|
Ödül kazanmak insana motivasyon verir... Hele kazandığınız bu ödül mesleğinizle ilgiliyse inanılmaz bir hazzı vardır. Ancak o ödülü gerçekten hak etmek gerekir. Örneğin Tüketiciler Derneği beni iki kez “Yılın Haber Müdürü” seçti, ikisinde de gidip ödülü almadım, çünkü bunu hak ettiğime inanmadım. “Yılın haber müdürü olmak için olağanüstü ne yaptım ki ben?” diye sordum kendime. Masa başı rutin işleri yapmak ne zamandan beri “üstün hizmet” diye ödüllendirilir olmuş ki? Evet çalışırken maalesef, eşime, çocuklarıma ayıracağım zamandan da çalarak, normal bir insanın çalıştığının kat kat üzerinde bir zaman ayırıyorum işime ama bu ödüllendirilecek üstün bir hizmet değil, “ceza” gerektiren bir davranış olsa gerek. Sırası gelmişken Tüketiciler Derneği’ne de samimi bir eleştiri yapayım. Öyle jüri oluşturmadan oturup kafanıza göre bir milyon kişiye ödül dağıtırsanız, o ödüllerin pek kıymeti kalmaz. Ödül dediğin mübarek şey “özen” ister. Neden verdiğinizi kanıtlayan “inandırıcı gerekçeleri” de açıklamak gerekir üstelik. Örneğin, öyle üç tane, dört tane restorana aynı yıl çeşitli laf oyunlarıyla ödül dağıtırsanız ben nasıl değer vereyim o organizasyona? Bizde “teşekkür plaketi” ile “ödülü” de bir birine karıştırırlar. “Teşekkür plaketi”, adı üstünde teşekkür mahiyetinde verilir. SAMTAY Vakfı yetkilileri, geçenlerde Kıbrıs Türk basınında kendilerine katkı yaptığına inandıkları bazı kişilere “teşekkür plaketi” verdi, ben de o kişiler arasındaydım. Bir hayli insan beni arayıp, “tebrik ederiz ödül kazandın” dedi, “hayır, o ödül değil teşekkür plaketiydi” demekten ağzım yoruldu. Bir de ülkemiz yöneticilerine sıkça Türkiye’den verilen ödüller var ya ona da çok kafam bozulur. Ankara’daki “Siyaset Dergisi” de maşallah bizim ülkeye gollifa gibi ödül dağıtmış. Mesela Dışişleri Bakanımız Sayın Hüseyin Özgürgün “Uluslararası İlişkiler Başarı Ödülü” kazanmış. Güler misin ağlar mısın? Tanınmamış ülkenin tanınmamış “Dışişleri Bakanı”, Türkiye dışında doğru dürüst hangi yabancı ülkede bulunmuş ve hangi uluslararası olağanüstü bir teması gerçekleştirmiş, dünyada ne gibi bir başarı göstermiş ki bizim haberimiz yok? Sıkı durun, Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanımız Sayın Nazım Çavuşoğlu da “Yılın Bakanı Ödülü”ne layık görülmüş. Söyler misiniz daha bir yılını bile doldurmamış Nazım Bey, ne yapmış da bu ödüle layık görülmüş? Çiftçiyi, hayvancıyı paraya gömmüş, Avrupa’ya kamyonlarca, TIR’larca ürün mü ihraç etmeyi başarmış da bizim mi haberimiz yok? Üreticiler, mesela narenciyeciler, patatesçiler ne düşünüyor bu ödülle ilgili çok merak ediyorum. Ama sıkı durun, işte yılın bomba ödülü: Maliye Bakanımız Sayın Ersin Tatar da “Özel Başarı Ödülü” aldı. Zor mu bir gerekçe bulmak, hiçbir şey uyduramazsanız adına “Özel Başarı” dersiniz olur biter. Türkiye’den gelen parayı mutemet gibi memurlara dağıtmak da anlaşılan “Siyaset Dergisi” yöneticilerine göre üstün bir başarı ve özel bir ödül gerektiriyor. Bizimle dalga geçmesinler lütfen. Tabii bu derginin neden Kuzey Kıbrıs’a ödül yağdırdığı da ortaya çıktı. Sırf bir sayısını Kuzey Kıbrıs’a ayırdı diye “tanıtım yaptığı” gerekçesiyle bu dergiye Bakanlar Kurulu kararıyla maliyeden 25 bin TL verildiği resmi gazetede yayınlandı. Dahası “battı” denilerek personeli işten durdurulan KTHY de doğru dürüst dağıtım ağı bile olmayan bu dergiye 25 bin TL’lik reklam verdi. Başka devlet kuruluşlarının da reklamlar verdiği öğrenildi. Sen millete tasarruf çağrısı yapacaksın, sonra yaygın dağıtım ağı bile olmayan bir dergiye, sizi yazdı diye para yağdıracaksın, sonra da hiç sıkılmadan onun verdiği uyduruk ödülü kapmak için Türkiye yollarına düşecek, magazin yıldızlarıyla objektiflere gülücük dağıtacaksın. Bravo size vallahi… Hiç olmazsa kendi kendinize şöyle sorsaydınız be kardeşim: “Biz gidiyoruz ödül alalım ama sokaklarda çeşitli kesimlerden insanlar, haklarını budadık, işten attık diye eylem yapıyor. Oturalım oturduğumuz yere ödüllük ne yaptık ki gidiyoruz alalım?” Ama nerde öyle düşünce? Hep söyledikleriyle yaptıkları çelişiyor. Ne var acaba bu bakan koltuklarında, kim otursa “ilahlaşıyor!”, “kral oldum” sanıyor ve hiç oradan kalkmayacakmış gibi davranıyor. Yazık ki ne yazık, en yukarıdakiler “ne oldum delisi” olduktan sonra ben başka daha ne diyeyim ki?
|