|
"Dün bir dosttan uzun bir mektup aldım...
Beni anlatmış sana ve sen ona unuttum artık onu demişşin...
Hem bu sözü öğünç duyup, böbürlenerek söylemişşin...
Unutamazsın nokta noktam, unutamazsın...
Güneşşin yakacaksın, baharsın kokacaksın...
Sabah yatağım kadar rüya dolu, sabah yatağım kadar sıcaksın...
Ruj değil, silemezsin, kan değil tüküremezsin...
Dişi dudaklarına dişimle yazdığım dört heceli erkek adımı unutamazsın nokta noktam unutamazsın"...
***
Rıza Polat Akkoyunlu...
Kendini tarifinde bile bir incelik var...
Belli ki yaralı...
"Unutulmuş öksüz bir ad, Akkoyunlu Rıza Polat"...
***
Yıl 1964...
Eden Turgut verdi bana kitabını...
Adı, "Nokta Noktam"...
Eden, çok ince ve hassas bir insandı...
Bir öğretmendi her şeyden önce...
Sönmezli idi ve hep öyle kaldı...
O kadar sevilirdi ki, kimse ona takılmadan geçemezdi...
Kimine göre adı "Ölü"ydü...
Bugüne kadar yaşadığına göre, demek ki ölüm ona yakışmıyor...
***
Yıl 1967...
Şiir dinleyen bir adam, o zamanlar Ankara Radyosunu ve Nedret Selçuker'i dinler...
Ağır bir havada verdi Akkoyunlu'nun yaşama vedasını...
"Ağlar be güneylim, erkek de ağlar...
Kara suyun aynasında bağlar...
Seven ağlar öğretmenim, sevilen ağlar"...
Bu dizeler biten bir hayatın habercisiydi...
***
Yüksek öğrenime gittiğim ilk yılda Nedret Selçuker'i gördüm...
Hem de İstanbul'daki reklam ofisinde...
Kara Pazar'ı anlatan bir fotoğrafın altında sohbet ettik...
Ne ben ona Akkoyunlu'yu sordum, ne de o bana nereli olduğumu...
İşte gerçek budur....
|