Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
5 ayaklı, çift cinsel organlı dana
Rütbeler iki yıl sonra geri alındı
'Karar seçimlik'
Ölümlü trafik kazası sanığı itham edildi
30 milyon TL alacak var
Kime karşı alıyorsunuz?
Hırsızlıkla suçlanan çocuklar 5 gün daha tutuklu
Bıçaklı saldırı olayının zanlıları, 8 gün daha tutuklu

YORUMLANANLAR
30 milyon TL alacak var [1]
5 ayaklı, çift cinsel organlı dana [1]
'Karar seçimlik' [1]
Rumların, oyunlarla hak araması sürece zarar verir [1]
Gazze saldırıları DAÜ'yü de gerdi [2]
Kime karşı alıyorsunuz? [6]
Türkiye kaynıyor [2]
Emisyon denetiminde 676 araçtan 243'ü sorunlu [1]
Tam bir skandal [10]
Hamitköy'e içilebilir su [1]
Potada mutlu son Levent ve YDK'nın [1]
Şeyho'ya 3 yıl [1]
Arkadaşına tuzak kurdu, hapse gönderildi [2]
Marinero Restaurant'ta Y A N G I N [4]
Kabak çiçekleri başına iş açtı [5]
"Hatalar sadece Gönyeli'nin lehine" [1]
Denktaş: DP, seçimden birinci parti çıkacak [8]
Bufavento'ya hayat öpücüğü [3]



Kırmızı çizgili yıllar(42)

Mustafa Doğrusöz

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   24 Eylül 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Eskişehir'de doksan kişiydik...

   Bir ordu gibi...

   Birbirimize bağlıydık...

   Arkadaşlığın ötesinde yakalanan dostluklar daha bir güzeldi...

   Kısa sürede gücümüz anlaşılacaktı...

   Hiçbir bölgeden bu kadar kabarık sayıda bir koloni yoktu...

   Bu nedenle çıkarları uğruna bizi tavlamaya yönelik hareketlere de maruz kalacaktık...

   O günlerde ise, yardımımıza Kamil Başar koşacaktı...

   Yani bizdeki meşhur Yıldırım Bölüğü'nün ilk komutanı...

   Kamil Başar'ın o zamanki adı Yıldırım'dı...

   Merasimlerde kılıçla geçen bir abide gibiydi...

   Zevkleri aristokrat, fikirleri demokrat bir askerdi Kamil Başar...

   Bu nedenle bir süre geriye alınmıştı...  

   Karargahında onunla sık sık görüşürdük...

   Bana, sakın bu etrafta dolananlara aldanma, bunlar size benzemez der dururdu...

   Kullandığım tıraş bıçağı aristokrat markaydı ve onunla paylaşmaktan büyük keyif alırdım...

 

                                                                                                                                                                                                          

                                                                            *** 

 

   Sonraki yıllarda da fark edecektim ki, bizimle 1963-1974 arasında beraber olanların bize daha büyük bir saygısı olacaktı...

   Bunu sadece Kamil Başar'ın kişiliğinde değil, Karaca'nın da kişiliğinde yaşayacaktık...

   Karaca, Alapay'ı kılına bir zarar gelmeyecek diye teslim etmişti...

   Ama, Alapay Mustafa, tarihi Sarayönü Polis binasında kaşlarının ortasına isabet eden bir kurşunla can verecekti...

 

                                                                                 ***

    

   Karaca onurlu bir askerdi...

   Belli ki mal varlığı kuvvetli bir ailenin çocuğuydu...

   Çünkü Tabur Komutanlığından ayrılırken yaptığı konuşma bunun belgesiydi...

   Gideceği gün yaptığı toplantıda, biraz da kendine has şivesiyle şunları söyleyecekti; "Arkadaşlar, ben bugün ayrılıyorum, eğer birinize karşı bir suç işlediysem affımı rica ederim, eğer benden alacaklı olan varsa hakkını helal etsin"...

   Ben bu son sözleri ilgi ile izlemeye başladım...

   Ne demek istiyor diye düşündüm...

   Aniden beş-on kişinin ona doğru yöneldiğini gördüm...

   Ellerinde beyaz zarflar vardı...

   Anlamakta zorluk çektiğim sahnelerden biriydi o gün yaşadığım...

   Sonradan öğrenecektim ki, Karaca sıkıda olanlara borç para veriyordu...

 

                                                                                                ***

 

   Karaca ile alacakaranlık bir Ankara gecesinde karşılaştık...

   Aynı Karaca idi...

   Yüzündeki tebessümü hiç eksilmeyen, ancak kaşları çatıldığı zaman hüznünü yüreğine gömen adam...

   "Şu anda bir paraşüt birliğinde görevliyim, bir akşam buluşup aperatif bir şeyler içelim" dedi...

   Ancak, o buluşma hiç gerçekleşmedi...

   Ben eminim ki, onu tanıyanlar ve onunla çalışanlar, ona hep sempati ile bakacaklardı...

   727 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
09 Ocak 2009, Cuma   Kırmızı çizgili yıllar (54)...
27 Kasım 2008, Perşembe   Kırmızı çizgili yıllar(53)...
26 Kasım 2008, Çarşamba   Kırmızı çizgili yıllar(52)...
25 Kasım 2008, Salı   Kırmızı çizgili yıllar(52)...
24 Kasım 2008, Pazartesi   Kırmızı çizgili yıllar (51)...
23 Kasım 2008, Pazar   Kırmızı Çizgili Yıllar(50)...
16 Kasım 2008, Pazar   KIRMIZI ÇİZGİLİ YILLAR 49
15 Kasım 2008, Cumartesi   KIRMIZI ÇİZGİLİ YILLAR (48)
12 Kasım 2008, Çarşamba   Kırmızı çizgili yıllar(47)...
11 Kasım 2008, Salı   Kırmızı çizgili yıllar(43)



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5451 1.5560
1 STERLİN 2.3340 2.3513
1 EURO 2.0988 2.1136



YAZARLAR : .

Reşat Akar

Ortak devlet gibi ortak demeç de olmaz!

Ali Baturay

Gazze'deki dram

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (54)...

Akay Cemal

'Karasuları', Rus tatbikatı ve ...

Hasan Hastürer

Gaderi gara Lefkoşam...

Bilbay Eminoğlu

Bu ne biçim dünya?... Bu ne biçim insanlık...

Omaç BAŞAT

Haklıyız, gelecekten umutluyuz

Ahmet Tolgay

Klasik Sinema Kuşağımızda yarın akşam: WES...

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Aysu Basri

SİNAN AYGÜN VATANDAŞ MI OLACAK?!

Emin AKKOR

Kriz kıskacında 3 tehlike

Uzm. Mine Çağlar

Sağlık dolu bir yaşama yolculuk

Dr. İsmail KEMAL

Seçim aracı olarak savaş

Oğuz Metiner

"El kârda, gönül yarda"

Psikolog Ayla Kahraman

Bir şans daha

Türem Delikurt

"Aile; anne-baba ve çocuklardan oluşan...

Harid Fedai

Yerli Haberler





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital