SEÇİM SAVAŞI KIBRIS’TA VERİLİYOR; HOŞGÖRÜ ORTAMI YOK OLDU, GERGİNLİK GİTTİKÇE ARTIYOR

Ali Baturay

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   8 Nisan 2007, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder     Paylaş Share/Bookmark

  Kuzey Kıbrıs’ta son günlerdeki hamaset rüzgarı, kendilerine “milliyetçi cephe” diyen malum kesimin yükselttiği tansiyon, geçmişteki baskıcı dönemi anımsatıyor insana.

  Son günlerde yaşadığımız olaylar, bir dönem UBP hükümetleri ile Denktaş’ın insanların üzerine kabus gibi çöktüğü, halkın “milliyetçiler” ve “Rumcular” diye ayrıldığı, solcuların, muhaliflerin öcü gibi sunulmaya çalışıldığı, hoşgörünün olmadığı, ilk gençlik yıllarımdaki dönemi anımsattı bana.

  Zor günlerdi o günler, insanlar fikirlerini söylemeye korkar, tuttuğu partiyi seslendiremez, sol partilerin gazetelerini elinde taşıyamazdı.

  Sol partilerin mitinglerinde görünmek, 1 Mayıslarda yürüyüşe katılmak bir insanın işinden atılması için gerekçeydi.

  UBP’li olmayan, UBP’li dayısı bulunmayana yaşama hakkı yoktu.

  Dönemin Türkiye hükümetlerinden, askerden güç alarak, bayrağı, şehitleri, İstiklal Marşı’nı kullanarak neler yapmadılar ki bu ülkede?

  Halkımız unutkandır maalesef, bazı kişiler, son dönem hükümetleri için “UBP’yi aratmadılar” sözünü söylerken acaba bu zor günleri akıllarına getiriyorlar mı?

  Ben de sıkça son dönem hükümetlerini eleştiriyorum ama kesinlikle “UBP’yi aratmadılar” sözünü kullanmıyorum, çünkü doğru değil.

  Çünkü UBP ile Denktaş’ın bu ülkeye açtığı yaralar bugün dahi kapamış değil, yarattığı yıkımın etkileri, biraz da sonradan gelenlerin cesaretsizliği, reform yapamaması nedeniyle bugün dahi sürüyor.

   Antidemokratik uygulamalar yine o dönemlerde zirvedeydi.

   Doğruyu söyleyen, özgürce fikirlerini açıklayanlar “hain” damgası yiyordu.

   Barıştan, çözümden, halkların kardeşliğinden söz etmek suçtu sanki, vatan hainliğiydi.

   Zor günlerdi o günler, şehitleri, vatan sevgisini diline dolayanlar, bir taraftan halkını baskı altına alırken, diğer taraftan da akıl almaz icraatlarla ülkeyi içinden çıkılmayacak bir kaosa, yıkıma sürüklüyordu.

  Ülkenin tanınmamışlığını bir avantaja dönüştürmüşlerdi adeta.

 Günümüzde de benzeri bir hoşgörüsüz  ortam var.

 Lokmacı’daki köprünün yıkılması ile başlayan asker- sivil gerginliği,  CTP kurultayında İstiklal Marşı’nın çalınmaması gerekçesiyle daha da tırmandı, Atatürk posterleri gündeme geldi, bayrak fetişizmi hortladı, tarih kitapları ısrarla tartışma konusu yapıldı, “Duvarımız” adlı belgeselin BRT’de gösterilmesiyle de gerilim doruğa tırmandı...

  Marşlar, bayraklar, şehitler ülkenin gündemine yerleşti.

  Demokratik eleştiriler olsa neyse ama iş hakaretlere, saldırılara dönüştü.

  Yaşanan her olay, ya da yaratılan her tantana, mutlaka inanılmaz manipülasyonlarla Türkiye basınına da taşınıyor ve iş geliyor Kıbrıslı Türklere hakarete varıyor.

  Türkiye basınını izliyorum, “Duvarımız” filmini bahane ederek, Kıbrıs Türk halkına “nankör, kıymet bilmez” dediler, “hain” dediler, “Türklüklerini kaybetti” dediler, “Rumlaştı” dediler.

   Malum sözü de tekrarladılar tabii; “Verdiğimiz paralarla bakın ne yapıyorlar?” diyerek  “tembel Kıbrıslı Türkleri doyurduklarını” da hatırlatmadan edemediler.

   Yapılan yardımların kesilmesini önerenlerden tutun da Talat ile CTP hükümetinin darbeyle aşağıya indirilmesini isteyenler bile var.

   Türkiye’de saygı duyduğumuz bazı gazeteciler, bazı televizyon kanalları dahi objektifliğini yitirmiş, kendilerini kaybetmiş durumda alabildiğine saldırıyorlar.

   Kıbrıslı Türklere yönelik, “aşağılık mahluklar” muamelesi yapıyorlar.

   Çoğunun niyeti, yaşanan olaylardan AKP’yi sorumlu tutmak, Kıbrıs üzerinden AKP’yi vurmak.

   Emin olun ki, Türkiye’de yakında seçim olmasa bu olaylar bu kadar tırmandırılmayacak ama amaç AKP’yi yıpratmak.

   Askerle birlikte belli çevreler de bu durumu kızıştırıyor, UBP ile eski Cumhurbaşkanı Denktaş’ın “AKP, Türkiye’de iktidardan düşsün, yeni gelenlerle Kıbrıs’ta bizim borumuz ötsün” beklentisi var.

   Nitekim, ayaklanan milliyetçi cepheye güç versin diye Kıbrıs’a getirilen Emekli Orgeneral Necati Özgen, UBP ile Denktaş’ın beklediği sözü söyledi, “Türkiye’deki seçimlerden sonra KKTC’deki tablo da değişecek” dedi.

   Emekli paşa adres de göstererek, “Kıbrıs’ı siyaseten kurtaracak parti UBP’dir” dedi.

   Paşa, bu ülkenin insanlarına hakarete varan sözler sarf ederken, bazıları elleri patlarcasına alkışladı onu.

   Denktaş ile Ertuğruloğlu, durumdan vaziyet çıkarmaya çalışıyor, onlar toplumları aşağılansa da haksız eleştiriler gelse de umurlarında değil.

   AKP gitsin, başkaları gelsin, Kıbrıs’ta da yönetim değişsin, başa kendileri geçsin, bu amaç için her yol mubahtır.

    Hatta AKP’yi korkutup, bu operasyonu ona yaptırmak istiyorlar.

   Ülkeyi yine cadı kazanına dönüştürdüler, insanları yine kamplara ayırdılar.

   Eskiden olduğu gibi yine ülke, “milliyetçiler” ve “vatan hainleri” diye kategorize edilmeye başlandı, yine memleketin satılacağı safsatası gündemde, haksız suçlamalar, hakaretler var, yine hoşgörü ortamı yok olmuş...

   Her an bir yerden bir şey patlak verecek, hoş olmayan şeyler yaşanacak gibi.

   Türkiye’deki seçim savaşı Kıbrıs üzerinden yapılıyor ve mağdur olan yine bu halk, mutsuz, huzursuz olan yine bu halk...

   Düğmeye basıldı, malum çevreler bağırmaya başladı.

   Bu küçük toprak parçası sizin satranç tahtanız olamaz, seçim oyununuzu başka yerde oynayın, rahat bırakın bu halkı, bölmeyin bizi, gruplara ayırmayın, oynamayın bizimle, hakaret etmeyin, aşağılamayın, bozmayın huzurumuzu, yeter ama artık yeter...

 

 

****************

 

“DUVARIMIZ” TARTIŞMALARI ÜZERİNE

 

  “Duvarımız” belgeselinin BRT’de gösterilmesi, gerginlik peşinde koşan, yıllardır sorun edilmeyen ayrıntıları dahi gündeme getirip, bir kaşık suda fırtına koparanlar için yana yana arayıp da bulamayacakları bir fırsat oldu adeta...

    Filmin BRT’de yer alması ekmeklerine yağ sürdü.

    Lokmacı’daki köprünün kaldırılmasıyla başlayan ve bir dizi olayla süren gerginliğin, psikolojik savaşın doruk noktasını oluşturdu “Duvarımız”.

    Filmin bu gergin ortamda gösterilmesi bana göre bir rastlantıdır.

    Filmin gösterilmesi, bazılarının iddia ettiği gibi ne BRT Müdürü Hüseyin Gürşan’ın bir cesaret gösterisidir ne de CTP’ye komplo girişimi...

    Zaten son günlerde malum çevreler CTP ile ilgili her şeyi didikliyor, “Duvarımız” olmasa başka bir şey bulacaklardı.

    Merak etmeyin, bugün değilse yarın yeni yeni şeyler ortaya çıkacak.

    “Duvarımız” tartışmalarına gelince; film bir belgesel, bir belgeselin içeriğiyle ilgili sansür istemek benim karakterime uymaz.

    Belgeseller, hayattan alınan herhangi bir olguyu, kendi tabii çerçevesi ve akışı içinde veya gerçeğe en yakın biçimde hazırlanmış, yapay bir yerde işleyen filmlerdir.

   Bu belgeselde de savaşı yaşamış insanlarla konuşuldu ve onlar da yaşadıklarını anlattı.

   Beğenirsiniz veya beğenmezsiniz, söylenenlere katılır veya katılmazsınız ama sonuçta insanlarla konuşuluyor ve onlar da yaşadıklarını anlatıyor.

    Kaldı ki savaş ortamında her türlü şey olabilir, savaş o yüzden kötüdür zaten.

   Filmde konuşan bazı kişiler TMT’yi kötülüyor tamam da EOKA için söylenenleri, anlatılanları, EOKA’nın yarattığı acıları gözler önüne serdiğini neden görmezden geliyorsunuz?

    Belgesel dediğin zaten tarafsız olur, bu belgesel de olayları tek taraflı ele almadığı, tarafsız olduğu için Abdi İpekçi barış ödülünü kazanmıştı.

    Belgesel, savaşa sebebiyet verenlerin değil de daha çok savaşın her iki tarafa da yarattığı acılar üzerinde duruyor.

    Ben haklı haksız olayına girmiyorum, yani düşmanınız dahi olsa savaşın acılarını onlar da çekmemiş midir?

     Filmde bahsedildiği gibi bu tür istenmeyen şiddet olayları yaşanmamış mıdır yani?

     Bir belgesele karşı bu kadar tahammülsüz, bu kadar hoşgörüsüz olmayın lütfen.

     Burada BRT’yi eleştirecek tek konu; röportajlarda geçen bazı erotik sözleri “biplemeyip”, erotik altyazıları karartmamasıydı.

     Ben böyle diyorum ama yaygara koparanların derdi erotik ifadelerle değil, belgeselin içeriğiyle ilgili.

     Ben, Hüseyin Gürşan’ın bir belgesel nedeniyle sırf birileri istiyor diye görevden alınmasına ya da istifa etmesine karşıyım.

     CTP ve tüm barışseverler Gürşan’ın ardında durmalıdır ama yeterince durmadıklarına inanıyorum.

     Bugün onun kuyusunu kazanlar, yarın bir başkasınınkini kazacaktır, kılıçlar çekilmiştir, CTP, korkak davranıp, “Bu belayı başımdan atayım” diyerek Gürşan’ın kellesini almakla rahatlayacağını sanmasın.

     Evet, bu filmin oynaması malum çevrelerin işine geldi, belki gösterilmesinin zamanı değildi ama bir belgesele dahi bu kadar hazımsızlık gösteren bu çevreler istiyor diye de müdürü görevden almak doğru olmaz.

     Bugün müdürün kellesini isteyenler yarın sizinkini isteyecektir ki o belirtiler gelmeye başladı bile...

 

 

**************

 

 

KARIŞTIR BAKALIM NE OLACAK?

 

   Eski Cumhurbaşkanı Denktaş’ta bu ne hırs, bu ne enerji?

   İlerleyen yaşına rağmen, durmak oturmak bilmiyor.

   Uçağa atlayıp diyar diyar geziyor.

   Yine el attı hükümeti değiştirecek, UBP ile DP’ye gergin ortamdan yararlanmaları tavsiyesinde bulunuyor, birleşmeye çağırıyor, “gidin Türkiye’ye talibiz deyin” diyor.

   Diğer taraftan da AKP aleyhine seçim gazileri yaparak, “karıştırmaya devam edeceğim” itirafında bulunuyor.

   Karıştırın, ömrünüz karıştırmakla geçti halen tatmin olmadınız, karıştırın bakalım ne olacak?

     

 

   6173 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder     Paylaş Share/Bookmark

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
06 Şubat 2012, Pazartesi   Aynı gemideyiz, birlikte boğulacağız
27 Aralık 2011, Salı   Papatya bereketi
16 Kasım 2011, Çarşamba   Gelin Gerçekleri Konuşalım
17 Ekim 2011, Pazartesi   Türkiyeli Öğreciler Kıbrıs’ta Nelerden Korkar?
14 Eylül 2011, Çarşamba   Nereye kadar?
27 Temmuz 2011, Çarşamba   Gerçekler den Kaçamayız
20 Mayıs 2011, Cuma   Hak, Tam Da Böyle Aranır
08 Mayıs 2011, Pazar   DERS KİTAPLARINI KİM DEĞİŞTİRDİ?
04 Mayıs 2011, Çarşamba   Yalan Üzerine Kurulmuş Bir Düzen
08 Mart 2011, Salı   Sağ- sol kavgasının sırası mı?


Yorum Sayısı:   22
  Lemesani         - Girne 24 Nisan 2007, Salı 17:21 
Avustralyaya gitmeme hiç gerek yok, aç da kalsam susuz da kalsam vatanımı terketmem. Benim tüm sülalem, taşlarla, sopalarla savaştı sizler 50'lerde 60'larda Avrupalara kaçarken sayın Türk Londra! (Belki sonradan gitmiş olabilirsiniz ama istisnalar kaideyi bozmaz) Herhalde siz oralarda o kadar uzun süre kalmışsınız ki, 10-15 yıl evvelki Kıbrıs'ın huzur dolu yıllarını unuttunuz.. Evet eskiden kapılarımız açık uyurduk, tecavüzler olmazdı, hırsızlıklar olmazdı. Olsa da sene de 1 yada 2 olay olurdu. Şimdi gazeteleri açtığımda, tecavüzden, hırsızlıktan, eroin satıcılığından yakalanan insanlardan başka hiç bir şey görmem.. Vatanımda huzur istiyorum ve bu en doğal hakkımdır! Ayrıca Rum'cu falan da değilim, Rumlarla beraber yaşama taraftarı da değilim, ne severim onları ne de sempati duyarım.. Kıbrıs Türk'ünün varlığını ve hakkını savunan, objektif ve barışçı bir Kıbrıs Türk'üyüm. Asla ülkeme ve insanıma hakaret eden ve aklı sıra kavram dersi vermeye çalışan insanlara laf söyletmem ister Türk olsun ister Rum! Çok meraklı iseniz Kıbrıs'a gelin londralardan, parislerden bilmem nerelerden de burada yaşayın, gösterin Türklüğünüzü!! yatırım yapın, fabrika açın vb... Ama yoooook olur mu hiiççç ya asker kaçağısınızdır yada işim - evim orada deyip sadece yazdan yaza gelir ziyaret eder, 2 hafta disko/bar gezersiniz, sonra da geri dönersiniz.. Vatanıma sizin gibi konuştukları lafta kalan değil, geleceğimizi inşa edecek adam gibi insanlar gerekiyor.. Site yöneticisi yayınlamakta, yada yayınlamamakta serbestsin.. Benim yorumlarımı istersen yayınlama vallahi derim ama Turk, Berna vb.nin yorumlarını yayınla ki, bizi içten bölmeye çalışanları görelim.. Artık yorum da yazmaycam cidden değerli vakitlerimi harcayamam cevap yazarak çünkü gerçekten yetişemem genlere.. Meydan sizin Konuşun, burası özgür ülke! Kıbrıs Gazetesi ve tüm yazarları sizleri seviyorum, başarılarınızın devamını dilerim, sizleri okumaktan hiç bıkmadım, bıkmaycam da.. Sevgiler..
  BERNA YAVUZ         - İZMİR 17 Nisan 2007, Salı 03:54 
SİZ GÖZLERİNİZİ YORMAMAK İÇİN OKUMAMAYA DEVAM EDİN LEMARSANİ...YORUMLARINIZ CEHALET KOKUYOR ZATEN.
  Turk         - Londra 14 Nisan 2007, Cumartesi 17:57 
Lemansani hanim bence siz Austuralyaya gidin aborjinlere katilin orda kapilariniz acik uyuyabilirsiniz. Komik olmaktan vazgecin artik sacma sapan isteklerle duygu somurusu yapiyorsunuz ve adini da masum istekler koymussunuz cikin kabugunuzdan da dunya gorun biraz o dediginiz huzur dunyanin hic bir yerinde kalmadi artik ve siddetlenerek de artacak kiyamet alemetleri bunlar:)
  ali güven         - girne 14 Nisan 2007, Cumartesi 07:29 
AB yandaşlarının amacı,AB ile birlikte Kemalizmi yıkmak.Bunu anlamadan hiçbir tahlil yapılmaz.Kitaplar,kongreler,belgeseller boşuna mı ardı ardına ortaya çıkarılıyor sanıyorsunuz.
  deren         - izmir 13 Nisan 2007, Cuma 03:38 
berna yavuza salı günkü yazısı için teşekkür ediyorum.ewet gemişte yaşananlar çok önemlidir tarihte.geçmiş tabiki unutulamaz.fakat şimdi şu ana bakmalıyız.biz kıbrıslı türkler olarak ambargo altında değil,gelecekte ne olacak diye düşünen gençler değil,ülkemizi nasıl ilerletiriz diye düşünmeliyiz.türkiyede yaşayan türkleri sözlerle kırmamalıyız ama şu bir gerçek ki adada barış ancak türk askerinin adadan ayrılmasıyla başlar.türkiye zaten şuan dar bi dönemden geçiyor cumhurbaşanlığı seçimlerinden dolayı.türkiye cumhuriyeti tehlike altında ewet kesinlikle büyük bir tehdit altında.kıbrıs sorunu hep wardı yıllar boyunca artık çözümlenmeli tabiki şuan ki hükümetler buna müsait deil VE DE BÜYÜK GÜÇLER KARIŞTIĞI SÜRECEDE MÜMKÜN OLMAYACAKTIR.O YÜZDEN YOK KİM KİMİ NEDEN SEVMİYOR YERİNE BUNLARI TARTIŞMALIYIZ.GEÇMİŞE LAF ATARAK DEĞİL VEYA YÜZ İKİ YÜZ İNSANIN OLUMSUZ DAVRANIŞINI DEĞİL.TAM BAĞIMSIZ BİR ÜLKE OLSAK HER HALÜKARDA BAŞKA ÜLKELERDEN İNSANLAR GELİP ADAMIZA GELECEK.O YÜZDEN BİRBİRİMİZİ KIRMAYA GEREK YOK.SİZDE LÜTFEN POLİTİKACILARIMIZ GİBİ YANLIŞ YOLLAR izlemeyin.SORUNUN PARÇASI OLMAYIN.EĞER BÖYLE BOŞ SATAŞMALAR DEWAM EDERSE ÇOK SEWDİĞİM KIBRISIMDAN AYRILACAĞIM OKULUMU BİTİRİNCE.ÇÜNKÜ BUNLARLA HİÇ Bİ YERE GİDEMEYİZZ.SAOLUN.
  Tahsin KAYA         - Bostancı - KKTC 13 Nisan 2007, Cuma 03:10 
Değerli yorumcu arkadaşlarım, Berna Yavuz ismili Hanımefendi gerçek ismi ile yazışmaktadır. Başta ben de inanmamıştım ama şimdi bire-bir yazıştığımız için gerçekten böyle birisinin olduğuna inandım. Arkadaşlar bir bu ülkede yaşayanlar olarak bir kısmımız 30 yılda ancak uyandık. Onun için uzaktaki vatandaşlarımızın konuya tam hakim olmadan yazdıklarına bakıp da ağır hatta alayvari şeklinde yazmak bence doğru değildir. Sabırla ve de terbiyemizi bozmadan durumumuzu anlatacağız. Mesela ben Berna Hanımla yazışmaya başlayınca bir çok konuda hemfikir olduğumuzu gördüm. Anlatacağız ki bizleri anlasınlar. Lütfen öyle şekerim gibi laflar kullanılmasın. O yorumcu arkadaş adına bir Kıbrıs Türkü olarak Berna Hanımdan özür dilerim. Eleştirileri çok çok ağır olabilir, ne mutlu ki içindekilerini söylüyor ve biz de cevaplıyoruz. Böylelikle yanlışın nerde olduğunu daha iyi anlayacağız.
  Zelik Aydın         - Girne 13 Nisan 2007, Cuma 03:02 
BRT televizyonu devlet televizyonu ise, halkın büyük bir çoğunluğunun kuruluşunda görev yaptığı bir teşkilat için hakarete varan şeyleri söylendiği bir belgeseli yayına koymadan önce daha duyarlı olmalıydı. BRT bu belgeselin yapımcısı mıydı ki böyle bir belgeseli KKTC'de yayıına koymak için bu kadar acele davrandı.Tarihi revizyonizm denemesi yapılacak sa bu halkın vergileri ile ayakta duran bir devlet televizyonundan değil, özel bir televizyon kanalında da yayınlanabilirdi. Türkiye'deki siyasi ortamın Kıbrıs'a yansımasına gerek kalmadan,halkı barış karşıtı olmakla suçlayanlar da buna çanak tutuyorlar.
  Lemeşani         - Girne 13 Nisan 2007, Cuma 02:58 
Selam herkese, gözlerimi yorupta Berna Hanımın yazısını okumadım yine dökmüş döktürmüş :)) Ediz çok güzel söyledin arkadaşım, limanda ellerinde tesbihle dolaşan, ayakkabılarının arkasına basarak yürüyen fellah diye nitelendirdiğimiz insanlar doldu güzel girnemin, güzel limanı ve sokakları.. Huzur istiyoruz ülkemizde, temiz insanlar istiyoruz.. Yine eskisi gibi kapılarımız açık uyumak istiyoruz... Bu haklı olan isteklerimiz çarptırılıyor..
  Ediz         - Australia 11 Nisan 2007, Çarşamba 19:12 
En azindan TC nin bize surekli mudahale ve baski yaptigini kabul ettiniz buda birsey. Daha parali daha huzurlu bir ulkeyi hedefleyen biz Kibrisli gencler yanlis mi yapiyoruz cennet gibi ulke acikhava kiraatenesine dondu Girne ki 80 lerde bile Insanlar otobuslere ustten bikinileriyle binip 5km otedeki plajlara gidiyordu simdi brakin bikiniyi bir bayan tek basina Girnede caddede yuruyemiyor otobuse binmeyi unutun zaten bir girne limanimiz vardi orda bile huzur kalmadi ondan sonra sikayet edince namkor oluyoruz genclere guvenilmez olur brakin allah askina O bahsettiginiz otoriteler Kibris gencligine daha sevecen ve sikayetlerine kulak assalar anlayip birseyler yapsalar durumlar cok farkli olur Kibrista hicbir zaman hicbir kimse baska bir devletin somurgesi veya baskisi altinda olmak istemedi istemez problem de bu zaten.
  BERNA YAVUZ -İZMİR         - HASTÜRERİN 09 NİSAN YAZISINA CEVABEN... 11 Nisan 2007, Çarşamba 05:34 
Sayın yazar, hem Kıbrıs Türkü olduğunu iddia eden, hem de "Kıbrıs Türkü'nün Türkiye sevgisinin en temiz en yüksek olduğu dönem Türkiye'nin Kıbrıs'ta olmadığı yıllardır.
İngiliz sömürge yılları." diyebilen birisine yanıt vermek bile abesle iştigaldir... ancak,madem ki Sevgili Tahsin bu konuda yorumumu merak etti…O halde buyurun.. Öncelikle Kıbrıs'ın en azından yakın tarihini bildiğinizi (anlayamamış olsanız bile) tahmin ediyorum.Üzülerek söylemeliyim ki; size ve benzeri yakınmalarda bulunan Kıbrıslı kardeşlerime şu konuda hak vermemek mümkün değil; maalesef, Türkiye'nin güney ve batı bölgelerinde de yaşanan ve halkı canından bezdiren,bu davranışları genellikle belli bir amaç için sergileyen bazı Güneydoğulu vatandaşlarımızın (kelime bulamadığım için üzülerek kullanıyorum) işgali ve bunun getirdiği sosyal, toplumsal ve polisiye olaylardan kaynaklanan rahatsızlıklardır…Bir diğer konu da "sizi biz kurtardık, bize ayrıcalıklı muamele göstermek zorundasınız" gibi basit, cahil yaklaşımlardır ki, bu tür davranış biçimi her toplumda gündelik yaşamda da kendini bilmez basit insanlarca sürdürülen ama hiç de ciddiye alınıp rahatsız olunmayacak bir davranış biçimidir. Ancak siz kalkar da Kıbrıslı Türkler, ihtiyacı olduğunda Türkiye için evlilik yüzüklerini bile feda etmişti derseniz, biraz önce tanımladığım grup içine girersiniz ki, bu durumda ben de; Anadolu Türkleri; sizin can, mal, namus güvenliğinizi sağlamak için evlatlarını feda etmiş, hemde 1974 ten buyana sizleri rumlara, ingilizlere muhtaç etmemek, Türklük Onurunuzu ayakta tutmak adına (kabul etmeseniz de) her ay bir evlilik yüzüğünü vermeye devam etmektedirler derim..Ayrıca, "Türkiye'ye yardım için verdiği altın yüzük, kolye ya da küpesini yeniden almasının çok zor olacağını bile bile" diye de ekliyorsunuz. Oysa biz şehitlerimizi geri veremeyeceğinizi bile bile o topraklarda feda etmiştik, yaptığımız maddi yardımları da geri alırız hesabı ile değil, kardeşlik adına yaptık…yapmaya da devam ediyoruz… Üstelik bunu her geçen gün sırtımızdaki borç yükünü biraz daha artırarak yapıyoruz. Tekrar söylüyorum, bu ve benzeri yardımların, Kıbrıslı kardeşlerimizin başına kakılması çok ama çok çirkindir…Bu kural günlük toplumsal ilişkilerimiz için de geçerlidir. ancak siz kalkıpta "Kıbrıslılar evlilik yüzüklerini, geri almanın çok zor olacağını bile bile Türkiye'ye verdiler" derseniz… bu ve benzeri sitemleri duymayı hak ediyorsunuz demektir. Şimdi gelelim İngiliz sömürge yıllarındaki huzur, rahat ve mutluluğunuza; Keşke, İngilizler sömürebilecekleri bir şey kalmadığı için bırakıp giderken, yalvarıp yakarıp kalmaya ikna etseydiniz... Ama gittiler, hemde sizi (her fırsatta adadaki Türklere etnik temizlik yapmayı, sonunda da adayı Yunanistan a bağlamayı tarihi amaç olarak gören) rumların insafına bırakarak." Kıbrıs Türkü ayağa kalkıp mücadele etmeseydi..." diyorsunuz ya; eminim o mücadeleyi verenler ,sizin gibi ingiliz sömürgesi olarak yaşadıkları günleri özlemle anmayan gerçek Kıbrıs'lı Türk kahramanlardı…. Ne yazık ki bugün sizin gibi düşünenlerce bu kahraman evlatlarınız tasfiye edildi, küstürüldü, unutuldu... EOK cı Grivas ı, darbeci EOK lideri samsonu, çoluk çocuk demeden yaptıkları katliamları, toplu mezarları, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin beklide dünyada hiç kimsenin göze alamayacağı fedakarlıkları, oradaki kardeşlerimizin çığlıklarını, feryatlarını yanıtsız bırakmamak için tüm ABD ve batı dünyasını karşısına alarak giriştiği Barış Harekatını unutmuş görünüyorsunuz... Ama onlarca yıl onurla göğüs gerdiğimiz, Kıbrıslı kardeşlerimiz için katlanmaya değer dediğimiz, ekonomik, siyasi, askeri ambargoları biz unutmadık… hala da acısını ekonomik olarak çekiyoruz... Türkiye Cumhuriyeti Devleti Kıbrıslı kardeşlerimize, bağımsız, kendi kendini yöneten, kimsenin sömürgeliğini özlemeyen, dünyadaki diğer bağımsız devletler arasında onurlu bir devlet olarak yerini alma şansı verdi. Oysa siz ve sizin gibi düşünenler bunu hazmedemeyip, ingiliz sömürgeliğine, rumların yanında ikinci, üçüncü sınıf vatandaş olarak yaşamaya özlem duyuyor ve bu uğurda hem Türklüğe hem Kendi halkınıza ihanet ediyorsunuz. Siz onurlu, bağımsız bir Kıbrıs Türk Cumhuriyeti için mücadele etseniz, yakındığınız müdahaleler ortadan kalkacaktır. Türkiye Cumhuriyeti'nin size sürekli müdahale edip, yönlendirmeye çalışmasının altında siz ve sizin gibi, serbest bırakıldığında Rumlara teslim olmayı amaç edinmiş sözde aydınlara ve geçmişini unutmuş, tarihini bilmeyen, paradan başka birşey düşünemeyen gençlere olan güvensizlik vardır... Tüm, onurlu bağımsızlık mücadelesini her şeye rağmen sürdüren Kıbrıslı kardeşlerime en derin sevgi ve saygılarımla.
not: bu yazımı yayınlama yürekliliğini gösterebileceğinizi ummuyorum, ama yayınlarsanız, beni en azından bu konuda yanıltmış olursunuz. selamlar
BERNA YAVUZ - İZMİR
  Lemeşani         - Girne 11 Nisan 2007, Çarşamba 05:10 
Ya arkadaşlar Berna Yavuz yada her kimse gerçek adı sanırım kendini Ali Baturay'ın belalısı ilan etti sanırım.. Boş vaktini de ona sataşarak doldurmaya çalışıyor yazık :) Berna Hanım, Kıbrıs Kıbrıslılarındır bunu unutma.. Kaderimizi de biz Kıbrıslılar belirleriz, sen değil.. Kendi ülke sınırların içerisinde sen şakıyabilirsin... Buradaki şakıyışların sadece bizi güldürüyor ve alay konusu oluyorsun :) devam et şekerim :)
  Ediz         - Australia 10 Nisan 2007, Salı 18:31 
Berna Kibrisi sizin birine brakmaniza gerek yok zaten bizim Ama dogru sizin derdinizde bu deilmi
  Garib Insanciklar         - LONDRA 10 Nisan 2007, Salı 18:17 
Bir noktaya deginmeyi unuttun.Rahmetli Ecevitin iktidar ortagi Erbakan 1974 harekatinda iktidar ortagi idi biraz da bu konuda deginsen AKP nin kiymetini belki biraz anlamis olurlar.
  Tahsin KAYA         - Bostancı - KKTC 10 Nisan 2007, Salı 02:24 
Berna Hanım, yine bu gazetenin köşe yazarlarından Sn. Hasan HASTÜRER'in, 09 Nisan 2007 tarihli yazısını lütfen okuyup yorumlarmısınız.
  Ege Arslan         - Lefkoşa 09 Nisan 2007, Pazartesi 20:07 
Bence dışardan müdahaleye gerek yok.En güzel darbeyi gerekiyorsa Halkımız yapacaktır.Kimse düşüncelerinden dolayı hain ilan edilemez.Zaten aklın yolu birdir.Eninde sonunda demokrasi gereği halk gerekeni yapar.Ancak yazarın dediği gibi Türkiye basınında KIbrıs Türklerine hakaret yok.Sadece olayları yansıtmışlar.Eğitim bakanlığından bu konuda ben bir yalanlama duymadım.Kitaplarla ilgili açıklamayı duyamadım.
  CAN         - GİRNE 09 Nisan 2007, Pazartesi 17:56 
BERNA HANIM YİNE YAPTINIZ YAPACAĞINIZI.HANİ KIBRIS HAKKINDA KİTAP OKUMADAN, ARAŞTIRMA YAPMADAN YORUM YAPMIYACAKTINIZ. BANA HAK VERMİŞTİNİZ. YAPMAYIN ALLAH AŞKINA. SAYIN DENKTAŞ DAHA DÜN RUM KESİMİNDE YAYINLANAN POLİTİS GAZTESİNDE KIBRISLI RUMLARIN EN İYİ MÜTEFİKİ İLAN EDİLDİ. LÜTFEN BİRÇOK ŞEYİ GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURARAK KONUŞUN. EVET DENKTAŞ BİR DÖNEM KİTLELERİ PEŞİNDE KOŞTURTTU. AMA ESAS KIBRISLI TÜRKLERİN MÜCADELESİNİ BAŞLATAN, BU MÜCADELENİN İÇİNE TÜRKİYE'Yİ ÇEKEN VE ONLARA ANLATAN LİDER MERHUM DR KÜÇÜKTÜR. SAYIN DENKTAŞ HER DEM ENTRİKALARIYLA VAR OLMUŞTUR. BEN BİZZAT ONUN SINIF ARKADAŞI OLAN RAHMETLİ DAYIMDAN ÇOOOK DİNLEDİM ONUN YALANLARINI. ONLARA OYNADIĞI OYUNLARI. DİĞER DAYIM SIRF ONUN YÜZÜNDEN 1959 DA ADAYI TERK ETMEK ZORUNDA KALDI. LÜTFEN BURDAKİ İNSANLARIN GÖRÜŞLERİNİE SAYGI DUYUN. BİR BİLDİKLERİ VAR VE O NEDENLE BU YAZILAR YAZILIYOR. UZAKTAN GÖRDÜĞÜNÜZ VE BİLDİĞİNİZ GİBİ DEĞİL..SAYGILARIMLA...
  Çağrı         - Lefkoşa 09 Nisan 2007, Pazartesi 16:54 
sn. Baturay, en son hükümet seçimlerinde hatırlayacaksınız ki, arkasında özellikle TC hükümeti ,Avrupa da hatırı sayılan ülkeler, Amerika, İngiltere gibi ülkelerin büyük desteği olan partilere karşı, UBP 19 milletvekili çıkarmamışmıdır? Ve şimdilerde yapılan tanınmadan, Kıbrısın bir parçası olarak ABye girme siyasetinin hiçbir faydası olmadığını ve bizi geriye götürdüğünü, elimizi zayıflattığını, ve bunun üzerine özellikle son yapılan ankete baktığımızda UBPnin görüşlerinin artık baskın çıkmasının referandum’da bişey olur belki ümitiyle, heyecanıyla verilen oyların, bugün KKTC için neyin gerektiğini bize daha daha açık göstermesi ile KKTC Halkı, tanınmanın gereksinimlerini şimdi daha iyi görebilmektedir. Ben size sormak istiyorum, o günlerde o şartlar altında seçilen 19 milletvekilinin ki bu rakam o günlere baktığımızda dünyaya karşı alınmış bir zafer niteliğindedir, bugün en az 26-28 lere geleceği aşikar değilmidir?Şimdi siz diyorsunuz ki UBPnin son çırpınışları,kusura bakmayın ama bu bir çelişkidir.
saygılar
  Tahsin KAYA         - Bostancı - KKTC 09 Nisan 2007, Pazartesi 05:20 
Berna Hanım, siz Sn. DENKTAŞ'ı ne kadar tanıyorsunuz? Ayrıca anlamadığım bir şey var, yazarın bir önceki yazısını gayet renklendirdiniz, bakıyorum yeni yazısını da hemen okuyup yorumladınız. Siz, size ters gelen bir yazarı nasıl okuya biliyor sunuz? Ben şahsen artık Emin ÇÖLAŞAN'ı hiç okumuyorum. O da senin kafada. Halkın seçtiği Cumhurbaşkanına Bay Talat diyecek kadar ard niyetli. Hatta Hürriyet Gazetesini de almıyorum. Berna Hanım bakınız bu köşede, yazı üzerine değil de sizin yorumlarınız üzerine yazmamız bence pek doğru değil. Size adresimi vereyim, medenice konuşalım. Ama gene söylüyorum gerçekte Berna Yavuz diye birisinin olduğuna inanmıyorum.(e-mail:kaynak_kaya@mynet.com)
  MEHMET         - Girne 09 Nisan 2007, Pazartesi 05:10 
Aman Berna Hanım,
Yazarın geçen haftaki yazısına durmaksızın yazı yazıp, tüm yorumcularla tartıştınız. Bakıyorum yine başladınız.Hem de ne başlangıç? Yazara yüklenmeyin, yazdığı her satır doğrudur. Siz Denktaş'ı çok yanlış tanıyorsunuz. Bizde bir laf vardır "Onu bilmeyen pahalı satın alır" diye, tam da öyledir. Denktaş'ın günahları saymakla bitmez. Sen nereden bileceksin?
  BERNA YAVUZ         - İZMİR 09 Nisan 2007, Pazartesi 01:53 
SAYIN YAZAR...YAZIKLAR OLSUN SANA VE SENİN GİBİ DÜŞÜNENLERE....AVUKATLIĞINI YAPANLARA...BÜYÜK DEVLET ADAMI DENKTAŞ,YAŞAYAN TARİHTİR...SEN HERŞEYDEN ÖNCE KENDİ TARİHİNE SAYGISIZSIN...VE KIBRIS SENİN GİBİLERE BIRALMAYACAK KADAR DEĞERLİDİR...
  ibrahim buyukarslan         - londra 09 Nisan 2007, Pazartesi 00:59 
ubp,dp ve denktas bu onlarin son cirpinislari,bu eski kapali kafalar memleketimiz insanini vatanci ve hain diye ikiye ayirdilar ama simdi halkimiz herseyi daha iyi gormekte ve anlamaktadir.turkiyeden emekli general ozgen bey efendi sayesinde halkimiz iyice gormusturki bunlar hakikatten kapali kafa yapisina sahiptirler ve bunlardan kibris turkune fayda yoktur.
  Kıbrıslı Yurtserver         - Girne 08 Nisan 2007, Pazar 20:46 
70'lerde, 80'lerde, 90'larda yaşadıklarımızı unutmadık unutmayacağız. Kıbrıslılar bu zihniyetlere geçit vermeyecek. Buna inanıyorum. Artık dört tarafı kapalı bir dünyada da yaşamıyoruz. Herşey Dünya kamuoyunun önünde cereyan ediyor. Bahsi geçen belgesel ' Abdi İpekçi dostluk ve barış ödülü' nün almış yıllar önce. Geçende bir gazetede okumuştum. O zaman niye bu yaygara? Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu? Basbayağı oyunlar oynanmaya çalışılıyor burda. Eski günleri özeleyenler var. Ama büyük bir yanılgı içinde harekete geçtiler. 80'lerde yaşamadığımızın farkında değiller. O günden bugüne çok şey değişti. Yanlış hesap Bağdat'tan döner. Egemenlikten bağımsızlıktan gem vuranlar, mahalle muhtarlığından bir adım öteye yol alamadılar. Son çırpınışlarıdır bu. Ha gayret halkım. Yakında tamamıyle tarihin çöplüğünü boylayacaklar.