|
Bazı konularda gerçekleri vurunca insanların yüzüne, kızıyorlar... Sanki yazmayınca gerçekler gerçek olmayacakmış gibi. Gazetelerde okudunuz mu bilmiyorum, çünkü çok küçük bir haber olarak geçti. Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu ile Londra Türk Futbol Federasyonu’nun 17- 24 Eylül’de düzenleyeceği “Londra Kupası” konusu… Kupa için Londra’ya Gönyeli ve Küçük Kaymaklı takımlarından futbolcuların yanı sıra bakanlık, federasyon temsilcileri ve basın mensuplarından oluşan 71 kişilik bir kafile katılacak. “Peki ne var bunda?” diyeceksiniz. Var bir şey ama kamuoyuna pek ulaşmadı. Spor basını da henüz fazla eğilmedi konunun üzerine, ufak ufak başladılar yazmaya ama anlatacağım yönüne eğilen yok. Sağ olsun bazı spor yazarı arkadaşlar, “Spor Yazları Derneği kimi Londra’ya gönderiyor, bizi niye göndermiyor” meselesi üzerinde duruyor şu sıralar. Londra’ya gidecek kafile için vize alınacak tabiatıyla... İşte bu vize işlemleri tam bir işkenceye dönüştü. İngiliz elçiliği kafiledekilere resmen mülteci muamelesi yapıyor. Ev tapusundan tutun da maaş bordosuna, kaç para alıp, kaç para harcadığına, banka hesap numarasından kaç metrekare evde yaşadığına, telefon numarasından anne- baba ve çocuk ismine kadar bir yığın soru soruluyor. Çoğu alakasız sorular... O kadar çok soru soruluyor ki formu doldurmak bir saati aşıyor. Tabii işin bir de mülakat kısmı var ki tam işkence. Bakanlıktan ve basından gidenlere “turist vizesi” veriliyor. Düşünebiliyor musunuz, bakanlığın spor koordinatörü Süleyman Göktaş bile Londra’ya turist vizesiyle gidiyor, ki o makam müsteşarlığa eşdeğerdir. Çok aşağılayıcı bir durum. Bu arada gidemeyecek olanlar da çıkabilir, çünkü İngiliz’e göre bankada hesabı olmayan, “yoksul” kategorisine girecek kişiler orada kalabilir şüphesiyle geri çevrilebilir. Kıbrıs’ın garantör ülkelerinden İngiltere’nin geleneksel bir futbol karşılaşması için bu kadar formalite, bu kadar eziyet yapması düşündürücü. Üstelik de spor ambargosu konusunda açılımlar sunmayı vaat eden bir ülke, karşınızdaki. Geçmişte en azından pasaportlar toplu verilir, toplu vize alınırdı ama şimdilerde bu dahi yapılmıyor. Peki yetkililerimiz, örneğin dış işleri bakanlığımız, hiç mi girişim yapamıyor? Bir spor karşılaşması için garantör ülkenin daha esnek davranması sağlanamaz mı? “Hayır yapamıyoruz, bizi ciddiye almıyorlar” diyorsanız, işte o zaman ben de size sorarım, “nasıl devletsiniz, nasıl organlarınız var ki dikkate alınmıyorsunuz?” Ama siz de dönüp bana “Yaşananlar Kıbrıs sorununun bir parçasıdır, ambargolar altında olduğumuzu unutma” diyorsanız, ben de size “işte bu olay bile mevcut düzenin sürdürülemez olduğunun bir kanıtıdır” derim. Ne ilginç değil mi, üç gün önce Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportu ya da kimlik kartı ile elinizi konulunuzu sallayıp girdiğiniz bir ülkeye üç gün sonra KKTC pasaportu ile girmek istiyorsanız vize ihtiyacınız oluyor ve inanılmaz muamelelere maruz kalıyorsunuz. Ki İngiltere, içine mühür vurmasa, işlem yapmasa da KKTC pasaportunu kabul eden ender bir ülkedir. Kişisel seyahatler, ya da devletle ilgisi olmayan kurumlar güneyden sorunsuz gidiyor ama işin içinde bakanlık bulununca, iş resmi olunca Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportlarını kullanmak, güneyden gitmek de olmuyor işte! Bırakın malum yerlerden gelecek tepkileri, devlet olduğunu inkar etmiş olacak devleti yürütenler ve savunanlar, olur mu hiç? Eğer ülkeyi yönetenler; “Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportu ile gitmeyin biz KKTC’yiz” diyorsa, gereğini yapacak, devletse devletliğini gösterecek, vatandaşına kaçak işçi muamelesi yaptırtmayacak. Yok gücünüz yetmiyorsa o zaman da eziyete devam. Anlatabiliyor muyum, sağ cebinizdeki pasaport sizi dünyaya açıyor, sol cebinizde taşıdığınız değer etmiyor. “Getirip getirip aynı yere bağlıyorsun” diyeceksiniz ama Kıbrıs sorunu çözülmeden bu sıkıntıları yaşayacağız, bu aşağılamalara maruz kalacağız, başka yolu yok. Ha, diyeceksiniz ki; “İngiliz yetkililerin hiç mi suçu yok, geçmişte spor etkinlikleri için toplu vize verirken bugün işi zorlaştırmalarına bir şey yazmayacak mısın?” Ne diyeyim ki; İngiliz bildiğiniz İngiliz işte; ne yapacağı hiç belli olmuyor? Ama adamlar “prosedür böyle, durumlar iyi değil, son zamanlarda Kıbrıs’tan çok giden var, tedbir almak zorundayım, işinize gelirse” diyor açıkça, ne diyebilirim? Yetkili makamlarımız meramını, hassasiyetini anlatamadıktan sonra biz İngiliz’i eleştirmişiz neye yarar ki?
|