve espritüel...
Esas tanışmamız 1970'li yıllardaydı...
Sonra uzayıp giden zaman dilimi içinde devam etti...
Benim dostum olanlar, yıllarca beni bırakmaz...
Tüyümden değil, değişmeyen karakterimden...
***
O'da bu dost gurubunun içindeydi...
Oysa ben onu, yaseminlerin en güzel koktuğu zamanlardan hatırlarım...
Sırtında gök mavisi yeleği, gök mavisi gözlerinin mutlulukla ışıldadığı yıllarda...
Halk Sineması önünde dolaştığı dönemlerde...
***
Sonradan Sonyel soyadını aldı...
Ve yel olup uçtu...
Oysa benim kulaklarımda hâlâ bir şarkı var, beraber söylemiştik...
"Kimi dertten içermiş, kimi neşeden...
Kimi yar elinden, kimi şişeden...
Kimi ayrılıktan, kimi işveden...
Kadehim kırıldı şişem artık boş...
Sormayın, ben niye sarhoşum sarhoş..."
***
Geç gelen bir yazı oldu...
Esasında ben de geç kalmayı severim...
|