|
Adı bize göre Ersoy'du...
Ya da sonradan bilinen adıyla Mehmet Ersoy...
Karanlık yılların gençleriydik biz...
O bize göre biraz daha buruk...
Sırtında ağır bir yük gibi taşıdı hayatı...
Boynuna ağır bir yük gibi astığı "Bel-Cola" yazılı demir kasada seyircileri serinletti...
Hem teşrifatçılık, hem garsonluk yaptı...
Bizden ayrı biri değildi, hiç de ayrı olmadı...
***
Ona, altı karelik fotoğrafımdan birini imzalayıp vermişsem, bana göre özeldi...
Asım'a, Erdal'a ve Hayrettin'e göre de özeldi...
Bizden biriydi...
Efendi bir kişiliğe sahipti ve o kişiliği hiç bozmadı...
***
Zor yıllardı ve hayat da zordu...
O yumuşak yüzü ile o zor yılları başarı ile aşanlardan biri de oydu...
Nişan oldu haberi bomba gibi gündeme düştü...
Yakıştıran da oldu yakıştırmayan da...
Oysa ona yakışıyordu...
Dünyalar tatlısı bir insan bulmuştu...
Ne yazık ki, bizde adettir, iyi insana güzeli yakıştırmazlar...
***
Uzatmayalım, aradan yıllar geçti...
Köprülerin altından da çok sular...
Son zamanlarda Lefkoşa Polis Müdürlüğü'nün kahvesinde buluşurduk, orayı çalıştırdı bir dönem...
Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı var diyerek, benden hiç para almadı...
***
Bu ülkenin yetiştirdiği iyi futbol hakemlerinden biri oldu...
Sansanyon yaratmadı...
Hep aynı kişiliğiyle bu işe de damgasını vurdu...
Adının bir yerde olmasının önemi yok...
Yüreğimizde kazılı bir isim...
Eşinin benim ona imzalayıp gönderdiği fotoğraf tetiklemedi bu yazıyı...
Benim "Buralı" olmam önemli bir ayrıcalıktır, tetikçi odur aslında...
Bazıları kabul etse de etmese de...
|