|
Hilmi Özen'i gördüm dün öğle vakti...
Değişmeyen kibarlığı ile...
Yanında Ali Dayı dedikleri efendi...
Bana göre insan etiketini taşıyan efendi...
***
Bazı insanlar vardır, onlara mecburiyetten merhaba dersiniz...
Bazıları var ki, onları gönülden seversiniz...
Turgay'a söylemiştim...
Beni sevenler önemli değil, benim sevdiklerim önemlidir...
Bu, benim tercihim...
İsteyen beyenir, istemeyen beyenmez...
***
Hilmi Özen'i gördüm öğle vakti...
"Aynen" demedi...
Gözleri kayıp gitmişti belli ki zamanda...
Ve küçülmüştü...
Hayra yorulmayan rüyalar gibiydi...
"Kemal'i kaybettik" dedi...
Sormama fırsat vermeden ekledi; "Kemal Tunç'u"...
***
"Bayrak, bayrak ve bayrak"...
Bu benim konumum değil...
Bunu o günleri yaşayanlar anlatsın...
Bir zamanlar Denktaş bir ziyaretinde, ona oturması için gösterilen koltuğu reddetmişti...
Nedenini yine kendi açıklamıştı, "Ne kimsenin koltuğuna otururum, ne de kimse benim koltuğuma otursun"...
***
Bir zamanlar "Kin" şiirinin büyük sunucusu, 1980'de benimle birlikteydi...
Uzun ve stresli bir yolculuktu bu...
Miting meydanlarında başka bir şiiri dile getiriyordu...
"Mustafa Kemal'i gördüm rüyamda"...
"Al bir ata binmişti al"...
"Al bir kalpak giymişti al"...
"Zafer yakın mı diyordum?"...
"Daha diyordu"...
Sonra sağ elini Silihtar Köşküne yöneltip, "Aha" diyordu...
***
Yıl 1980'di ve yazılması gereken çok şey vardı...
Şimdi insanların hafızasında bir reklam kalacak...
Ve reklamın büyük ustası...
"On nimero"....
Hakikaten de "On nimero"...
|