|
HALKIM İÇİN
Özgür Düşünce Partisi Mağusa Milletvekili Ahmet Kaşif, UBP'ye katıldı...
Ne büyük transfer değil mi?
Kâşif, siyasette bugüne kadar ne yaptıysa halkımız, insanımız için yaptığını söylüyor...
Bir gün sağda, öbür gün solculara yakın...
Bir gün Annan Planı'na karşı, ertesi gün plancılarla omuz omuza BÖİ'yi kurmuş...
Ve en sonunda da UBP...
Öyle görülüyor ki Sayın Kâşif, halk için değil de, tamamen kendisini sağlama almak için yapıyor siyaseti, işte tablo ortada...
***************************
TORUN RAUF'UN PASAPORT MESELESİ
İnsan Denktaş soy ismini taşıyorsa eğer veya Denktaş ailesinden kan bağı varsa, hiç kuşku yok ki dünyaya "artı" avantajlarla gelir...
Herhangi bir Kıbrıslı Türk gibi değerlendirilemez onlar.
Tüm kapılar önlerine açılır...
Her şeye çok daha rahat ulaşırlar...
Kendi istemese de etrafındakiler el pençe divan olur...
Çoğunluğu göstermelik, birçok iltifata, bıktırıcı bir ilgiye maruz kalır.
Başı belaya girmez, girse de kapatılır, yalanlanır, yerine başka senaryo uydurulur ve herkes gerçekleri bilse de olaylar Denktaşların istediği şekilde yansıtılır...
Örneğin trafikte suç işlese dahi, bir polis memuru onu yazmaya cesaret edemez.
Örneğin birçok kişi tarafından görülen, tanık olunan onlarla ilgili bir olay yalanlanır...
Yakalandıkları bir rahatsızlık, bir hastalık illa ki yalanlanır, onların istediği şekilde yansıtılır.
Kuşkusuz bu kadar olumlu tarafı yanında dezavantajı da yok değildir.
Denktaş'ın torunu Rauf Kürşad'ın Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportu alması ve bunun medyaya yansıyış biçimi, Denktaş'ın torunu olmanın bazı dezavantajları olduğunun bir göstergesidir.
Binlerce insan aldı ama sıra Denktaş'ın torununa gelince, olay manşetlere taşındı.
Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportu aldı diye kimse Rauf Kürşad'ı suçlayamaz.
Zaten olayı yansıtan yayın organlarından hiçbirisinin torun Rauf'la bir derdi yok.
Kimse de ona "Niye gidip pasaport aldın?" diye sormuyor.
Belki yok yere rahatsız edildi, demeç vermek zorunda kaldı ama olayı yansıtanların esas derdi, dede Denktaş ile ilgiliydi.
Lütfen kimse, bu olayı manşetine taşıyan ya da irdeleyen gazetelere-TV'lere kızmasın.
Onlar mesleğini seven, mesleğine saygılı olan insanların yapması gerekenleri yaptı.
Bu olayla Denktaş'ın politikalarının artık "geçersiz" olduğu vurgulanıyordu.
Geçmişte Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportu alanları şiddetle eleştiren Denktaş'ın aile fertlerinin de bu pasaportu almaya başlaması, kuşkusuz bir gazeteci için ilgi çekici bir konudur.
Denktaş, her ne kadar da bugün ağız değiştirmiş ve "Haktır alınacak" diyorsa da Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportları konusunda geçmişte, insanların gözüne soka soka söyledikleri, yaptıkları, yasa yapmaya, para cezası verdirmeye çalışması akıllardan silinmemiştir.
Sırf torununun olayıyla ilgili basın toplantısı düzenleyen Denktaş, geçmişte kimseyi suçlamadığını, hain damgası vurmadığını söyledi.
Bu kadar kısa sürede yaptığı onca şeyi inkar etmesi inanılır gibi değil.
Bu olay Denktaş'ın ne ilk, ne de son çelişkisi ve inkârıdır.
Geçmişte de söylediği sözleri yalanlamış, verdiği demeçleri inkâr etmiştir...
Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportu alanların suç işlediğini, davaya zarar verdiğini, pasaportların geri iade edilmesi gerektiğini söyleyen, hatta bu konuda yasa çıkması için ön ayak olan bizzat kendisidir.
Şimdi birden bire değişen ne olmuştur ki?
Eğer Denktaş, "politikalarının çürümekte olduğunu" kabul etmeye başlamışsa ve o yüzden Kıbrıs pasaportu alması için torununa izin vermişse iyi...
Ama görülüyor ki, sırf Denktaş ailesinden birisi pasaport alacak diye sayın cumhurbaşkanı "fikrini" değiştirmiş, başkaları için suç olanı, kendilerine gelince "hak" kabul etmiştir.
***************************************************
BRT'Yİ MAHKEMEYE VERECEKMİŞ
Cumhurbaşkanı Denktaş, BRT'yi mahkemeye verecekmiş!
Neden?
Konuşmalarını, demeçlerini, ağzından çıktığı gibi vermiyor, kısaltıyorlar diye.
Denktaş geçtiğimiz günlerde, "Yetti artık, BRT'yi mahkemeye vereceğim" dedi.
Bir kere BRT'nin yasalarında, tüzüklerinde öyle bir madde var mıdır ki "cumhurbaşkanının hiçbir sözü kesilmeden girecek" diye?
Hayır yoktur...
Ama sayın cumhurbaşkanı ısrar ediyor.
Bazen Denktaş Bey, günde dört-beş heyeti kabul ediyor, ne yani bunlar tek tek verilecek mi?
Birbirine çok benzeyen, hiçbir özelliği olmayan bir yığın konuşma.
İnsanların başka işi yok da, Denktaş Bey'in söylediklerini okumak için mi bekliyor sanıyorsunuz?
Aynı şeyleri okumaktan ve duymaktan halk da bıktı usandı...
Kuruluşlar, Denktaş'ın her sözünü yayınlamaya kalksa ne programlar sığar, ne de gazete sayfaları...
Denktaş Bey merak etmesin, gazeteciler hangi konuşmalarının önemli olduğunu, hangilerinin ön plana çıkarılması gerektiğini çok iyi biliyor.
Sayın Denktaş, bu tehditlerinin fayda edeceğini sanıyorsa, yanılıyor.
************************
USTALARDAN
TAHSİLLİ ÇOCUKLAR
Amerikalı yazar Russel Gough, "Karakteriniz Kaderinizdir" adlı kitabında diyor ki: "Doğru ve iyi olanı bilmek ile doğru ve iyi olanı yapmak arasındaki en önemli bağlantı doğru ve iyi olanı yapacak bir karaktere sahip olmaktır."
Eğer karakter gelişmemişse, tahsil işe yaramıyor.
Unutmayalım; banka hortumlayanlar, devleti soyanlar, rüşvet alan, vatanı çıkar uğruna satanlar, maç satanlar, şike yapanlar, teşvik verenler; birilerini hakir görüp, aşağılamakla yükseleceklerini zannedenler, hep tahsilli çocuklar...
O yüzden Roosevelt demiş ki: "Bir insanı ahlaken eğitmeden sadece zihnen eğitmek, topluma bir bela kazandırmaktır."
*******
FIKRA
EVLİLİK KURALLARI
Tipik bir maço adam, çok hoş bir kadınla evlenir ve nikahın hemen ardından, kurallarını ortaya koyar:
"Eve ne zaman istersem, saat kaçta istersem, ki her şeyden önce eğer istersem, o zaman gelirim ve senden bu konuyla ilgili bir tartışma istemiyorum.
Ben başka bir şey söylemedikçe, her akşam yemek masasını kusursuz istiyorum.
İstediğim zaman eski kız arkadaşlarımla içmeye ve kağıt oynamaya giderim ve bana bu konuda güçlük çıkarma sakın. Bunlar benim kurallarım. Yorumun var mı?"
Kadın son derece soğukkanlı cevap verir:
"Hayır, benim için sakıncası yok. Yalnız şunu bil ki, burada her gece saat 07.00'de seks yapılacak, sen olsan da, olmasan da."
|