|
|
| KENDİNDEN FARKLI DÜŞÜNENİ HAZMEDEBİLMEK |
|
|
|
|
Bu ülkenin solcuları, yıllar boyu iktidardaki sağ partiler tarafından horlandı, farklı düşündükleri için suçlu muamelesi gördü. Yalnızca o partilerin iktidardaki yöneticileri değil, onların şakşakçıları tarafından da hedef tahtası oldu bu ülkenin “farklı düşünen” insanları. Onlara “hain” ve “Rumcu” damgası dahi vurdular. Geçmişte bu ülkeyi yönetenler, kendilerinden farklı düşünenlere neredeyse “yaşama hakkı” tanımayacak kadar ileri gitmişti. Zor günlerdi o günler... Kendisinden farklı düşünene saygılı olmak, kültürümüzde yok maalesef. Ve aslında senin gibi düşünmeyeni anlayabilmek ve onunla tartışabilmek için öncelikle karşındakini ve onun ideolojisini anlamak gerekir. Farklı düşündüğü için yıllarca mağdur olanlar arasında sendikacılar da vardır. Sendikacılar bu toplumda çok yararlı işler yapmışlardır, herkesin bilip de söyleyemediğini onlar söylemiş, kimsenin cesaret edemediği eylemlere onlar girişmiştir. 2004’teki referandumdan “evet” çıkması için sendikaların yaptığı katkı inkar edilemez. İşte o sendikacılardan bazıları geçmişte kendilerine yapılanı, bugün başka kesimler için isteyebilmektedir. Yayın politikasını beğenmedikleri KIBRIS gazetesi için “boykot” kararı alabilmektedir. Ya da açıklamalarını beğenmediği bazı işadamlarının ürünleri için “boykot” çağrısı yapmaktadır. Bu çağrılar sendikacılıkla bağdaşmamaktadır. Gazetelerin yayın politikası değişim gösterebilmektedir. Seçtiği yayın politikası zaten o gazetenin bundan sonraki yolunu belirlemektedir. Okuyucu bir şekilde o gazeteye mesajını verir. Gazeteyi alacaksa alır, almayacaksa da almaz. Ama en demokrat olması gereken sendikacılar, “almayın bu gazeteyi” dememelidir. Bunu söyleyecek en son kesim olmalıdır sendikacılar. Bir dönem KIBRIS gazetesi ile aynı yolda yürüyen sendikalar, bugün bazı noktalarda ayrılmışsa, bugün ortak bazı noktalarda buluşamıyorsa, boykot çağrısı yapması mı lazımdır? Geçmişte aynı hedefe birlikte yürürken iyiydi de şimdi mi kötü oldu? 2004’te bu gazete referandumdan “evet” çıkması için yayınlar yaparken, o dönem “hayır” diyenler “KIBRIS’ı boykot edin” diye çağrı yapmamıştı. Bugün onların yapmadığını sendikaların yapıyor olması üzücüdür gerçekten. Üstelik bu kez referandum gibi tüm toplumu ilgilendiren değil de belli bir zümreyi ilgilendiren konular nedeniyle bu tepki gösterilmiştir. “Şu sanayicinin, şu işadamının ürününü boykot edin” demek de yanlış ve haksız bir istemdir. Kaç kişi kaldık ki bu ülkede? Kaç sanayici, kaç işadamı? Halkımız mevcudu da boykot etsin, peki kim kazanacak, kime yarayacak bu iş? Tamam, KIBRIS gazetesine ve bazı işadamlarına tepkiniz varsa, tepkinizi koyun ortaya, eleştirin, “doğru yapmıyorsunuz” deyin ama kampanya yapıp, “onu satın almayın”, “boykot edin” demeyin. Ben şahsen Volkan gazetesinin, çıkmaya başladığı ilk günden itibaren izlediği yayın politikasını hiç benimsemedim ama hiç kimseye “Volkan’ı satın almayın” demedim, demem de... Çünkü bu demokratik bir istem olmaz, bunu yapmak “hazımsızca” davranmak demektir. Büyüklük, farklı düşünenleri hazmedebilmektir. Diyeceksiniz ki, “KIBRIS gazetesinde çalıştığın için duygusal davranıyorsun.” Hayır, söz konusu olan KIBRIS gazetesi değil de başka bir gazete olsaydı, yine aynı tepkiyi verirdim. Bu sendikacılar değil miydi CTP hükümetinin “vergi borcu” iddiasıyla gazeteyi kapatmak istemesine karşı çıkan, CTP’yi çılgınlık yapmakla suçlayan? Peki şimdi “satın almayın, boykot edin” demek de buna benzer bir antidemokratik eylem değil midir? Bugün kendinizle aynı frekansta görmediğiniz, düşman ilan ettiğiniz KIBRIS gazetesine inanın sizin de ihtiyacınızın olacağı zaman gelecek. Hepimiz aynı geminin yolcularıyız, tartışacağız, bir birimizi eleştireceğiz ama iç barışı dinamitleyecek, antidemokratik eylemlerden uzak durmalıyız.
|
|
|
|
|
| 06 Şubat 2012, Pazartesi |
Aynı gemideyiz, birlikte boğulacağız |
|
| 27 Aralık 2011, Salı |
Papatya bereketi |
| 16 Kasım 2011, Çarşamba |
Gelin Gerçekleri Konuşalım |
| 17 Ekim 2011, Pazartesi |
Türkiyeli Öğreciler Kıbrıs’ta Nelerden Korkar? |
| 14 Eylül 2011, Çarşamba |
Nereye kadar? |
| 27 Temmuz 2011, Çarşamba |
Gerçekler den Kaçamayız |
| 20 Mayıs 2011, Cuma |
Hak, Tam Da Böyle Aranır |
| 08 Mayıs 2011, Pazar |
DERS KİTAPLARINI KİM DEĞİŞTİRDİ? |
| 04 Mayıs 2011, Çarşamba |
Yalan Üzerine Kurulmuş Bir Düzen |
| 08 Mart 2011, Salı |
Sağ- sol kavgasının sırası mı? |
|