|
Memlekette adam gibi muhalefet olmadığını, mevcut muhalefetin hükümet üzerinde baskı yaratamadığını, defalarca bu sütunda yazdım.
Muhalefetsizlikten yakınırken, henüz Özgür Parti de kurulmamış, yeni hükümet oluşumuna gidilmemişti.
DP muhalefete düşünce, UBP’den de kopmalar olunca bu iki parti “sertleşeceği” mesajını verdi.
Herhalde artık adam gibi muhalefet yapılır diye düşünürken, anladık ki UBP ile DP anlamıyor bu muhalefet işinden.
“Şok eylem” diye yola çıkıp; karşımıza çocukça ve laubali eylemlerle gelerek, kendi kendilerini rezil ediyorlar.
Bir kere UBP ile DP’nin “meclisten çekilme” konusunda bir karara varması lazım.
Hem meclisten çekilmeyecek, istifa etmeyeceksin, hem de oturumlara katılmayacaksın.
O zaman senin “ciddiyetinden” kuşku duyulur.
Şimdi herkes “milletvekili maaşını kaybetmemek için istifa etmiyorlar” diye düşünüyor ki bence de öyledir.
Sokakta muhalefet edemeyen ama ekranlara çıktığında antipatik olan, rakiplerinin kişilik haklarına saldırır niteliğindeki konuşmalar yapan muhalefet, “oyuncağı elinden alınmış çocuk gibi” davranıyor.
Gerçekten de görüntü böyledir.
Muhalefet gerçekten ülke menfaatleri için yapıyorsa bu eylemleri, bu hükümet ülkeyi kaosa sürükleyecek de onun için bu kadar feveran ediyorlarsa o zaman ülke çıkarları için neden meclisten istifa etmiyorsunuz?
İstifa ederseniz ancak erken seçim için baskı kurarsınız, aksi takdirde, istifa etmeden oturum günleri meclise gelip saçma sapan eylemler yapmakla “erken seçim” zemini yaratamazsınız.
Aslında ben UBP ile DP’nin erken seçim istemlerinde samimi olduğuna da inanmıyorum.
Bakmayın siz öyle esip, gürlemelerine, şimdi CTP, Özgür Parti ile ortaklığı bozup UBP ve DP ile hükümet kurmak istese inanın ki havada kaparlar.
Gerekçeleri de hazırdır, “ülke menfaati için”, “genel huzur için” gibi sözler söyleyecekler.
UBP’li yetkililer geçmişte kendileri de itiraf etti, “onlar iktidara alıştı, muhalefet yapmayı bilmiyorlar.”
Evet gerçekten de bilmiyorlar ve geçmişte nasıl muhalefetlik yapılırdı diye geri dönüp bakmıyorlar.
Meclis oturumu sırasında düdük çalarak yapılan eylem çok antipatikti.
Bırakın düdük çalıp, alkışlamalarını, televizyonların yakın çekim görüntülerini izledim, oradaki konuşmalar, ifadeler o kadar çirkindi ki tüylerim diken diken oldu.
Oturumdaki milletvekillerine “Beeööö” gibi ifadelerle sataşan muhalefet milletvekilleri çok antipatikti, sanki orası meclis değil de bir kahvehane.
İkinci şok eylem olan “kırmızı kart gösterme” de yaptırımı olmayan, çok çocukça bir hareket.
Basına birileri “muhalefet meclise eşek getirecek” diye bilgi sızdırdı, iyi ki getirmediler.
Zamanında misafir koltuklarında oturan sendikacılar genel kurula arkasını döndüğünde (ki o eylemi de beğenmemiştim) eleştiri yapanlar, bugün ondan daha kötülerini yapıyor.
Tabii ki basın toplantısı düzenlemekle, öyle perşembe toplantıları, salı konuşmaları yapmakla sizi ne basın, ne halk kaale alır.
O yüzden gerçek anlamda muhalefet yapmak lazım ama bu yaptıklarınız da eylem değil ki...
Yeni hükümetin oluşumuyla ilgili çok sert eleştirilerde bulunduk, halen de o konudaki düşüncelerim değişmiş değil ama kesinlikle “satıldılar”, “para aldılar” demedim, çünkü bunu demek için insanın elinde kanıtı olması gerekir.
Elinde kanıt olmadan kimseye böyle bir şey söyleyemezsiniz.
Ekrana çıkan DP ve UBP milletvekilleri, sıkça bu tür konuşmalar yapıyor, en son da DP Genel Başkanı Serdar Denktaş, Dışişleri Bakanı Turgay Avcı için bir programda defalarca “satılmış” dedi.
Böyle konuşma olmaz, başbakan yardımcılığı, dışişleri bakanlığı yapmış bir kişi bu kadar dere tepe dümdüz konuşamaz, adama sorarlar; “kanıtın nerede, neye dayanarak söylüyorsun” diye.
Eski Başbakan, eski UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu, Özgür Parti başkanına bir programda “birine kahve bile ısmarlamayacak kadar pinti” yakıştırmasında bulundu.
Eroğlu gibi ağırbaşlılığı ile bilinen, tecrübeli bir siyasetçiye bunu söyleten sadece ve sadece içinde bulunduğu “çaresizliktir”.
Yanlış anlamayın, ben Özgür Partilileri savunmuyorum, onların avukatlığını yapacak değilim ama “ahlaki” davranmamakla suçladığınız Özgür Partililerin kişilik haklarına dokunarak, şahsiyetlerini karalayarak, siz de ahlaki davranmıyorsunuz ve bu size artı puan kazandırmıyor.
Olmaz beyler, ağzınızdan çıkanı kulağınız duyacak.
Bu şekilde yaparsanız, “oyuncağı elinden alınmış çocuk gibi” davranırsanız, size kimse inanmaz.
Kahvehanede vatandaş konuşuyor; “Vay bee ne koltukmuş bu koltuk, kaybedince, adam kendini kaybediyor” diyor ki bence çok haklı...
****************
DEV-İŞ YANLIŞ MI YAPIYOR?
Hafta içinde bulunduğum bir ortamda, bir konuşmaya kulak misafiri oldum ve çok üzüldüm.
DEV-İŞ, DAÜ eylemlerinde HÜR-İŞ ile yan yana gelmekle, birlikte eylem yapmakla suçlanıyor...
Bu suçlamayı da CTP’liler yapıyor.
CTP’li olduğu bilinen, zaten kendisi de bunu saklamayan DEV-İŞ Başkanı Mehmet Seyis, HÜR-İŞ ile eylem yapıldı diye şiddetle eleştiriliyor?
Neden, çünkü DAÜ VYK, hükümetin atadığı kişilerden oluşuyor, eyleme gitmekle Mehmet Seyis CTP’ye bayrak açmış oluyor.
Biraz sağı solu aradım, gerçekten de partiden DEV-İŞ’e, özellikle de Mehmet Seyis’e karşı büyük rahatsızlık varmış.
Yapmayın lütfen, bir zamanlar böyle yapanlara “sarı sendika” diyen sizler, DEV-İŞ’in sarı sendika olmasını, CTP’nin dediklerini yapmasını mı istiyorsunuz?
Eyleme gidenler DEV-İŞ federasyonuna bağlı DAÜ-BİR -SEN’in üyeleri.
Ne yapacaktı yani Mehmet Seyis, kendi federasyonuna bağlı DAÜ-BİR-SEN’in üyelerini ortada mı bırakacaktı?
“Yok, ben CTP’li bir sendikacıyım, CTP’ye karşı bayrak açmam” mı diyecekti?
CTP’lilerin Mehmet Seyis’ten böyle bir şey istemesi zaten partinin ilkelerine, prensiplerine terstir.
DEV-İŞ yanlış yapmıyor, doğruları yapıyor, Mehmet Seyis de oldukça ilkeli davranıyor...
Kendi insanlarınızın bu şekilde ilkeli davranmasından gururlanmanız gerekirken, bundan rahatsızlık duymanız gerçekten talihsizlik.
Geçmişte hak ararken bile sendikaların ayrı kutuplara yönelmesi, bir araya gelememesinden, hükümetlerin sarı sendikalarının yan çizmesinden hep kaybeden çalışanlar oldu.
DEV-İŞ ile HÜR-İŞ yöneticilerinin dünya görüşü, politik bakışı farklı olabilir ama çalışanın haklarını elde etmek için bir araya gelebilme büyüklüğünü gösterebiliyorlarsa onları eleştirmek değil, kutlamak, alınlarından öpmek gerekir.
**************
ÖNEREN BİLE İNANMIYOR!
Sayfamda bugün Türkiye’nin yeni önerileri ile ilgili pek bir şey yazmamayı uygun gördüm.
Çünkü öneriler ortaya çıktığından beri, iş ola ortaya atılmış öneriler olduğuna inandım.
Önerenlerin bile inanmadığı, bir şeyler beklemediği ama hamle yapıyormuş gibi yaptığı göstermelik bir girişim.
AKP, hem önündeki seçimi düşünüyor hem de AB’ye; “bu işleri boşlamadım bak çalışıyorum” demeye getiriyor.
Biz de değerlendirmek için ağzımızı yoruyor, boşuna sayfalar dolduruyoruz...
|