|
Özürlü olmak bir yazgıdır...
Belki de feleğin sizi görmediği anlardan birine yenik düşmüşsünüz...
Engel beyinde değilse eğer ve insansanız önemli değildir...
Etrafınızda özürsüz geçinen onlarca insandan daha güzelsiniz çünkü...
***
İnsan görme duyularını, işitme duyularını ve hatta konuşmasını kaybedebilir...
Tıpkı, bir markette kapıcılık yapan biri gibi...
Ancak, yazdıklarınızı o anlıyorsa eğer, fazla söze hacet kalmaz...
Sade bir el işareti yapar o...
Fazla söz söylemez...
Zaten çok laf yalansız olmaz derler...
***
Tenekeci Gökmen'in yerindeydim geçen akşam...
Gökmen sağlam çocuktur...
Üstelik aynı takımdanız...
Sessiz ve sakin bir ortam var orada, asfalt yoldaki çılgın sürüşlerin haricinde...
Her taraftaki kameralar nedense en can alıcı bu yola kurulmamış...
Bir terapi metodudur diye düşündüm her zaman...
Halk dilinde "Büyükler bilir" gizeminde anlamını bulur belki diye...
***
Hamitköy kavşağından, Kıbrıs Gazetesi'ne uzanan yolda kamera yoktur...
Ancak, zincirinden boşanmış itlerin yarıştığı alandır, bu alan...
Sigarası yaldızlı, ağzı sakızlı, gözü kaçıktan tutun da, "Sürücü hatalarını filanca numaraya bildiriniz" diyecek kadar, edepsizlerin hora teptiği yoldur burası...
Bilirkişiler ki, eğer varsa bir-kaç gün buralara göz kulak olsun...
Kulak fazla gelir, eğer görecek göz varsa...
***
Bir söz verdim onu yerine getiriyorum...
İnanmasam o sözü vermezdim...
Gürsel'e söz verdim...
Sesi boyunu aşan adama...
Hakikaten de sesi boyunu aşar...
Eski günlerde bizden uzun boylu olanları gırgıra alırken "Boy devede de vardır" derdik...
Ancak, devenin derdini unuturduk...
Yıllarca bir eşeğin öncülüğünde yol aldığını...
***
Bu yola dikkat edelim...
Çünkü cehennem buradadır...
|