|
"Düşmez Garaj"...
Yüreğimizi ısıttığımız yerdi...
Yıllardır unuttuğumuz lezzetleri de tattığımız yer...
Aslında birbirimizi bulduğumuz yer...
Yedi yıl meyve vermeyen ceviz ağacının altı...
Hafızanın almakta zorlandığı konuklar hep oradan geçti...
"Düşmez Garaj"...
Düşmeyecek de...
***
Siyah takım elbise siyah gözlükle birleşince fotoğrafın şekli değişir aslında...
Bizim modelimize ters düşer diyenler de var...
Ama, fotoğrafa baktığınızda, yakışırsa eğer ve sapına kadar "Buralı" ise...
"Helal olsun" der geçersiniz...
***
Plümer'i böyle bir ortamda tanıdım...
Gözü kara biri olduğu belliydi...
Yaşadığı ve geldiği coğrafyanın tüm özelliklerini de taşıyan biri...
Öncelikle mertti...
Mertliği tüfek icat edilmeden ve tüfek icat edildikten sonrası tartışmalarının önündeydi...
İnsandı ve saygılıydı...
***
Yakın Doğu üçgeninin içindeydik...
Ertelenmiş buluşma sözlerinin ardından bir gece yine orada buluştuk...
Program sonunda alıp başımızı gittik...
***
Tekrar sözleştik, ancak buluşamadık...
Son bir haftadır, nedenini bildiğim, ancak söylemekte zorlandığım olaylar yaşadım...
Ve sonra babamın şu sözlerini hatırladım...
"Hayat içi zehir üstü şeker kaplanmış bir leblebidir, şeker bitince acı bir tat kalır...
Bu acı tat nedense korkakları değil de mertlere nasip oluyor...
Ve bunu değiştirmek bizim elimizde değil...
İşte çaresizlik budur...
|