Acaba... YİNE DÜĞMEYE BASILDI!

Ali Baturay

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   9 Ocak 2004, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder     Paylaş Share/Bookmark

Acaba... YİNE DÜĞMEYE BASILDI!

Tam bir şeyler düzgün gitmeye başladı mı "statüko"nun başı düğmeye basıp ortamı geriyor, karışıklık çıkarıyor. Baş statükonun hareketi ile UHH, Güzelyurt'ta bir grup muhtara "çözüm" karşıtı eylemler planladı. Önce basın toplantısı, ardından Denktaş'a ziyaret ve zehir zemberek demeçler! Çiftçiler Birliği de boş durur mu, aynı kumpanyanın parçası olan sözde çiftçi temsilcileri de Denktaş'a koştu ve yine zehir zemberek demeçler. Amaç çözümü baltalamak! Ne yaparsın, düğmeye basıldı bir kere, bir bir deliklerinden çıkacaklar!

Diyorum...

******************************************************************************************

ARADA

Güz güneşi benzeşiyor bahar güneşiyle

Biri kışa girerken biri kıştan çıkarken

Biri yeni bir aşk öncesinde bir kederden sonra

Biri biten bir aşktan sonra kedere girerken

Ataol BEHRAMOĞLU

******************************************************************************************

ELEKTRİK KESİNTİLERİNDEN DENKTAŞ DA SORUMLUDUR!!

Cumhurbaşkanı Denktaş, Lefkoşa Belediye Başkanı Kutlay Erk'in yılbaşı gecesi halka hitaben "zifiri karanlıkta" yaptığı konuşmada, "Halkı karanlığa mahkum edenler şimdi ışıl ışıl ortamlarda eğleniyor" şeklindeki sözlerine çok sinir olmuş...

Denktaş efendi, Kutlay Erk'i makamına çağırarak verdi, veriştirdi, hem de basının önünde!

Makamına çağırıp, basının önünde fırçalama işi tam bir komploydu!

Zaten hata Kutlay Erk'te, böyle "art niyetli" davete hazırlıksız gidilir mi?

Ben olsaydım, kalkıp ayağına gitmezdim...

Hadi gittin, ağzının payını verecektin, hem de onun tarzıyla!

Cumhurbaşkanıymış!

Kim isterse olsun, haddini bilsin!

Cumhurbaşkanı demek, "her istediğine fırça atan adam" demek değildir.

Sinirlendi mi ağzına geleni söyleyecek, istediğini hain, istediğini casus, istediğini Rumcu ilan edecek!

Yok öyle bolluk!!

Hangi cüretle bir belediye başkanını çağırıp, çocuk azarlar gibi azarlayacak?

Kutlay Erk, çok efendi bir adam ama Denktaş'ın karşısında efendilik sökmüyor!

Adam haddini aşan sözler sarf ediyor!

Üstelik sözü, "elektrik kesintilerini CTP yaptırıyor" demeye getiriyor!

Dediği lâfa bakın; "El-Sen zannedersem çoğunlukla CTP'lidir değil mi? El-Sen ile temas ettiniz mi? Çünkü biz artık herkesten şüphe etmeye başladık..."

Ne demek şimdi bu?

Elektrik kesintilerini, ilgili bakan, KIBTEK Yönetim Kurulu Başkanı, KIBTEK Müdürü varken, ne diye sendikaya soracaklarmış?

Ne demek; "herkesten şüphe etmeye başladık?"

Ne yani elektrikleri, "EL-SEN ya da CTP kestiriyor" demek mi istiyor?

Esas ayıbı yapan Denktaş'tır, söylenecek lâf mı şimdi bunlar?

Bir de Kutlay Erk'in kendisini hedef alan "öfke ve kin" dolu sözler söylediğini iddia ediyor!

Esas kin ve nefret taşıyan kendisidir.

Erk ile Denktaş'ın diyaloğunu TV'de izledim, Denktaş'ın yüzünden "öfke, kin, nefret" akıyordu!

Kutlay Erk ne kadar sakinse, Denktaş da o kadar hırçın ve saldırgandı!

Ne diye kızıyor Denktaş?

Evet, vatandaşlar karalıkta sinir krizleri geçirirken kendisi lüks otelde, ışıl ışıl ortamda keyif yapıyordu.

Yalan mı?

Selami Şahin ile sarmaş dolaş fotoğrafları, Noel Baba'dan hediye alan görüntüleri boy boy gazeteleri süsledi.

Yalan mı söyledi Kutlay Erk?

Ne zaman halkın halinden anladı ki Yılbaşı gecesi anlayacaktı?

Keyifle eğlendi işte!

Zaten elektrik kesildiğinde Saray'ın ve Başbakanlık konutunun ışıl ışıl olduğunu görmeyen mi var, onların ne umuru olacak kesintiden?

Denktaş, "beni bağlamaz, elektrik kesintileri benim sorumluluğumda değil" diyor!

Şimdi öyle mi oldu?

Denktaş Bey'in bal gibi de sorumluluğu var!

Bu elektrik kesintileri Sayın Cumhurbaşkanını bağlar, hem de göbekten!

Seçim zamanı UBP-DP'ye kefil oldu, adeta oy dilendi, şimdi nasıl oluyor da "beni bağlamaz" diyebiliyor?

Bağlar efendi bağlar, hem de çok sıkı bağlar, insan bir başka insana kefil olursa, kefillik sonucu ortaya çıkan yükümlülüklere de katlanır!

Daha düne kadar uğruna Kuzey Kıbrıs'ta gitmedik bölge, Türkiye'de çıkmadık televizyon kanalı bırakmadığı UBP-DP'nin yaptıklarından nasıl sorumlu olmaz?

Sayın Denktaş; birlikte devleti koruyup, yücelteceğinizi söylediğiniz adamların yaptıklarından sorumlusunuz, yani yılbaşı gecesi size gösterilen tepki boşuna değildir!!

**********************************************************************************************

17 YANLIŞ UBP SORUSU, BİR

HÜKÜMET KURMA ÇABASINI BİTİRİR!

UBP, CTP-BG'nin hükümet oluşumu konusunda sözlü sorduğu üç soruya, yazılı 17 soru ile karşılık verdi!

Soruya soruyla cevap vermek, "sana cevap vermek istemiyorum" anlamı taşıyor.

UBP alem yaparcasına, cevaplarını ancak BM Genel Sekreteri Kofi Annan ve Kıbrıs Rum Yönetimi'nin verebileceği soruları CTP'ye yöneltti.

Halk, dikkatle onları izliyor, onlarsa alem yapıyor...

UBP'nin zamana oynadığını söylemek için bu soruların sorulmasını beklemek mi lazım?

Adamlar çözüm de istemiyor AB de!

Bunu defalarca kanıtladılar!

CTP-BG ile hükümet kurmak istemeyebilirsin...

Çıkar bunu adam gibi söylersin.

Zaten çözüm yanlısı taban UBP'li bir hükümet istemiyor, bunu içine sindiremiyor!

Çok da meraklısı değiller UBP'nin, hatta benim gibi birçok kişi CTP-BG'nin bir an önce UBP ile ipleri koparmasını bekliyor...

Halk dikkatini partilere çevirmiş bekliyor, UBP kurmayları ise CTP-BG'ye test kitapçığı sunar gibi bir deste soru yöneltiyor.

"UBP'nin test kitapçığında kaç yanlış bir doğruyu götürür" diye merak ediyorsunuz değil mi?

CTP-BG yöneticileri, soruların muhatabının CTP-BG olmadığını söyleyip, UBP'nin alaycı, gayrı ciddi, aşağılayıcı ve zamana oynar tavrını eleştirdi!

Yani 17 UBP sorusu da yanlış!

Eh, 17 yanlış UBP sorusu, bir hükümet kurma çabasını götürdü demektir!

UBP tekrar toplanacak, CTP-BG'nin tavrını tekrar görüşecekmiş.

Oyun oynayıp, zamanı boşa harcamasınlar!

Belli olmuştur, CTP-BG yoluna, UBP yoluna!

 

**********************************************************************************************

GÜZEL HAVALAR

Beni bu güzel havalar mahvetti,

Böyle havada istifa ettim

evkaftaki memuriyetimden.

Tütüne böyle havada alıştım,

böyle havada aşık oldum,

Eve ekmekle tuz götürmeyi

böyle havalarda unuttum,

Şiir yazma hastalığım hep

böyle havalarda nüksetti,

Beni bu güzel havalar mahvetti.

ORHAN VELİ KANIK

   5996 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder     Paylaş Share/Bookmark

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
06 Şubat 2012, Pazartesi   Aynı gemideyiz, birlikte boğulacağız
27 Aralık 2011, Salı   Papatya bereketi
16 Kasım 2011, Çarşamba   Gelin Gerçekleri Konuşalım
17 Ekim 2011, Pazartesi   Türkiyeli Öğreciler Kıbrıs’ta Nelerden Korkar?
14 Eylül 2011, Çarşamba   Nereye kadar?
27 Temmuz 2011, Çarşamba   Gerçekler den Kaçamayız
20 Mayıs 2011, Cuma   Hak, Tam Da Böyle Aranır
08 Mayıs 2011, Pazar   DERS KİTAPLARINI KİM DEĞİŞTİRDİ?
04 Mayıs 2011, Çarşamba   Yalan Üzerine Kurulmuş Bir Düzen
08 Mart 2011, Salı   Sağ- sol kavgasının sırası mı?