|
Kaymaklı, beş bin nüfuslu insan mozaiği, yedi yüz kişilik ilkokulu, ileride en büyük yerleşim birimlerinden olacağını haykıran o müstesna görkemi ile üç gün içinde kaybolup gitti. Kayıp şehir Atlantis gibi.
Bir daha da toparlanamadı.
Oysa yok olmadan kısa bir süre önce, futbol takımı bir ilki gerçekleştirerek lig şampiyonluğunu kentlerden köye taşımış ve o zamanlar birçok babayiğidin başaramadığı muhteşem bir ilke imza atmıştı.
İşte bu ilke atılan imzanın unutulmayacak sembolü idi Özer Komando.
Kıbrıs Türk futbol tarihinde bir efsane.
Öyle bir efsane ki, spor tarihinin sayfalarına adını altın harflerle yazdırmış, bir virtüöz, bir futbol cambazı.
Kaymaklı'nın Çetinkaya sendromunu yıkan adam olarak da bizim gönlümüze taht kurmuştu.
Birinci ligin çiçeği burnundaki takımı Kaymaklı, Çetinkaya ile oynadığı ilk maçta 7-0'lık bir hezimetle tanışmış ve o gün bu gün devam eden bu rekabetin ilk temeli de böyle atılmıştı.
Çetinkaya o zamanlar "hökümat" takımıydı. Futbolcuları yarı profesyoneldi. Bazıları İş Bankası'nda memurdu, bazıları ise postada.
Ligin yenilmez armadasıydı. Bu başarının arkasında ise bir tek isim vardı. O zamanki adıyla Kemal Şemi, sonraki adıyla Kemal Şemiler. Ve bu gücün arkasında teşkilat.
Hakemi ile müşahidi ile ve hatta kapıda görevlisinin bile içerisinde olduğu bir teşkilat.
Kolay değildi o zamanlar Çetinkaya ile baş etmek, mümkün değildi. Ne sahada ne de masa başında.
Tabii ki burada, futbol tarihimize vurduğu damgayı, Rum takımlarına kök söktürdüğü mazisine söylenecek söz yok.
Aradan yıllar geçti, Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu kuruldu. Ve kendi liglerimiz oluştu. 1963 Aralık ayına kadar da devam edip gitti bu amatör ruh yüklü heyecan.
İşte bu zamandan çok kısa bir süre önce geldi Özer Komando Kaymaklı'ya, kaleci Şevki ile birlikte. Belki bir anlaşmazlık, belki başka nedenlerden. Ve bu iki adam, diğer genç dinamik ve amatör bir ruhu temsil eden Kaymaklı'yı lig şampiyonu yaptı. Üstelik, yenilmez armada Çetinkaya'yı da yenerek.
Ve Kaymaklı'nın o unutulmaz galibiyetindeki ikinci golü de Komando atmıştı. İşin muhteşem yanı ise, golü ağlara gönderdikten sonra, saha dışına doğru takla atarak çıkmış, "İşte ben buyum" demişti.
Maç bitiminde babası Mehmet dayı, Cirit Hisarı'nın çıkış yerinde mağrur bir komutan edasında durmuş, karşıdan yüzü kireç gibi, gözlerinde öfke kıvılcımları ile gelen Kemal Şemi'ye bakarak şöyle bağırmıştı: "Çatlasın düşmanlar."
Özer Komanda, usta ayakları, oynadığı futbol, korner ve frikiklerden attığı gollerle spor yaşamına devam etti. O asi, o baş kaldıran ancak her zaman ki duygusal haliyle. Ve yanlarında görev yaptığım Doğan'dan sonra, takdir ettiğim ikinci komutan olarak da saygı duyduğum kişiliğiyle.
Sonra birçokları gibi İngiltere'ye gitti.
Geçtiğimiz akşam bir yemekte buluştuk. Gelişinin nedeni başka idi. Bir siyasi partiden aday olan oğlu için buradaydı. Kendisinin futbolda sağladığı başarıyı, oğlunun politikada sağlamasını istiyordu. O gece karşımızda müşfik bir baba vardı. Bu yola baş koymuş evladının başarısı için kolları sıvamıştı.
Hem babayı, hem oğlu tanıyorduk. Ancak, ayrı ayrı soyadları ile. Birinin Komando'ydu diğerinin Dirençay.
Bizim burada söyleyecek fazla sözümüz yok.
Takdir ve söz seçmene ait...
Not: Bu yazı 23 Kasım 1998 tarihinde KIBRIS Gazetesi'nde yayınlanmıştı. Sayın Levent Dirençay'ın gözünden kaçmış olacak herhalde. Efsane sözcüğü de ilk defa bu yazıda kullanılmıştır...
|