AF
duvar duvar duvar sana ne desem ki ah incitmeden gözlerini mahkumun her taşını kırmalı bir bir gerisi laf-ü güzar
Nevzat ÇELİK
********************************************************************************
Acaba...
OY UĞRUNA!
Seyrüsefer ücretleri bu yıl artırılmadı... Yani geçen yıl ödediğimiz miktarı ödeyeceğiz... İyi haber değil mi? Hele de arabası dizel olan ve yüksek rakam ödeyecekler için çok iyi bir haber! Bunca yıldır böyle bir şey oldu mu? Hayır, tam aksine her yıl fahiş artışlar yapıldı! Eee, bu yıl neden böyle? Tabii ki seçim var diye zam yapmadılar! UBP-DP, zam yapmadı ki seçimde onlara oy verelim! Ne kadar ucuz bir politika!!
Diyorum...
**********************************************************************
KAMUOYU YOKLAMASI MI YOKSA "GÖNLÜNÜZDEN GEÇENLER" Mİ?
Kamuoyu yoklamaları- anketler için yasal süre dün doldu...
Artık "kamuoyu yoklaması" sonucu vermek bugünden itibaren yasak.
Son günü değerlendirmek isteyen altı gazete son güne "kamuoyu yoklamaları" yetiştirdi!
"Kamuoyu yoklamalarına" şöyle bir baktım, her gazete yakın olduğu partiyi yüksek gösterdi.
Şimdi biz hangisine inanalım, hangisi doğru?
Ben hiçbirine inanmadım, hepsi de masa başı "işine geldiği" gibi yapılan anketler.
Hatta bazıları o kadar öyle bir savurmuş ki gülmemek elde değil!
Yani dün yayınlananlar "kamuoyu yoklaması" değil, gazete yöneticilerinin "gönlünden geçenlerdi" de diyebiliriz!
Neyse, 14 Aralık'a çok kalmadı, nasıl olsa ak koyun kara koyun ortaya çıkacak, kimseye inanmayın kendi iradenizle en doğru kararı yine siz vereceksiniz!!!
************************************************************************************
GEÇMİŞE SAYGIYMIŞ!!!
UBP'nin tüm reklamları abartılı, şiddet dolu, itici ve inandırıcılıktan yoksun...
Bütün propagandaları Annan Planı karşıtlığı!
Annan Planı olmasa UBP ne diyecekti merak ediyorum!
Söyleyecek sözleri, vaat edecekleri hiçbir şeyleri kalmadı, bu nedenle, "tepemize Yunan bayrağı dikecekler", "suyumuzu kesecekler", "evimizi alacaklar", "dar ağacına çekecekler" gibi bir hayli uyduruk hikaye!
UBP, "sünnetçi korkusu" vererek, seçim kazanmayı ümit ediyor, Kıbrıs Türk insanının ruhuna hitap etmeyen "uyduruk senaryolu" reklamlarla seçim kazanacaklarını sanıyorlar...
UBP'nin bir tarafta mezarlık, diğer tarafta araba galerisi olan reklamını hatırlayacaksınız...
Mezarlığın üzerinde "Geçmişimize saygı duymayan", galerinin üzerinde de "geleceğimize de duymaz..." ifadelerine yer veriliyor.
Eğer geçmişimizi "mezarlık" ile simgeleyeceksek, "geçmişimize" çok büyük saygısızlık yapıldığını da hatırlatmak isteriz...
Evet, bugün Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçiliği'nin bulunduğu alan mezarlıktı...
Evet, mezarlık dozerlerle söküldü, düzeltildi, ölülerin yattığı yere beton döküldü ve o alana elçilik binası kaldırıldı.
UBP-DP'nin ataları, statükonun o günkü temsilcileri, yer kalmamış gibi mezarlığı ortadan kaldırmıştı, şimdi kalkıp da reklamlarınızda "geçmişe saygıyı" mezarlıkla simgelemeyin!!!
Sizin "diriye" saygınız yok, "ölüye" nasıl olsun?
************************************************************************************
KIBRISLI TÜRKLER BAYRAMI, GÜNEY'DEKİ KAYMAKAMLIKLARDA GEÇİRDİ
Kıbrıs Rum Yönetimi açıkladı; 100 bin Kıbrıslı Türk, Kıbrıs Rum Yönetimi'nden "yaş kağıdı", "kimlik kartı" ve "pasaport" almış!
Halen de vatandaşlarımız çılgıncasına "yaş kağıdına", "kimlik kartına" koşuyor!
Vatandaşlarımız, Ramazan Bayramı'nın ilk günü bile saat 03.00'lerden kalkarak Güney Kıbrıs'a koştu.
Bayram boyunca ilk gün bile insanlarımız yakınlarıyla bayramlaşmak yerine, sınırlarda, kaymakamlıklarda kuyruklara girdi, hem de birbirlerini ezercesine...
Güney Kıbrıs'taki kaymakamlık binalarındaki o karmaşa, itişme, bağrışma gerçekten utanç vericiydi!
Fakir insanlara ekmek dağıtırkenki birbirini ezercesine saldıran insanları anımsatıyordu vatandaşlarımızın yarattığı karmaşa...
Daireye girip çıkan Rumlar, şaşkın ve aşağılayıcı bakışlarla izliyordu Kıbrıslı Türklerin halini!
Lefkoşa'da, Larnaka'da Limasol'da inanılmaz bir yoğunluk vardı...
Kermiya'da, Beyarmudu'nda, 2.5 Mil sınır kapsında otomobilleriyle güneye geçmek isteyen insanlarımız saatlerce kuyruklarda bekledi...
Evet saatlerce, üç saatten aşağıya değil!
Başta Denktaş ile Eroğlu olmak üzere statükocular, egemenlikten, KKTC'nin yaşatılmasından söz ediyor...
Ne egemenliği kardeşim, senin vatandaşın, birbirini ezercesine "Kıbrıs Cumhuriyeti"nin ya da sizin de hoşunuza giden ifadeyle "Rum Yönetimi"nin vatandaşı oluyor...
Koşuyor vatandaşın Güney'e yaş kağıdı, kimlik kartı, pasaport için, hem öyle yalnızca muhalifi değil, UBP'lsi, DP'lisi, MAP'lısı da koşuyor...
Neden bu yola başvuruyor, çünkü kendini güvende hissetmiyor, gelecek kaygısı duyuyor, hastanelerden, iş olanaklarından yararlanmak istiyor...
Sınır kuyruklarında, daire kuyruklarında vatandaşlarınızın yaşadığı rezaleti, aşağılanışını bir görseniz diyorum!
Öyle "devletim", "egemenliğim" demesi kolay ama yüzünüzü biraz de Güney'e dönün, gerçeklerle yüzleşin de ona göre konuşun!
14 Aralık'a kadar kaçabilirseniz ama sandıklar açılınca gerçekle zaten yüzleşeceksiniz!
|