MARKAJ 18.07.2004

Ali Baturay

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   18 Temmuz 2004, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder     Paylaş Share/Bookmark

AKINCI’NIN TERS BASILMIŞ FOTOĞRAFI!

 

   Sevgili meslektaşım Doğan Harman, yaklaşık bir haftadır BDH lideri Mustafa Akıncı’nın fotoğrafını ters basıyor.

   Akıncı’ya olan öfkesini anlayabiliyorum.

   Bir kişiye kızabilir, öfkelenebilirsiniz, o kişinin yaptıkları size göre doğru olmayabilir ama eleştirinin de bir adabı vardır.

   Sayın Harman kusuruma bakmasın, benden yaşça büyüktür, yaşım kadar meslek hayatı vardır ona akıl vermek bize düşmez ama geçmişte bu ülkede devletin üst kademelerinde görev yapmış, halkın oylarıyla meclise gelmiş bir milletvekilinin, bir parti başkanının fotoğrafını Allah’ın günü ters basıp aşağılamak bana göre yanlış bir tavırdır.

   İnanın ki Akıncı’yı sevmeyenler bile “ters fotoğraf” olayını onaylamıyor!!

                                                                                                                                                                                                                           

*****

 

UBP’NİN VİZYONU, TAM BİR SAMİMİYETSİZLİK ÖRNEĞİ

 

   UBP nihayet, hafta içinde “İlerleme ve Gelişim İçin Siyasal Vizyon”unu açıkladı...

   Vizyonda yeni ve sürpriz açılımlar, radikal adımlar yok...

   “Oooo bravo be UBP”ye dedirtecek tek unsura rastlayamazsınız.

   UBP vizyonu tam bir “samimiyetsizlik” örneği!

   UBP’yi ve onu yönetenleri tanımasak, bilmesek, belki o sayfalar dolusu “yazı kalabalığı” içindeki “pembe sözcüklerden” bazılarına kanabilirdik.

   Ama boş verin şimdi vizyonu mizyonu!

   UBP, vizyondan önce 30 yıl hükümette kaldığı halde nasıl olup da yayın organı Birlik gazetesini idare edemeyip kapattığının açıklamasını yapsın.

   UBP, Mağusa bölgesinde seçimden kalma benzinciler ve restoranlara borçlarını ödemekte neden zorlandığını açıklasın.

   UBP, ilçelerde çalışan personelinden bazılarını neden işten çıkarmak zorunda kaldığının hesabını versin.

   Sen yıllarca bu ülkede hükümeti elinde tutacaksın, adeta devlet olanaklarını sömüreceksin ve muhalefete düştüğünün üçüncü ayında Birlik gazetesi çalışanlarını ödeyemeyecek, giderleri karşılayamayacak ve kapatacaksın.

   Adama sorarlar, Birlik gazetesinin masrafları, seçimlerde harcadığın paraları, ilçelerde çalışan profesyonel personelin maaşları devlet bütçesinden mi ödeniyordu?

   Eh, ortaya çıkan tabloya göre öyle oluyordu!

   Şimdi de çıkmışlar vizyonmuş mizyonmuş!

   Vazgeçin Allah aşkına, sizin tek becerdiğiniz hazırı dağıtmak, yandaşlarına peşkeş çekmektir.

   Yine de bu sözde vizyona bakacak olursak, UBP’nin esas vizyonu Avrupa Birliği imiş, herkesten çok istiyorlarmış bunu!

   Uuuu nasıl oldu da anlayamadık yahu? 

   E tabii, parti içinde AB’yi savunanların aforoz edilişi, istifa etmek zorunda kalmasından, geçmişte AB büyükelçilerinin Kuzey Kıbrıs’a geçmesini yasaklamanızdan, seçim ve referandum dönemi “seçimi etkileyecekler” diye feryat edip AB yetkililerine saldırmanızdan anlamalıydık, ne kadar çok AB’yi istediğinizi.

   O kadar çok istiyordunuz da hükümetteyken hangi alanda AB’ye uyum çalışması yaptınız?

   Ama AB’ye uyum işinize mi gelirdi, nasıl yapacaktınız usulsüzlüklerinizi?

   “Sivillerin askeri mahkemede yargılanması yasal ve anayasal düzenlemelerle önlenmeliymiş!”

   İlahi Sayın Eroğlu, şimdiki hükümetin bu konuda girişim yapması mı uyandırdı sizi, o kadar yıl iktidardaydınız da aklınız neredeydi düzeltmek için?

   “Kamu görevlilerine siyaset yasağı kaldırılsınmış!”

   İtirazımız yok...

   Ama be kardeşim, yasağı koyan sizdiniz, insanları bu şekilde yıllarca pasifize ettiniz, muhalefete düşünce mi aklınıza geldi?

   “Euro”ya geçiş çalışmaları başlatılsınmış.

   Eskiden “stabıl para birimine geçilsin” yönündeki ifadeler asabınızı bozardı, şimdi ne oldu euro ister hale geldiniz?

   Ve daha bir sürü “malıdır”, “melidir” ile biten göstermelik maddeler.

   İnanın bu vizyonda yazılanların çoğuna kendileri bile inanmıyor!

   UBP mantığıyla örtüşmeyen, yıllarca başkalarının önerip de kendilerinin yapmaya yanaşmadığı, geçmişte yapmak işlerine gelmeyen bir sürü konuyu vizyonlarıymış gibi sundular.

   Kimseyi inandıramazsınız Sayın Eroğlu, boşuna uğraşmayın.

 

  *****    DENKTAŞ, FOTOMONTAJIMIZI BEĞENMEDİ!

 

   Geçtiğimiz hafta bu sayfada Denktaş ile Papadopulos’u bir fotomontaj sonucu yan yana getirip, “aynı uğurda mücadele eden ahbaplar” şeklindeki bir senaryo ile sunmamız, Sayın Denktaş’ın canını sıktı.

   Bir demecinde Papadopulos ile aynı kefeye konulmaktan dolayı duyduğu rahatsızlığı dile getirerek, “Kıbrıs gerçeklerinin halen anlaşılamadığını” iddia etti.

   Sayın Denktaş’ın yarası olmasa gocunmazdı..

   Denktaş’ın görüşleri gerçek, başkalarınki her zaman gerçek dışı!

   Kıbrıs gerçekleri apaçık ortada Sayın Denktaş, o fotomontaj da gerçeğin esprili bir yansımasıydı!

 

******

 

GÜNEY KIBRIS’TAKİ CİNAYET

 

   Güney Kıbrıs’ta bir Rum’un, 14 yaşındaki bir Kıbrıslı Türk çocuğu öldürmesi, gerçekten dehşet verici bir olay.

   Geçmiş acıları, kırgınlıkları unutturmak, yeni dostluklar kurmak, birbirine güveni artırmak, ortak bir vatan oluşturmak, birleşik Kıbrıs’ta “huzur” içinde yaşamak için yoğun çabaların harcandığı bugünlerde, bu olay “çözümsüzlükten” medet umanların ekmeğine bal sürdü.

   “Barbar Rumlar, onlardan dost olmaz” söylemleri yine gündeme geldi.

   Bu olayı tüm Rumlara mal etmek doğru değildir ama Rum yönetimi de bu konuda vicdanları rahatlatacak karar almalı, suçluyu cezalandırmalıdır.

   Katilin bir Türk’ü öldürmesi rastlantı mıydı, yoksa gerçekten Türk düşmanlığı sonucu mu böyle bir eyleme gitti?

   Katilin akıl hastası olmadığı iddiaları da vardır.

   Kafalarda soru işaretleri kalmamalıdır.

   Rum yetkililer unutmamalıdır ki; olay, bir Rum’un, bir başka Rum’u öldürmesi olayı değildir.

   Bir Rum bir Türk’ü, hem de çocuk yaşta bir Kıbrıslı Türk’ü öldürmüştür ve ülkemiz şartlarında bu olay “sıradan bir cinayet” diye geçiştirilemez.

   Bunu Kıbrıslı Türklere anlatamazsınız!

   Ciddiyetle olayın üzerine gidilip, katile vicdanları rahatlatacak bir ceza verilmeli, bu tip olayların tekrarlanmaması için caydırıcı nitelik taşımalıdır.

   Kıbrıslı Türkler de sakin olmalıdır.

   Bazı kesimler, olayı istismar edip “düşmanlık edebiyatına” çevirmiştir ki bu da kimseye bir fayda sağlamaz.

   CTP-DP hükümeti de gerek sınırlardaki bazı Rum polislerinin kötü muameleleri, gerekse güneydeki Türklerin güvenliği konusunda, güneydeki yetkililerle etkin girişimler başlatmalıdır.

   İki toplum arasında güven bunalımı yaratılmasına fırsat verilmemelidir.

 

 

   6174 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder     Paylaş Share/Bookmark

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
06 Şubat 2012, Pazartesi   Aynı gemideyiz, birlikte boğulacağız
27 Aralık 2011, Salı   Papatya bereketi
16 Kasım 2011, Çarşamba   Gelin Gerçekleri Konuşalım
17 Ekim 2011, Pazartesi   Türkiyeli Öğreciler Kıbrıs’ta Nelerden Korkar?
14 Eylül 2011, Çarşamba   Nereye kadar?
27 Temmuz 2011, Çarşamba   Gerçekler den Kaçamayız
20 Mayıs 2011, Cuma   Hak, Tam Da Böyle Aranır
08 Mayıs 2011, Pazar   DERS KİTAPLARINI KİM DEĞİŞTİRDİ?
04 Mayıs 2011, Çarşamba   Yalan Üzerine Kurulmuş Bir Düzen
08 Mart 2011, Salı   Sağ- sol kavgasının sırası mı?