Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Nev başkenti "Alev Alev" yaktı
Gazimağusa'da bu akşam Bonnie Tyler var
Futbolda alınan sonuçlar ve günün programı
Hasan Olgu ve Fırat Yalova'da
Finalin adı MTG-Yeniboğaziçi

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

NE SOL KALDI, NE SOL MÜCADELE, NE DE SOL GÖRÜŞ

Ali Baturay

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   20 Mayıs 2007, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Kıbrıs’ta konser veren Grup Yorum, geçen perşembe günü gazetemizi ziyaret etti ve grubun üyeleriyle sohbet etme imkanı bulduk.

Bu sohbet biraz nostalji yaşamamıza da neden oldu.

Eskilere gittik, Grup Yorum’un çıktığı yıllara, yani 80’lere...

Grup Yorum, yanılmıyorsam 1985 yılında bir grup üniversitelinin kurduğu bir gruptu.

Ben onları 1987 yılında üniversiteye giderken, bir arkadaşımın “Bu grubu dinle çok seveceksin” diye verdiği kasetle tanımış ve çok sevmiştim.

Kaseti gece geç saatlere kadar defalarca dinlemiştim, çok farklı gelmişti bana ve sonrasında, bugüne kadar bütün albümlerine sahip oldum.

Yine o eski günlere yani 70’lerin sonlarına, 80’lere dönecek olursak, başkaydı o günler, dünyaya bir başka bakıyorduk.

Kendimi bildim bileli dünyaya protest bir bakışım vardır, kişi olarak çok uzlaşmacı, hoşgörülü olmama rağmen dünyaya hep muhalif baktım.

Ailem UBP’liydi o dönem, babam UBP örgüt başkanlığı yapıyordu ama ben hiç oy vermedim bu partiye...

Ailemin tercihi olan bu partiyle kendimi hiç özdeşleştiremedim, hiç sevemedim, o gencecik kafamla veya başkalarına göre o çocuk kafamla bile bu partinin yaptıklarını doğru bulmadım, insani ve adaletli değildi bana göre yaptıkları...

O dönem CTP’nin savundukları, söyledikleri daha yakın gelmişti bana.

Babam UBP örgüt başkanıyken benim CTP saflarında yer almam elbette sıkıntı yaratmıştı, kolay değildi 70’lerin sonlarında, 80’lerde UBP’nin karşısında muhalif olmak hele de CTP’li olmak.

İnsanlar farklı bakardı size, cüzamlı muamelesi görürdünüz adeta bazı kesimlerden, UBP’li arkadaşlarımız bizimle dolaşmaya, görünmeye korkardı.

Annem bile “O Rumcuların içinde ne işin var oğlum?” diye sormuştu.

Çok heyecanlıydık o günlerde, dünyayı kurtaracağımızı sanıyorduk.

İdollerimiz vardı dünyada ve ülkemizde, onlara tapardık adeta, onların gösterdiği yoldan ilerleyerek düzeni değiştirecektik, bırakın Kıbrıs’taki düzeni, dünya düzenini de değiştirecektik.

1 Mayıs mitinglerinde attığımız sloganlar, taşıdığımız pankartlar bu yöndeydi.

Hayal alemindeydik belki ama o günler daha güzeldi...

Denktaş’ın, UBP’nin ve diğer güçlerin baskıcı tutumu, ülkeyi cehenneme çevirmişti, o açıdan bakarsanız güzel değildi ama o açıdan değil de bizim o dönemki hedeflerimiz, düşüncelerimiz, mücadelemiz açısından “güzeldi” o günler.

Bu “güzeldi” kelimesini belki yadırgayabilirsiniz, belki yerinde kullanılmış bir kelime gibi gelmeyebilir ama gerçekten de o dönemdeki CTP’liler, diğer sol güçler, sivil toplum örgütleri, muhalifler açısından, ya da bu kesimlerin inançları, mücadeleleri açısından gerçekten güzeldi o günler...

Bugün ne sol kaldı, ne sol mücadele kaldı, ne de sol görüş...

Her şey yalandı sanki.

Bir filmdi ve bitti.

Yıllar sonra anlatılarak “aahhh” çekilecek bir anı, bir mücadele anısı sanki...

O dinlerken tüylerimizin diken diken olduğu sayamadığım kadar çok nutukları boşuna dinledik sanki, gizli gizli okuduğumuz yasak kitaplar için boşuna gözlerimizi mi çıkardık?

Marks’ı, Lenin’i, Stalin’i, Engels’i ve diğerlerini boşuna mı okuduk, Mao’yu boşuna anlamaya çalıştık sanki, kendimize yakın bulduğumuz komünizm, sosyalizm, miadı dolmuş hülyalar mıydı yani?

O okunması da anlaşılması da zor Komünist Manifesto’yu defalarca okuyup da adeta ezberlemenin anlamı yok muydu yani?

Çin devriminden, Rus sosyal demokrat hareketinden, proletaryanın mücadelesinden bize neydi ha?

Şimdi birçok gencin adını bile bilmediği bu kişilerle, ya da hiç duymadıkları mücadelelerle biz kafayı mı bozmuştuk, gencecik beyinlerimizi başka şeylere yormak varken boşuna mı bunlarla uğraşmıştık?

Bir zamanlar Yenidüzen gazetesini ve Cumhuriyet gazetesini elimizde rahat tutamayarak, gizleyerek okuduğumuz günler hayal miydi, nostaljik bir anı mı?

Neden ezberlemiştik o protest şarkıları?

Bir zamanlar adından söz edip, kitaplarını taşımak suç sayılan Che Guevara da bizim değil artık...

Bardaklar, tişörtler, mayolar üzerine fotoğrafları basılan Che, bir devrimci değil de ticari bir metaya dönüşmüş pop yıldızı sanki.

Üç fidan yani Denizler, Deniz Gezmiş ve arkadaşları da artık bizim değil, bakın Türkiye’de sağcısı solcusu sahiplenmiş onları, bir zamanlar nefretle bahsettikleri bu kişileri manşetlerine, ön sayfalarına çekiyor Türkiye’nin önemli gazeteleri, onlara kahramanlık basıyorlar büyük bir ikiyüzlülükle...

Vatan haini ilan edilip de gurbet ellerde ölen Nazım Hikmet ve Yılmaz Güney de bugün yere göğe sığdırılamıyor.

Karaoğlan Ecevit, son dönemlerinde nasıl da hayal kırıklığına uğratmıştı bizi!

Ya rahmetli üstat Cem Karaca, ölümünden kısa bir süre önce MHP’ye yanaşmış, milliyetçi çizgiye gelmiş, söyledikleri, yaptıkları ile nasıl da üzmüştü bizi.

Hayranı olduğumuz Zülfü Livaneli, sonraları hem politik duruşu hem de müzikleri ile onu ilk tanıdığımız günlerdeki gibi olamadı.

Ya ülkemizin solcuları, Marksistleri, sosyalistleri değişmedi mi?

Değişti tabii ki hem de çok değişti, onlar “biz değişmedik” deseler de yaptıkları ve söyledikleri ile değiştikleri ortada.

“Dünyada sol kalmadı, tümü değişti de onlar mı değişmeyecekti?” dedi bir arkadaşım.

Evet dünya değişiyor, sosyalist ülkelerde de kapitalizm hakim artık ama yine de o günlerdeki idollerimizin anlam veremediğimiz değişimlerinin çok hızlı ve aşırı olduğuna inanıyorum.

Bugün bir yerlerde, ya da önemli yerlerde yeni nesiller değil ki, bizim kendilerini örnek aldığımız insanlar var oralarda...

Bilmiyorum haksızlık mı ediyorum, bugün “boş yere kimleri örnek almışız kendimize” dediğim oluyor.

Ya geçmişte bize bu kadar umut aşılamayacaklardı ya da bu kadar değişmeyeceklerdi.

Siz isterseniz bana “bugünü algılayamıyorsun”, “değişen dünya düzenini anlamak istemiyorsun” diyebilirsiniz ama Grup Yorum üyeleriyle yaptığımız sohbette bunlar geldi aklıma.

Onlar da Türkiye’deki değişimlerden yakındılar.

Onları kutladım, grup elemanları zaman zaman değişse de gerek politik duruşu, gerekse müzik anlayışından taviz vermediler, popülerliğe direnen Grup Yorum üyelerini takdir ediyorum, bu yüzden “Hiç değişmeyin” dedim.

Yani diyeceğim o ki geçmişte yaşadığımız koşullar daha zordu ama birliktik, bir birimizi anlayabiliyorduk, hedef birliğimiz, mücadele gücümüz vardı...

Ya şimdi?

Hiçbiri yok şimdi, bir birimizi anlayamıyoruz, hatta bazılarımızı tanıyamıyoruz bile.

Dünyayı da değiştiremedik Kıbrıs’ı da ama ben geçmişte yaşadıklarımın hiçbirinden pişman değilim.

Dünya değişiyor diye geçmişine ihanet edermişçesine değişenler ve kendilerini düzeltmek için çaba sarf etmeyenler bir gün yaptıklarından pişman olacaklar ama sanırım çok geç olacak ve geleceği yeniden inşa etmek de o kadar kolay olmayacak.

 

 

****************

 

CEZAEVİNDEKİ OPERASYONLA İLGİLİ BİRKAÇ SÖZ

Cezaevindeki çevik kuvvet operasyonunu tasvip etmek tabii ki mümkün değil.

Şiddet kullanmak, hele de herkesi aynı kefeye koyup dövmek elbette ki kabul edilemez.

Belli ki bu operasyon pek de başarılı olmamış.

200 kişilik cezaevinde 400’ü aşkın mahkum olduğunu düşündüğünüz zaman, orasının sağlıklı olmadığını bilmek için zaten birilerinin gidip de oralarda inceleme yapıp bize söylemesine hiç gerek yok.

Basında gösterilen hassasiyeti de anlıyorum, gerçekten de konunun kamuoyuna ulaşmasında basının rolü büyük oldu.

Ancak bu güzellikler içinde abartılı yorumlar, bilen bilmeyenin konuşması da ayrı bir kirlilik yaratıyor.

Bir televizyon kanalında bir vatandaş bağlandı ve “Türkiye hapishanelerinde dahi bu kadar şiddet yok” dedi.

Pes yani, bu kadar da abartmayalım artık.

Tamam cezaevinin şartları iyi değil ama hapishanelerindeki kötü şartlar nedeniyle dünyada nam salmış, üzerine filmler yapılmış Türkiye hapishaneleri ile bizim cezaevini karşılaştırıp, “bizimki daha kötü” demeyin bari.

Eleştirin, tabii ki cezaevinde şiddet olmayacak ama içeride yatan katili de artık “masum” gibi göstermeyin lütfen.

Hapishanelerin, içeride yatan suçluların, mağdur ettiği dışarıdakilerin biraz da vicdani rahatlığını sağlayan yerler olduğunu aklınızdan çıkarmayın.

Cezaevinde çeteleşmeler olduğunu, bir grup mahkumun diğerleri üzerinde hakimiyet kurduğunu, olmadık şeyler yaşandığını, bu olumsuz ortamdan gardiyanların da olumsuz etkilendiğini, kötü koşullar ve can korkusundan psikolojilerinin bozulduğunu da göz ardı etmeyin.

Fikir suçluları ile katilleri neredeyse aynı kefeye koyma yanlışlığı içerisinde olduğumuzu fark edin lütfen.

Elbette çevik birlik, operasyonu yüzüne gözüne bulaştırdı ama hep bir pencereden bakarsak ve hassasiyetimiz hep bir tarafa kayarsa doğruları bulmakta zorlanırız.

Elbette cezaevindekilere insanca bir yaşam lazım ama beş yıldızlı otel ortamı isterseniz de orasının hapishane olmasının ne anlamı var ki?

 

*************

CHP İLE DSP İŞBİRLİĞİ YAPACAKMIŞ

Türkiye’de CHP ile DSP, seçimde işbirliği yapma kararı aldı.

İnanın bu solda birleşme, solda işbirliği girişimlerinden bıktım.

Sol daima bir birini yemiş, didiklemiştir, sol partilerin eti bir kazanda kaynamaz.

Hem şu CHP ile DSP sol mu yani?

İşbirliği yapacaklarmış, yahu sizden beklenenleri sağ- İslamcı AKP yapıyor, onlar da mükemmel değil ama siz onlar kadar bile cesur, kararlı ve istikrarlı olamadınız.

   2143 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
06 Temmuz 2008, Pazar   HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYUSUNU KAZIYOR
27 Haziran 2008, Cuma   BAKOYANNİ'NİN GÖZÜ
24 Haziran 2008, Salı   GECE KULÜBÜ VE KUMARHANE BASKINLARI
18 Haziran 2008, Çarşamba   MESLEK LİSELERİNDE SINIF GEÇME KOMEDİSİ
15 Haziran 2008, Pazar   Biz zamanında teknolojimizi geliştirseydik Rumun güç artırımından TV'lerimiz etkilenmezdi
08 Haziran 2008, Pazar   İKİ TOPLUMUN BAŞINA NE GELDİYSE İNGİLİZLERDEN GELMEDİ Mİ?
04 Haziran 2008, Çarşamba   GÜNEYDEKİ GIDA SKANDALINDAN DERS ÇIKARMALIYIZ
03 Haziran 2008, Salı   SİGARA YASAĞIYLA İLGİLİ YASA BAŞARILI OLAMAYACAK
01 Haziran 2008, Pazar   CEZAEVİNDEKİ ZANLIYI MAHKEMEYE GÖTÜRMEK İÇİN ŞİDDET KULLANILMALI MI?
31 Mayıs 2008, Cumartesi   POLİS DÖVER Mİ?


Yorum Sayısı:   8
  mustafa colak         - gumulcine / yunanistan 29 Mayıs 2007, Salı 05:37 
buyuk gucler, simdilik, sosyalizme karsi galip gelmis olabilir; ancak, ulkelerini ve kisiliklerini ''satan'' birkac ''donek'' yuzunden sosyalizmi olmus saymak, buyuk hata olur. Sosyalizm bir gun oyle bir patlayacak ki, liboslarin ve doneklerin kacacak deligi olmayacak... ''Sosyalizm donegi'' olarak anilmaktansa, ''sosyalizm utopyasinin pesinde kosan aptal cocuk'' olarak anilmak daha guzel. Yola devam...
  süleyman akış         - magosa 25 Mayıs 2007, Cuma 06:09 
etiğim insan. memleket tc.öyle dediler dünyada öylece yerimizi aldık.solculuk üzerine yazdığın yazı mükemmel.keşke solcu ctp solcu olsaydı.geliyorlar diye yüreğim kıpır kıpır olmuştu.ctp acaba daha çok faşistmi.
  soner kırlı         - magosa 25 Mayıs 2007, Cuma 06:07 
be manyak dünyada savunduğun sol kaldımı ctp nin bu duruma düşeceğini hiçmi görmedin birde gazeteci olmuşsun yazık
  MEHMET         - GİRNE 23 Mayıs 2007, Çarşamba 04:56 
Sevgili Baturay'ı iyi tanıdığım için mesajının kime olduğunu anlıyorum. Yoksa Kıbrıs Sosyalis Parti ve YKP gibi partilerdeki arkadaslara ve ülkedeki diğer solculara ve de hatta CTP içinde solculuğunu koruyanlara saygısı duymaktadır. Onu tanıyanlar bana hak verir... İçinde bulunduğu karamsarlık (ki bana göre karamsar bir yazı yazdı) patisi CTP'yi yönetenlere, önemli yerlerde olanlaradır. Evet genelde solda bir erozyon var. Tüm dünyada ve bizde de var ama sağlam duranlar da var. Ha sağlam durup da ne yapıyorlar neyi değiştiriyorlar derseniz o ayrı bir tartışma konusu. Ali'nin haklı yanları var, duygusal, karamsar, kalbi kırık bir yazı yazdı ama eksikleri var. Biz şikayet edenler ne yapıyoruz ah vah çekmekten başka? Saygılarla
  O.ÇETİN BAYRAMOĞLU         - İSTANBUL 23 Mayıs 2007, Çarşamba 03:44 
Anladığım kadarı ile AB ülkelerindeki ve KKTC deki solcu dostlarımızın bakış açısından, AKP , ülkede reformlar yapan bir parti olarak görülüyor.Ben , bir bilimsel sosyalist ve Türkiyeden biri olarak ,yaşadıklarımı, reformdan çok toplumu emperyalizmin sömürü çarklarına atan toplum mühendisliği olarak algılıyorum.Bu sömürü düzeninden dünyanın en güzel demokrasisi ortaya çıkacaktır:belirtileri nisan ayındaki milyonlarca "Çılgın Türkün " yaptığı mitinglerde ortaya çıktı.
CHP-DSP birlikteliği,sosyal demokratların ,(avrupada yok olan,)yaşama tutunma mücadelesidir.Onlar şunun farkında değiller:artık sosyal demokrasinin toplumlara vereceği hiçbir şey kalmamıştır.
Mazlum ülkelerde sosyalizm çözümleri yeniden parlıyor:Latin Amerika ve Asya toplumları yakından incelenmeli .Türkiyemizde ise
M.K.ATATÜRK'ün Türkiyesinin bilgi birikimi (özellikle 1938 öncesi) ile Türk milleti önce meydanlarda demokrasiyi kuracak,daha sonra bilimsel sosyalizmi(işçi-köylü-memur-emekli-mühendis-sanayici-küçük esnaf ile birlikte) yaşama geçirecektir.Ben çok umutluyum , sizleri de umutlu görmek ,tek dileğim.
Türkiyeden kucak dolusu sevgiler.
  turgut         - magosa 22 Mayıs 2007, Salı 01:42 
sevgili ali baturay sende statukoya takildin kaldin hayatin her alandaki mucadele devam ediyor dunya dondukce degisecek.dunya sistemleri kitaplarda yazildigi gibi uygulamalarda basarisiz oldular kapitalizm soyalizmi yendi sosyalizmin temel prensiplerini sosyalist ulkeler basarili bir sekilde yonetemedi ve komonizm anasinin kucaginda yani eski sovyetlerbirliginde olduruldu ve su dogu blokun ulkelerine baktigimiz zaman ne oldu hepside diktatorluk yaratti bugun hepside avrupa birligi uyesi..sosyalizmin gercek degerlerini kapitalizm uyguladi .netice itibariyle sol gorusle kendini gelistirmis biri olarak suna inanmaktayim.sol gorus degerlerini benimseyen bir insan olarak her zaman erdemli yasamayi kendime hedef sectim temel insan mutlulugudur gecmis tarihte yasanan tercubelerden ders ve anlam cikarmaliyiz..dunya dondukce degisecektir dunya degistikce ulkeler ve tabiatiyla insanlar degisecektir.temel hedef insanin mutlulugudur.kendini ister solcu tarif et ister sagci..onemli olan kimin halki mutlu yaptigidir ben solla buyudum ama hicbir zaman stalini anlamadim cunku 20 milyon kendi insanini olduren bir insan ne kadar solcu ise dsp ve chp de o kadar solcudur ha akp islam kokenli bir partidir ama cumhuriyet tarihinde turkiyedeki en buyuk reformlarida gerceklestirmis bir partidir simdi solun veya sagin nasil dogdugunu umarim biliyorsun adi terimsel olarak nasil olursa olsun insanlari kamplara bolerek insanligin hic bir kesmine fayda getirmedigini gormemeiz lazim..degismeyen tek sey var degismenin kendisi..basarilar
  Devrimci Olmaya Calisan Bir Genc         - Lefkosa 22 Mayıs 2007, Salı 00:59 
Sayın Ali Baturay, yazilarinizi ilgiyle takip eden birisiyim ve cogu zaman ortaya koydugunuz gorusleri begenerek takip ediyorum.
Bu yazinizda da onemli noktalara degindiniz. Ben yazinizda hem bu iyi yonu hemde bana gore yanlis olan bir yonu belirtmek istiyorum. Evet dogrudur ulkemizde ve dunyada sol harekette ciddi bir gerileme saga kayma var. Fakat ulkemizde devrimci siyaset uretmeye calisanlar da var ve ne yazikki bu yaopilar surekli gormezden gelinip sesi kisilmaya, deyim yerindeyse ya yok olmaya yada digerleri gibi "cagi yakalamaya" zorlaniyor. Ben Kıbrıs Sosyalist Partisi'ni destekleyen birisiyim ve en azindan bu partinin ortaya koydugu siyasetin devrimci bir siyaset olgugunu dusunuyorum. Hatta bu nedenle surekli olarak "marjinallik"le nitelendirildigini goruyorum. Keske en azindan sizler bu alternatif sesleri duysanız ve Kıbrıs'ta devrimci yapıların guclenmesine katkı koysanız daha iyi olmaz mı? Boylece bir dahaki sefere "Kıbrıs'ta da devrimci mucadele verenler var!" diyebilirsiniz.
Devrimci duygularla...
  Hüseyin Karakuş         - Lefkoşa 22 Mayıs 2007, Salı 00:44 
Sosyalizm mücadelesi bitmemiştir Sevgili Ali. Ben de senin gibi CTP içinde büyüdüm. Lenin'in o meşhur lafını unutmadım ama... Galiba söyle idi, yanılmıyorsam: Sosyalizm adına yapılan kötü siyasetler ancak sosyalizme zarar verebilir. Burjuvaların sosyalizme saldırısı sosyalizme zarar veremez...
Sormamız lazım o zaman: Kim sosyalizm adına sömürüyü kollayıyor. Kim sosyalizm adına patronlara kanat gererken işçilerin ve tüm çalışanların daha da uzun süre sümürülmesine gözlerini kapatıyor. Toplumsalcılığı değil de bireyciliği göklere çıkaran hangi düzendir?
Sağlıcakla kal...


DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2301 1.2388
1 STERLİN 2.4374 2.4555
1 EURO 1.9314 1.9407



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

NÜFUS, ÇEVRE VE BİR HOŞGELDİN

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Denizden para değil cesaret kazandım...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(23)...

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

Laforizmalar

Bilbay Eminoğlu

"Ama dibelik ya beleşe verecek gızımı ...

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınlarının insan sağlığı üzerindeki...

Dr. Umut Altunç

Kıbrıs Güneşi, Ultraviyöle ve Bebekler

Aysu Basri

AYRILIRKEN DE SEVEBİLMEK

Sevilay SADIKOĞLU

Çocuğuma okul arıyorum...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Multipl Skleroz

Dr. İsmail KEMAL

G-8 zirvesi

Emin AKKOR

Uzman raporuna kulak tıkayan hükümet, halk...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

II. Uluslararası Şiir Buluşması

Psikolog Ayla Kahraman

Psikososyal istismar

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Cildi koruyan gıdalar

Osman Ertuğ

Meselenin özü

Bener HAKERİ

Şairler, ah bu şairler!

Ata ATUN

KALİTELİ İNSAN AYRICALIĞI

Mehmet RATİP

Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası&...

Dr. Orhan Aydeniz

Kuraklık felaketi ve çözüm yolları

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital