|
Melyo orta boylu, düz saçlı, saçları her zaman ıslak gibi geriye taranmış, ömründe kravat takmamış, ortaokul nedir bilmemiş bir halk adamı...
Belki bir filozof, belki o günün koşullarında aykırı bir tip...
İçkiyi su gibi içiyor, çalışırken sanki bir orduya bedel...
Kavgası da öyle; ne namlı kabadayılara baş eğiyor ne hain tuzaklara ne namertten korkuyor ne İngiliz'den...
Kaymaklı Karakolu'ndaki resimleri sanki bir Fransız gangsteri gibi...
Ama Melyo, hiçbir zaman anlaşılamamış yaşam öyküsünde olduğu gibi cesur ve azametli...
1950'li yılların sonuna doğru By-Pass'a nereden gidilir diye soran iki turiste, "Buradan sola dönünüz sonra ileriye gidiniz bütün yollar Amerika'ya çıkar" diyecek kadar uzak görüşlü ve espritüel bir tip...
Kendini neden bu kadar içkiye verdiği, yaşamı neden bu kadar hafife aldığı hiç mi hiç anlaşılmadı...
Zaten kaçımız en sevdiğimiz insana bile bugün iyi görünmüyorsun bir şey mi oldu yahut derdin ne diye soruyoruz...
Melyo'nun en sevdiği türkü "Yine gam yükünün kervanı geldi, çekemem bu derdi de aman bölek seninle" türküsüydü.
Adı en fazla aşk dedikodularına karışırdı...
Galiba atları insanlardan fazla severdi...
Bir de hakkında üretilen solculuk senaryoları vardı...
Halkın Sesi'nde bir zamanlar açıklaması da çıkmıştı...
Oysa ki Melyo sendikacı değildi...
Ama o günkü koşullarda tıpkı beş vakit namaz ve niyazla vakit geçiren ağabeyi de bin bir ısrar ve rica sonucu solcu olmadığını açıklamıştı o sıralardı...
Ancak, Melyo'nun birçok kişiden daha milliyetçi olduğu, 1963 Aralık ayında açıkça ortaya çıkmıştı...
Üç taraftan sarılan Küçük Kaymaklı ateşle imtihan veriyordu...
Hem de ne ateş...
Baş kaldırmak cesaret işiydi...
Bir avuç Mücahit cansiperane vuruşurken, muhasara altındaki köyde herkes evlerinde kalmıştı...
İşte bu mahsur kalan insanların bir yerde toplanması için, evlerin birbirine hudut duvarlarının delinerek geçit açılması gerekirdi; ve Melyo bu işi, dağları delen Ferhat gibi çok kısa bir sürede başardı...
Daha sonra duvarlarda açılan geçitleri görenler ona hakkını teslim ettiler...
Melyo zaten birilerinden bir şeyler bekleyecek bir tip değildi...
Bir gün ortadan sır gibi kayboldu...
Ben biliyorum ki; yüreğinin kaldıramayacağı, onun insanlığına sığmayacak bir olay ile karşı karşıyaydı...
Ve bir gün ölüm haberi geldi... Melyo intihar etmişti...
Sonra başka senaryolar üretildi...
Ama gerçek hiçbir zaman anlaşılamadı...
Zaten anlaşılsa da ne olacaktı... Gidenin geri geldiği görülmüş şey değildi...
Ne geçen zaman geri gelir, ne ölenler dirilirdi...
Doğanın ölüme mahkum ettiği insanoğlu aslında aczinin bilincinde olsa, dünya bu kadar kötü mü olurdu...
Ardından yüzlerce anı kalan Melyo'nun bana göre en çarpıcı sözü şuydu:
"YAŞARKEN YANAĞIMDAN ÖPMEYEN KİŞİ, ÖLDÜKTEN SONRA TOPRAĞIMI HİÇ ÖPMESİN..."
Evet, yaşarken öpülecek insanların, öldükten sonra toprağını öperek, affedilmez hatalara biz de düşmeyelim...
Çünkü; Melyo olayı bunlardan sadece bir örnek!
Not: "Çünkü Ben Buralıyım" kitabından.
|