|
|
|
|
|
|
Defalarca yazdım, bu ülkede insan yaşamına değer verilmiyor. Bu ülkede insanlar rast gele yaşıyor. Bu ülkede ölmemek, kanser olmamak, sakat kalmamak için çok şanslı olmanız gerekiyor. Şimdi size durup da yine sayayım mı; neler bizi ölümle tehdit ediyor, neler hastalandırıyor, neler nefesimizi kesiyor, neler kanser ediyor diye... Saymamın ne faydası olacak değil mi? Kim takacak, kimin umurunda olacak ki? Hangi yakıcı sorunun üzerine gittiler de acaba hangisini çözdüler? Bin kere yaz, bin kere TV programı yap, ne olacak? Onlar bildiğini okuyor, siz de kendinizi tekrar edip duruyorsunuz. Hasan Kahvecioğlu, işlediği sorunların çözümlendiğini görememekten, aynı şeyleri dönüp de tekrar yazmaktan sıkıldı ve köşe yazarlığını bıraktı, Turgut Afşaroğlu günlük yazılarını haftada bire döndürdü. Hak veriyorum onlara, kısırdöngü insanın şevkini kırıyor... Dün Karpaz anayolunda gencecik bir insan yaşamını yitirdi. Neden? Hiçbir önlem alınmadan devam ettirilen yol çalışması yüzünden... Karpaz anayolunun adeta ölüm tuzağı olduğunu, anımsadığım kadarıyla dört kez KIBRIS gazetesi haber yaptı. “Birisinin ölmesini mi bekliyorsunuz?” diye soru soruldu. O bölgeye giden turistlerin yaşadığı zorluklar gündeme getirildi. Gördüğüm kadarıyla diğer gazeteler de defalarca bu yolu haber yaptı, uyarıda bulundu. Hatta dün feci şekilde yaşamını yitiren Gözde Şengüler, Karpaz’da bölge muhabiriydi ve kendi gazetesinde bu konuyu haber yapmıştı. Haber yapmıştı ki birisi bu ölüm tuzağına düşmesin, yaşamını kaybetmesin diye. Bölge halkıyla röportajlar yapmıştı, korkularına tercüman olmak için... Nerden bilecekti ki bu ölüm çukurunun kendisini içine çekeceğini? Trafik kazalarında sürekli sürücü hatalarını ön plana çıkarıyoruz ama altyapının yetersizliği ile kritik bölgelerde alınmayan önlemlerin de insan yaşamını tehdit ettiğini görmezden geliyoruz. Başka bölgelerden insanlar Karpaz tarafına gidip de büyük korkularla dönüyor geri... O korku çemberinden, o tehlikeden, o cambazlık isteyen mesafeden çıktığına bin şükür ediyor. Ya her gün o yolu kullanmak zorunda kalan bölge insanı? Onlar da canı burnunda gidip, dönüyor. İnanılmaz bir eziyet, inanılmaz bir işkence. Herkes şikayet ediyor ama denetleyecek olanlar kör, önlem alacak olanlar sağır... Kazalar olmuyor değil, oluyor da henüz biri ölmediği için önlem alınmıyordu. “Ölecek biri” deniliyordu üzerine basa basa ama takan yoktu. Umurlarında mı? İşleri güçleri konuşmak, hava atmak, blöf, palavra… Konuş, konuş, konuş… Demeçler, röportajlar, kabuller, yurt dışı ziyaretleri, kurdele kesmeler... Kime yararı var bunların, neyi çözüyorsunuz bunlarla? İşte en sonunda öldü birisi! İşte genç bir insan yaşamını yitirdi, bağıra bağıra geldi bu ölüm. Şimdi ne yapacaksınız? Utanmazsanız, “süratliydi” ya da “04.30’da sokakta ne iş vardı?” der işin içinden çıkarsınız. Çare yok, bunların bir şey yapacağı yok… Sinirleniyorum bu satırları yazarken, harflere basarken klavyeyi kıracak gibi oluyorum... Koruyacağız kendimizi koruyabileceğimiz kadar, çünkü yöneticilerimiz insan yaşamına önem vermiyor... Vermeyecek de... Biz de böyle yazıp duracağız ve ölüm tuzaklarıyla dolu bu ülkede, yollarda ölüp kalmaktan, zehirlenmekten, kanser olmaktan, sakatlanmaktan korunabileceğimiz kadar korunmaya çalışacağız ve sıramızı bekleyeceğiz. Yıllardır değişmeyen ve değişmeyecek bu zihniyet ortadayken, var mı başka bir seçeneğimiz?
|
|
|
|
|
| 06 Şubat 2012, Pazartesi |
Aynı gemideyiz, birlikte boğulacağız |
|
| 27 Aralık 2011, Salı |
Papatya bereketi |
| 16 Kasım 2011, Çarşamba |
Gelin Gerçekleri Konuşalım |
| 17 Ekim 2011, Pazartesi |
Türkiyeli Öğreciler Kıbrıs’ta Nelerden Korkar? |
| 14 Eylül 2011, Çarşamba |
Nereye kadar? |
| 27 Temmuz 2011, Çarşamba |
Gerçekler den Kaçamayız |
| 20 Mayıs 2011, Cuma |
Hak, Tam Da Böyle Aranır |
| 08 Mayıs 2011, Pazar |
DERS KİTAPLARINI KİM DEĞİŞTİRDİ? |
| 04 Mayıs 2011, Çarşamba |
Yalan Üzerine Kurulmuş Bir Düzen |
| 08 Mart 2011, Salı |
Sağ- sol kavgasının sırası mı? |
|