Gelin Gerçekleri Konuşalım

Ali Baturay

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   16 Kasım 2011, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder     Paylaş Share/Bookmark

  Gerçekleri görmezden geleceksek, şimdi size düzmece yüzlerce güzel söz yazarım...
  Hem de şiirsel.
  Okurken hülyalara dalarsınız, kendinizden geçersiniz.
  Ukalalık yapmıyorum, becerebilirim. 
  Peki ama yapmamız gereken, pembe tablolar yaratmak mıdır, yoksa gerçekleri yazmak mıdır?
  İnanmadığımız şeylerin savunuculuğunu yapmak ne kadar dürüstlüktür?
  Lafı getireceğim yere gelelim isterseniz.
  Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni kurduk da ne oldu?
  Bu toplum insanı ne kazandı?
  Bu sorulara milliyetçi duygularla ya da göstermelik gönül okşayıcı üslupla cevaplar verirseniz gerçekçi olamazsınız.
  Şunu söylemek isterim ki; bu ülke insanı cumhuriyetin ilan edilmesiyle hiçbir şey kazanmadı.
  Tam tersine kaybetti.
  Hem de çok şey kaybetti.
  Dünyadan izole oldu, içine kapandı.
  Kazananlar vardı tabii ki.  
  Köşe başlarını kapanlar kazandı.
  Dönerci bıçağı hep onlara kesti.
  Ülkede makam elde edip, tarihe geçme gayilesinde onlarla, onların kanatları altındakiler kazandı, geriye kalanlar da onların köleleri muamelesi gördü.
  Cumhuriyet kurduk da ne oldu?
  Kim tanıdı bizi? Yalnızca Türkiye mi?
  Onun bile tanımadığı alanlar var.
  En basitini söyleyeyim isterseniz; Türkiye takımları Rum yönetimi ile her türlü müsabakada bir araya gelirken, biz bir hazırlık maçı bile yapamıyoruz.      
  Cumhuriyet kurduk da ne oldu, biz mi yönetiyoruz?
  Cumhuriyet kurduk da ne oldu, avuçlarımız açık, süklüm püklüm Türkiye’den para bekliyoruz.
  Memurumuzun maaşını ödesin, yolumuzu yapsın, köprümüzü, camimizi inşa etsin, suyumuzu getirsin, açıklarımızı kapatsın.
  Peki bizi yönetenler ne yapacak?
  Türkiye versin bizimkiler dağıtsın, aynen bir mutemet gibi.
  Peki bu kadar bağımlı olmanın bedeli olmaz mı?
  Olmaz olur mu hiç?
  Nüfus mesela, nüfusa ses çıkarabilir misiniz?
  Ülkede polisiye olaylardan tutun da daha birçok sosyal soruna neden olan nüfusa ses çıkaramazsınız.
  Türkiye hükümetlerine şirin görünmek için kaçaklara durmaksızın af çıkarırsınız.
  Tabii nüfusunuzu sorarlar da cevap veremezsiniz, nüfusunu bilmeyen başbakan, cumhurbaşkanı olursunuz.
  Bir yurt dışı ziyaretinizde, o ülkenin başbakanı tarafından canlı yayında maaşı sorulan başbakan olur da tarihe geçersiniz.
  Önünde “Kıbrıs Türk” yazan tüm kurumlarımızı satasınız, peşkeş çekesiniz diye mi cumhuriyet kurdunuz?
  Tarihimizi, kültürümüzü yok edesiniz, halkı fakirleştiresiniz, ülkeden göç ettiresiniz diye mi cumhuriyet ilan ettiniz?
  Cumhuriyet ilan ettiniz de eğitimi, sağlığı, ekonomiyi hallettiniz mi, hayır daha da geriye götürdünüz.
  Santrallerden kanser yağarken, yediklerimiz, içtiklerimiz de bizi yiyip tüketirken, çevre diye bir şey kalmazken siz ne yaptınız?
  Cumhuriyete bakın da övünün; şimşek çakar elektrikler gider, yağmur yağar seller gelir.
  Daha bizi yönettiğini söyleyenlerin yaptığı partizanlıkları, yolsuzlukları, sürdükleri şatafatları sıralamadım.
  Peki, perde gerisinde “bu devlet tanınmaz” deyip de törenlerde “yaşatacağız”, müzakerelerde “sorunu çözeceğiz” demenize ne söyleyeyim?
  Siz ha, siz bu cumhuriyeti yaşatacaksınız, güldürmeyin beni; başınız ağrır Türkiye hastanelerine koşarsınız, Kuzey Kıbrıs bankalarındaki paranızı çeker Türkiye bankalarına yatırırsınız, makam odalarınızı Türkiye’den gelen eşyalarla donatırsınız...
  Daha ne deyim ben size, yaşatın bakalım bu cumhuriyeti.
  Cumhuriyetin 28’inci yıldönümü kutlu olsun, sevinin, coşun bakalım bu film nereye kadar sürecek!    
 

   2592 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder     Paylaş Share/Bookmark

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
06 Şubat 2012, Pazartesi   Aynı gemideyiz, birlikte boğulacağız
27 Aralık 2011, Salı   Papatya bereketi
17 Ekim 2011, Pazartesi   Türkiyeli Öğreciler Kıbrıs’ta Nelerden Korkar?
14 Eylül 2011, Çarşamba   Nereye kadar?
27 Temmuz 2011, Çarşamba   Gerçekler den Kaçamayız
20 Mayıs 2011, Cuma   Hak, Tam Da Böyle Aranır
08 Mayıs 2011, Pazar   DERS KİTAPLARINI KİM DEĞİŞTİRDİ?
04 Mayıs 2011, Çarşamba   Yalan Üzerine Kurulmuş Bir Düzen
08 Mart 2011, Salı   Sağ- sol kavgasının sırası mı?
07 Şubat 2011, Pazartesi   YASAL İŞLEM Mİ?


Yorum Sayısı:   12
  ethem yaman         - Lefkoşa 29 Aralık 2011, Perşembe 10:35 
CUMHURİYETİ KURMASAYDIK,İNGİLİZ\\\'İN,BARIŞ GÜCÜNÜN GÖZÜ ÖNÜNDE ÖLDÜRÜLEN,KUYULARA ATILAN DEDELERİMİZ,ANNELERİMİZ GİBİ ÖLÜMLERİ Mİ BEKLESEYDİK DİYORSUNUZ ?
NAMUSUMUZU KORUMAK İÇİN 14 YAŞINDA BAŞLADIĞIMIZ NÖBETLERE DEVAM MI ETSEYDİK ? BECERİKSİZ YÖNETİCİLERİMİZİN SUÇUNU CUMHURİYETTEN Mİ ÇIKARTACAĞIZ ?
BU GÜZEL GÜNLERİN,ÖZGÜRLÜĞÜMÜZÜN KIYMETİNİ BİLİP,SAHİP ÇIKALIM,YÜCELTELİM, O DA BİZLERİN ELİNDE DEĞİL Mİ ?
  mağdur türkler         - türkiye 25 Aralık 2011, Pazar 23:08 
Gurbetlik ! Vatan hasreti ! Sevdiklerimizin özlemi !
İnsan bu kelimeleri düşündüğünde dahi yüreğinde hemen bir şeyler sızlıyor, sadece düşününce dahi ! Bırakın yaşamayı düşünence dahi insanın içi bir tuhaf oluyor . Bu kelimeyi sadece insanda değil, eşyada da deneyin yine aynı. Taşındığınızı düşünün bir yerden bir yere, eşyalar nasıl yabancı olur, bizi evimize geri götürün der gibi . Kim bilir, belki o yüzden gelirken ağlıyoruz hep, giderken gülüyor Mevlana gibi
Bizler bu memleketin evlatlarıyız .
Bizler, bu memleketin ; işçisi, esnafı, işvereni, akademisyeni, doktoru, mühendisi,memuru, öğretmeni gibi toplumun çok geniş kesimlerini içine alan daha çok orta gelirli, askerlik problemi nedeniyle kurmuş olduğu iş ve aile düzeninin derinden etkileneceği vatandaşlarıyız. Şimdi, Bedelli Askerliği isteyenler ve bekleyenler , askere alındıkları takdirde, 15 ay süresince maaş alamayacak , evinin kirasını veremeyecek, annesinin, babasının, çocuklarının ihtiyaçlarını karşılayamayacak bir durumda olacaktır. Zaten, hepimiz biliyoruz ki, şu anda askerliğini yapmayan bu vatandaşlarımızın yaş ortalaması 28\'in üzerindedir. 30\'un üzerinde bir yaşa gelmiş insanın, mutlaka, ailesi vardır, tahsil çağında çocukları vardır. Peki, bu kişiler , 15 ay askerde hiç ücret almadan ailelerinin geçimlerini nasıl sağlayacaklardır? Tam tersi bir durumu düşünelim . Askerliğini Türkiye’de yapan yüzlerce insan var fakat KKTC yasaları Türkiye’de yapılmış olan askerlik görevini saymıyorlar.Dünyanın neresinde hangi devletinde 2 kez askerlik yapma görevi vadır .Eşini 15 ay göremeyecek eşlerin ve çocukların gerek maddi gerekse manevi durumları ne olacaktır. 15 ay işinden , eşinden ayrı kalmış ve geri döndüğünde işini tekrar eski haline getiremeyecek olanlar ne yapsın , 15 ay geçtikten sonra , zarara girmiş hatta kapanmış işyerlerinin kayıplarını nasıl kapatacaklardır. İşlerini kaybetmiş insanlar ise bu kadar işsizin bulunduğu Ülkemizde nasıl tekrar iş bulabileceklerdir. Ailelerin bu kaybı nasıl kapatabileceklerdir. Bence mümkün değildir. 15 ay sonunda işini ve ailesini kaybetmiş ,İnsanlardan verim almak, sağlıklı hizmet beklemek nasıl mümkün olacaktır? Yani, terk edilmişlik hissine kapılmış, kendi başına bırakılmışlık hissine kapılmış bir insandan siz nasıl verim bekleyebilirsiniz ki Hayat çoğu kişinin varsaydığı gibi, herkes için belirli kurallarla devam etmemektedir. Her zaman için; “önce okul biter, sonra askere gidilir, sonra iş bulunur, sonra evlenir, sonra çoluk çocuk sahibi olunur” kuralı işlememektedir. Bizler, hayatın türlü nedenlerle bu varsayılan yoldan savurduğu insanlarız. Zaten Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yasalarından Bedelli Askerlik Kanunu Mevcuttur. Fakat bu mevcudiyet dahilinde Türkiye’de yaşayan Kıbrıslı Türkler yoktur. Türkiye anlamsız bir şekilde yurt dışı sayılmamaktadır .
KKTC ‘nin nufus politikasının gerek diğer kesimde gerekse birleşme görüşmeleri masasında ve uluslar arası platformlarda böylesine tartılşıldığı bir ortamda hükümetin ve yetkililerin kendi yurtdaşlarını KKTC’ye çekmeninin önünü açması gerekmektedir . Özellikle Türkiye’de doğan ve/veya yaşayan Kıbrıs kökenli kişilerin KKTC’ye geri dönüşünün önünün açılması gerekmektedir . Binlerce mağdur Türkiye’de yaşayan KKTC vatandaşı askerlik sorunu nedeniyle vatanına giriş yapamamaktadır . Yurt dışında bulunan KKTC vatandaşları sayısı tahminlerin çok çok üstündedir . En çokta Türkiye’de yaşamaktadır . Bu gerçeği artık yetkililerin görmesi gerekmektedir . Türkiye’de bir çok alanda tıp, bankacılık, sanat , bilişim vs- bir çok başarılı Kıbrıs kökenli insan yaşamaktadır. Bu insanların KKTC ‘ye geri dönüşünü sağlamak, kültürel, ekonomik ve siyasi olarak KKTC’nin kendi yararınadır. Bedelli askerlik ile ilgili olarak toplumuzda bazı mesnetsiz önyargılar bulunmakta ve toplum yanlış yönlendirilerek bazı gerçeklerin üzeri örtülmektedir. Vatan sevgisi, bazı kesimlerde zorunlu askerlik hizmeti ile eşleştirilmektedir. Adı üstünde, zorunlu kelimesi olan bir yerle vatan sevgisini ilişkilendirmek hatalıdır. Vatanı sevmenin tek bir şekli yoktur, bunun türlü yolları vardır. Sosyo-ekonomik problemler nedeniyle bu görevi belirli bir bedel ödeyerek, 1 ay yapmak isteyen vatandaşlarımızın vatan sevgisinden kuşku duyulmamalıdır. Bu kesim, askerlik sistemini ret etmeyen, çağımızın gerçeklerine uygun daha güçlü ve modern bir orduyu arzulayan, savaşta temelli askerlikten kaçmayacak kesimdir.
Sorunun çözülemediği her geçen gün, bu büyük kitlenin sayısı artacak ve sorunun çözülmesi için daha büyük baskı oluşacaktır. Nihayetinde, aklı-selim galip gelip bu sorun şüphesiz çözülecektir. Fakat sorunun çözümündeki gecikmeler geride maddi ve manevi yaralı aileler bırakacak ve tek kaybedenler Kıbrıs Türkleri olacaktır. Bizler adeta zihinsel bir hapisteyiz. Sürekli ailemiz, işimiz için endişe içindeyiz. Hayata dair düşüncelerimizi, kariyerimizi, iş yatırımlarımızı, projelerimizi uygulayamıyor ya da erteliyoruz. Her an içinde bulunduğumuz durumu düşünüyor ve psikolojik bir yıkım yaşıyoruz. Kimimiz mahallesinden dahi dışarıya çıkamayacak durumda hayatını devam ettirmektedir.
Çoğumuz hayatımızın 5- 10 yılını yaşayamadık addediyoruz. Sosyal ve ekonomik yıkım yaşamamak için, askerlik vazifemizi yerine getiremiyoruz, bunun için ağır bedeller ödemekteyiz halen. Bizim için imkânsız değil ama çok zor olsaydı biz vatani görevimizi seve seve yapmıştık. Fakat çoğumuz için bunu yapabilmek içinde bulunduğumuz şartlar itibariyle imkânsız. Bazılarımızın inan ki buna cinsel hayatını dahi etkilediği bu piskolojik işkencenin artık son bulmasını temenni ediyoruz.
Kıbrıs Türklerinin tümünü doğrudan ilgilendiren bu yasanın değiştirilmesiyle bir yanda bedelli hakları genişlemeli Türkiye\'de yaşayan Kıbrıs Türklerinin vatan özlemi giderilmeli Türkiye\'de yaşayan Kıbrıs Türkleride mevcut bedelli yasasında belirtildiği gibi yurt dışı kategorisinde sayılmalı diğer yanda ise iki kez askerlik yapmak zorunda kalan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Kıbrıslı Türkler bu eşitsizlik ve haksızlıktan kurtulmuş olmalılardır.

Toplumsal bir soruna dönüşmüş olan bu mevzunun bir an önce çözülmesi için toplumun tüm kesimlerinden bu konuda değerli yardım ve desteklerinizi bekliyoruz.

Saygılarımızla Türkiye’de doğan ve/veya yaşayan Binlerce Mağdur Kıbrıs Türkü
  nafia bekiroğlu         - lefkoşa 25 Aralık 2011, Pazar 23:04 
size katılıyorum yorum ve sunumlarınızı da çok beğeniyorum ancak lütfen basiretsiz siyasetçilerin başarısızlıkları sizi yıldırıp cumhuriyetten soğutmasın. Bu memleket bizim ve hep birlikte toplumun öz güvenini geliştirip yaşamakta borcumuz sevgiler
  prof zurnetto         - poli 13 Aralık 2011, Salı 13:28 
kıbrıslı devlet gurdu, ortada kıbrıslı galmadı, adam sidneyden akıl veriyor,kıbrıslının adı galdı adam sidneyde miliyetci oldu, londrada miliyetci oldu,yabancılar ,ingiltere ve avusdralyada ,insan odaklı ,insan haklarına dayalı bir demokrasi gurdu,kıbrıslı türk da kıbrısın faşist basgılarından burdan gaçdı, ve ola ola fasist miliyetci oldu gurbette, vay be
  sutcuoglu         - syney 12 Aralık 2011, Pazartesi 10:53 
Ahmet kardeş bizim ülkede öneri yapmak alternatifler sunmak yerine eleştiri yapan yazar çoktur ama ekmek yediği tabağa k**a yapanlar bolca bulunur.
  Ahmet Ibrahim         - Sydney 09 Aralık 2011, Cuma 15:31 
Ha ha haaa Baturay Bey, tamam anladik, cumhuriyet kurduk da ne olduk, ne oldugumuzu hepimiz biliyoruz. Ya cumhuriyet kurmasaydik ne olacaktik, bir de onu yazsaniza, olan birseyi herkes gorur, siz bize \"ne olacakti\" onu bir soyleyin bakalim. Hodri meydan.
  onur güren         - girne 06 Aralık 2011, Salı 14:48 
öyle bir uyurgezer oldukki bu adada kendimizi rüyalarda kaybettik
  007         - cumhuriyet 04 Aralık 2011, Pazar 14:06 
EVET ŞİMDİ DÜŞÜNÜN O ZAMAN ANKARA BİZDEN ELİNİ ÇEKERSE VE RUM 63TE /74 TE YAPTIGINI GENE YAPARSA BİZİ KİM KURTARACAK
  Abdullah         - mağusa 03 Aralık 2011, Cumartesi 14:57 
Sevgili Ahmet Ötüken dostum bizde senin ailen gibi yesek bizde bu düzenin bozulmasını istemeyiz
  Ahmet Ötüken         - Lefkoşa 27 Kasım 2011, Pazar 18:44 
Baturay Dostum; devlet kurmak, halk olma bilincine varmış her toplumun en büyük ideali. Son yirmi yılda dünyada 35\'in üzerinde yeni devlet kuruldu. Hiçbir halkın da kurduğu devletten vazgeçmek gibi bir isteği görülmedi. Ülkede yaşanan sorunlar vardır. Ancak bu sorunların sucunu devletin kendisine yüklemek haksızlıktır. Sorunlarımız varsa bunlarda herkesin ama önce siyasilerin kusur veya suıçları vardır. Onları da bizler seçiyoruz. Kaldı ki bu gün dünyada benim diyen güçlü devletlerin bile bizden daha çok sorunları vardır. Hele özendiğimiz AB\'nin! Sizdeki bu KKTC karşıtlığını gerçekten anlamakta zorluk çekiyorum. Yinde sevgi ve saygılarımla kardeşim. Unutma bu devlet nice bedellerin bir sonucudur. ABD; AB patronları gibi düşünmeyin lütfen.Hele Rumlar gibi hiç
  hammal rüsdem         - üniversiteden mezun ve de masderli 26 Kasım 2011, Cumartesi 13:40 
yau hemşeri bu toplum doğruya ve güzele alerjisi var, yalanı sever, sen yalan yaz
  sinan cemgil         - gazimagusa 18 Kasım 2011, Cuma 15:58 
cumhuriyetten once kurtarilis vede yok olmayis cirpinislari cumhuriyetten sonrada kurtarilis vede yok olmayis cirpinislari...!