|
Politikacıları seçip, parlamentoya gönderirken eşleri ile mi seçiyoruz? Cumhurbaşkanı seçerken fark etmeden eşini de mi göreve getiriyoruz? Başbakanımızın eşi de günlük hayatımızın bir parçası olmak zorunda mıdır? Oluyor işte. Sanki onları eşleriyle birlikte seçiyoruz. Sanki onları seçerken “piyasada eşim de olacak” pazarlığı yapmışız gibi. Ya da sanki onları değil de eşlerini seçmişiz gibi. Cumhurbaşkanı ile başbakanın eşlerinin medyada yer alma merakının ölçüsü kaçtı. Gerçekten ölçüsü kaçtı, abartıya dönüştü. Papatyalar, basında yer alma konusunda eşlerini çok gerilerde bıraktı. Cumhurbaşkanı eşi ile başbakan eşi “iyilik meleği” olma yolunda yarışıyor. Kim daha fazla iyilik yapacak, kim daha şeker teyze olacak, kim daha çok yaşlılara ve çocuklara sarılıp fotoğraf çektirecek... Maşallah gün geçmiyor ki birilerini kucaklamasınlar... Kucakları hep dolu... Allah’ım, o ne şefkat öyle, o ne altın yüreklilik öyle… Başın mı sıkıştı hemen havaya doğru bağır; “yetiş Meral Ablaaa”, “yetiş Gülin Ablaaa” diye, arzu ettiğiniz papatyanız hemen yanınızda olsun. Süperman’i çağırır gibi çağırın, gerisine karışmayın ama durun durun bir şartla; yanınızda gazeteciler de olacak. Yanınıza gazetecileri de aldınız mı hiç korkmayın, ne isterseniz isteyin. Alattin’in Lambası masaldır, gerçek değildir ama Meral Hanım ile Gülin Hanım’ın sihirli elleri gerçektir; gazetecileri yanınıza alın ve onlardan ne dilerseniz dileyin gerçekleşir. Güzelyurt selzedelerinin gözyaşını silecek, sınır kapılarını denetleyecek, Rum okulunun öğrencilerinin hatırını soracak, onlarla Rumca şarkı söyleyecek, yurtta kalan çocukların ihtiyaçlarını karşılayacak bir devlet adamı yok ki! Ne yapsın Meral Hanım, boşluğu dolduruyor. Her yere elini uzatıyor. Maşallah Sosyal Hizmetler Dairesi yetkililerine, hani yurtlarda kalan çocuklar, gençler konusunda dikkatli davranacaktık, teşhir etmeyecek, mağduriyetlerini toplum önünde utanılacak bir duruma getirmeyecektik. Nasıl izin verirsiniz Meral Hanım onları koluna taksın ve şovunu yapsın? Meral Hanım bu yardımı gazetecilere poz vermeden yapsa, sokaklarda çocukları teşhir etmeden iyilik etse, iyilik olmayacak mıydı? Ya Gülin Hanım? Sayın İrsen Küçük başbakan olmadan önce kaçınız tanırdı onu? Şimdi tanımayanınız yok, yoksulların, yardıma muhtaçların Gülin Abla’sını. Maşallah medyada yer alma konusunda Meral Hanım’ı bile geride bıraktı. Üstelik Gülin Hanım, deniz aşırı da çalışıyor; Danimarka mı istersin, Azerbaycan mı, İstanbul mu? Hem de uzman edalarında, hem de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Şerife Ünverdi’yi yardımcısıymış gibi kullanarak. Evet evet yanlış okumadınız, Sayın Şerife Ünverdi, Sayın Gülin Güçük’ün yardımcısı. Sanki bakan olan Gülin Hanım, Şerife Hanım da sıradan biriymiş gibi. Yurt dışına gidiyorlar, heyet başkanı Gülin Hanım, Şerife Hanım da yardımcısı... Bu kadarla kalsa iyi; Gülin Hanım, Sosyal Hizmetler Dairesi’nin iki şube sorumlusunun başında heyet başkanı olarak Azerbaycan’a gidiyor. Uzman edalarında konferansa katılıyor. Gülin Hanım, hangi sıfatla mı bir devlet kurumundaki uzmanların heyet başkanı olabiliyor? “Başbakan eşi” sıfatı yeterli gelmiyor mu size? Ne yaparsın, o dairede adam kalmamış, iş Gülin Hanım’a düşmüş. Gülin Hanım, hızını alamayıp politik demeçler de vermeye başladı; 10 parmağında 10 marifet maşallah… Ahh güzel memleketim ah, ne hallere düştün böyle? Dalga geçiyorlar bizimle de kimse “yeter artık” demiyor.
|