BU KALECİ TOP KESEMİYOR Kİ!

Ali Baturay

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   29 Ağustos 2004, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder     Paylaş Share/Bookmark

Cumhurbaşkanı Denktaş, geçtiğimiz günlerde, "Gol yesek de maça devam, kaleleri koruyacağız, maratonu nefesini tutan kazanır" dedi.

Gerçekten de Denktaş'ın Kıbrıs konusunda yediği goller sayılacak gibi değil.

Yalnız kendisi yese ve onu bağlasaydı diyecek bir şeyimiz olmazdı ama maalesef bu golleri onunla birlikte halkı da yiyor.

Kaleci takımı batırdı ama kaleyi bırakmaya niyeti yok, "korumaya devam edeceğiz" diyor.

Halen çok maçımız olduğunu söylüyor.

Takımı küme düşürdünüz efendi, neyi koruyacaksınız?

*******

BOMBACININ KİM OLDUĞUNU

ASLINDA HERKES BİLİYOR!

Artık bombalama olaylarından sonra yazı yazmak gelmiyor içimden!

Gazetelere bir baktım, hep aynı sözler, hep aynı ifadeler...

Her bombalama olayından sonra kopya kâğıdı koymuşçasına aynı şeyler tekrarlanıyor.

En çok da "failleri mutlaka bulunmalı" sözü söyleniyor.

Ardından da; "bu defa faili meçhul kalmasın", "polis görevini yapsın" deniliyor.

Uyuşturucu, soygun, hırsızlık olayları aydınlatılırken neden "bombalama" olaylarının aydınlatılamadığı soruluyor.

Bombacılara, "karanlık güçler", "karanlık eller" yakıştırmaları yapılıyor.

Aslında herkes bombayı "kimin koyduğunu" veya "kimin koydurduğunu" biliyor.

Lisedeki öğrenci, fabrikadaki işçi, köydeki çoban, şehirdeki doktor, üniversitedeki akademisyen, herkes ama herkes bombacıyı tanıyor.

Onu tanımayan, bilmeyen yok ama söyleyemiyorlar...

Nasıl ki ben bu yazıda açık açık yazamıyorum, onlar da ulu orta açık açık söyleyemiyorlar.

Bombayı koyan, halkın bombacının kim olduğunu bildiğinin farkında.

Bombacının amacı belli; korkutmak, huzursuzluk çıkarmak, tehdit niteliğindeki varlığını hatırlatmak...

Bombacı istese Ay Mamas'ı olduğu gibi havaya uçurur taş taş üstünde bırakmazdı...

Bombacı istese Avrupa gazetesinin yalnızca matbaasını değil, yazarlarını da havaya uçururdu.

Bombacı istese Başbakan Talat'ın veya daha önceki başbakan Eroğlu'nun evlerinin kapısında değil, belki de yattıkları yerde patlatıp onları öldürebilirdi...

Bombacı istese, bombaları KIBRIS gazetesinin avlusuna değil, personelin yoğun olarak bulunduğu büyük salona atar, hepimizi temizlerdi.

Bombacı istemese patlayıcı dolu Renault'u başkalarının bulacağı yerde bırakmazı.

Anlıyor musunuz beni?

Ya da anlatabiliyor muyum?

Gazeteci arkadaşlarım, Güzelyurt Polis Müdürlüğü'nün Ay Mamas Kilisesi'nden 200 metre uzaklıkta olduğuna dikkat çekip, buna rağmen bombacının bu işi yapabildiğini söylüyorlar.

İlahi arkadaşlar, dönemin başbakanı Eroğlu'nun konutunda bomba neredeyse polisin bacaklarının arasında patlamıştı.

Bazıları da "neden kiliseye koruma yerleştirilmesi" diye soruyor, hükümeti suçluyor.

Ne yani bir koruma ya da birkaç koruma olsa bomba patlamayacak mıydı sanıyorsunuz?

Bilesiniz ki bu bombacı istediği yerde, istediği kadar koruma olsun bombasını patlatır, boş yere nefesinizi tüketmeyin.

Bir oyun oynanıyor biz de zavallı figüranlarıyız...

"Her şeyi çözüme bağlıyorsun" diyeceksiniz ama inanın ki ülkede biz çözüm olsaydı, bombacı bu kadar "güçlü" olmayacaktı.

Ama şimdi bombacının bombalarını patlatması için o kadar uygun bir ortam var ki, o da tam unutulur gibi olduğunda ve ülkenin en kritik dönemlerinde ortaya çıkıp, bir numara oluyor...

********

SORUMSUZCA VERİLEN DEMEÇLER SIKTI ARTIK!

Başta Cumhurbaşkanı Denktaş ile onun güdümündeki kişiler ve tabii ki Derviş Eroğlu, günlerdir dillerine ayini doladılar.

Ortalığı geren, kışkırtıcı demeçler verdiler, yayın organlarında tehdide varan yayınlar yaptılar.

Sanki Rumlar Kuzey Kıbrıs'ta ilk kez ayin yapıyormuşçasına akıl almaz tahrik dolu açıklamalarla ortalığı bulandırdılar.

İki günlük ayini, "Güzelyurt'un işgali" diye nitelendirecek kadar ileri gittiler.

Daha sınır kapıları dahi açılmamışken Rumların otobüsler dolusu Dipkarpaz'a gidip ayin yaptığını unutarak, şimdi Güzelyurt'ta yapılacak ayin için akıl almaz saçmalıklar ortaya attılar.

Talimat verdiler heyetler oluşturdular, ayaklarına çağırdılar ve bunu "halk" diye niteleyerek, "gerginlik kampanyalarına" yeni halkalar eklediler.

Her gün binlerce Rum, Kuzey Kıbrıs topraklarında cirit atıyor...

Özellikle de hafta sonları, plajlar, restoranlar, kumarhaneler Rumlarla dolup taşıyor, esnaf onlardan gelen paralarla nefes alıyor, o zaman işgal edilmiş olmuyoruz da Güzelyurt'taki ayin mi bir işgal etkinliği oluyor.

Geçmişte Dipkarpaz'da yapılan ayinlerle orası işgal mi edilmişti?

Ve gerginliğin sonu, Ay Mamas'ın bombalanmasına kadar varıyor.

Denktaş'ın, Eroğlu'nun ve onlardan talimat alan gazetelerin yayınlarına bir göz attınız mı?

Adamlar bombalama olayına adeta sevindi, utanmasalar göbek atacaklar.

Denktaş, "biz söylediydik" diyor, Rumların gelecek oluşunun bazı kesimleri tahrik ettiğini ve bombalama olayının yaşandığını söylüyor.

Halbuki en büyük tahriki açıklamaları ile kendisi yaptı.

Bombalama olayından sonra da akıl almaz, tuhaf şeyler söyledi!

Denktaş, daha önce de uyardığını, Güzelyurt'ta yüzlerce şehit ailesinin yaşadığını, bu kişilerin yakınlarının Rumlar tarafından gözleri önünde vurulduğunu, Rumların ayin yapacak olmasının bu insanları tahrik ettiğini söyleyebilecek kadar ileri gidiyor.

Bu konuşma "bombayı şehit aileleri koydu" anlamına geliyor.

Olacak şey değil, koskoca Cumhurbaşkanı bu kadar sorumsuzca nasıl konuşabiliyor?

Bu kadarla kalsa iyi, her bomba olayından sonra "kendileri yaptı" demeye alışkın olan Denktaş, yine benzer bir hayali senaryo ortaya koyarak, "Rumlardan yana bazı kişiler yapmış olabilir" dedi.

Denktaş mantığına göre Ay Mamas'ı Rumlar veya onlara yakın kişiler bombaladı.

Denktaş Bey, yeter artık, biraz susun ne olur.

Bir Cumhurbaşkanı olarak sizin göreviniz toplumu sağduyuya davet etmek, gerginlik olmasını engellemektir ama ne yazık ki bombadan önce de bombadan sonra da "tahrik" dolu, tuhaf demeçler veriyor, gerginliği daha da artırıyorsunuz.

Bundan ne murat ettiğinizi çok iyi biliyoruz ama bu kadar bariz bir şekilde ortaya koymanıza gerek yok!

********

   6240 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder     Paylaş Share/Bookmark

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
06 Şubat 2012, Pazartesi   Aynı gemideyiz, birlikte boğulacağız
27 Aralık 2011, Salı   Papatya bereketi
16 Kasım 2011, Çarşamba   Gelin Gerçekleri Konuşalım
17 Ekim 2011, Pazartesi   Türkiyeli Öğreciler Kıbrıs’ta Nelerden Korkar?
14 Eylül 2011, Çarşamba   Nereye kadar?
27 Temmuz 2011, Çarşamba   Gerçekler den Kaçamayız
20 Mayıs 2011, Cuma   Hak, Tam Da Böyle Aranır
08 Mayıs 2011, Pazar   DERS KİTAPLARINI KİM DEĞİŞTİRDİ?
04 Mayıs 2011, Çarşamba   Yalan Üzerine Kurulmuş Bir Düzen
08 Mart 2011, Salı   Sağ- sol kavgasının sırası mı?