|
Rüşvet tartışmaları, devlet olanaklarını çıkarına kullanma, yolsuzluk ve hortum iddiaları gündeme bomba gibi düştü.
Herkesin dilinde bunlar...
Aman efendim, neler olmuş neler?
Yetkili makamda bulunanlar, bazı işleri yapmak için zengin kişilerden rüşvet almış.
E başka ne olmuş?
Yetkili makamdaki bir kişi bazı taşınmaz mülkleri yakınlarına peşkeş çekmiş?
Başka?
Yakınlarına, ahbaplarına avantajlar sağlamış, önünü açmış!
Pis işler yapması için parti başkanı, bakanını zorlamış, tehdit etmiş...
Televizyona çıkan yüzü kapalı kişiden itiraflar ve suçlamalar.
İstifa eden bakandan inanılmaz sözler, iddialar...
Herkes bu konulara endekslenmiş durumda.
Şaşırdınız mı?
Niye şaşırıyorsunuz, bunlar bu memlekette yeni duyduğunuz, yeni tanık olduğunuz hikayeler mi?
Ben şaşırmadım.
Bunlar gibi, hatta daha alâlarını bilmiyor muyuz, duymuyor muyuz, faillerini tanımıyor muyuz?
Biliyoruz tabii ki.
Çünkü bunlar hep oluyor.
Boğazına kadar yolsuzluğa batmış bazı politikacılar, televizyon ekranlarına çıkıp, utanmadan halka ahlak dersi veriyorlar.
Sanırsınız ki onlar sütten çıkmış ak kaşık.
Bugün suçladıkları ÖRP’lilerle onlar arasındaki fark nedir biliyor musunuz?
Onlar arasında gafil muhbir yoktu ama ÖRP’liler arasında gafil muhbirler var, bir birlerini satıyorlar...
Bakıyorum da yine aynı partinin mensupları bir birlerini satarken, ipliğini pazara çıkarırken, bazı konular düşünce aşamasında kalmış, daha bazılarını gerçekleştirememişler ortalık toz duman olunca.
Ya o ekranlarda akıl satan, ahlak dersi veren efendiler, onlar ortalığı yedi, onlarınki düşünce bazında değil de eyleme dönüştü, rüşvetin, hortumun, devlet malını yakınlarına peşkeşin alasını yaptılar.
ÖRP ile ilgili bir paragraf açmak gerekirse; kurulma şekli, kurulma aşaması çok büyük tartışmalar yaratmış bir parti olarak daha dikkatli olmaları gerekirken, onlar bütün tartışmaların ortasında yer aldılar.
Kendi kendini sokup öldüren bir akrep gibi, bir birlerini yediler.
Henüz partilerinden istifa etmeden, parti kurmadan, parti ismi belirlemeden, bakanlık pazarlığı yapan kişiler, hükümette yer aldıktan sonra, dışarıya, kendilerini takip edenlere karşı, “paylaşım kavgası yapıyorlar” intibası verdiler.
Eski Ekonomi ve Turizm Bakanı Enver Öztürk’ü görevden almak için yine parti tarafından “dedikodu mekanizmasını” başlatan ÖRP’li yetkililer, çok tehlikeli bir iş yaptığının farkında değildi herhalde, çünkü Öztürk’ü gerçekçi gerekçe gösteremeyerek, fısıltı gazetesinin yaydıkları çerçevesinde görevden alanlar, bir sonun başlangıcını hazırlamıştı.
İş, “sen onu yaptın”, “sen şunu yaptıydın” suçlamalarına varınca, ortaya hiç de hoş olmayan durumlar çıktı.
ÖRP’li yetkililer, “Bunlar kısa sürede bir şeyler kapmak için buralara geldi” diye suçlama yapanları maalesef, görüntü itibarıyla da olsa haklı çıkarmıştır.
Gözler bu kadar üzerlerindeyken, daha dikkatli olmaları gerekirken, onlar tam tersine, skandalların, dedikoduların kucağına oturdu.
Onları suçlayan bazı kimseler, onlardan daha vukuatlıyken, kendilerininkilerin çoğu iç kavgadan oluşan suçlamalarken, kimisi de düşünce bazında kalmışken, yolun sonuna geldiler.
O kadar acemi, o kadar temkinsizdiler ki “hükümetçilik” oyununu yüzlerine gözlerine bulaştırdılar, birçok kişiyi “biz söylemiştik” dedirttiler.
Yoksa maalesef bu tür işler hep oluyor.
Politika ülkemizde hiç temiz olmadı ki.
Geçmiş UBP hükümetleri döneminde neler olmadı neler, partizanlığın daniskası yapıldı, memleketin kanını emdiler, geriye yıllar boyu temizlenemeyecek yıkım bıraktılar.
Eski Ekonomi Bakanı Derviş Deniz, geçtiğimiz haftalarda bir meslektaşımıza şok açıklamalar yaptı.
Deniz’in anlattıklarına baktığınızda, bu işlerin hep böyle gittiğini, hep birilerinin, birilerinden bir şeyler yapmasını istediğini, illaki temiz olmayan işlere karışmasının teşvik edildiğini anlıyoruz.
Zaten CTP-DP Hükümeti bozulmamış olsa ilk görevden alınacak kişi Derviş Deniz olacaktı, birtakım isteklere boyun eğmediği için.
Eski Ekonomi Bakanlarından Ayşe Dönmezer, istifa mı etti, görevden alındı mı?
Sayın Serdar Denktaş, “Öztürk’ün görevden alınma nedeni açıklansın” derken, kendisi Ayşe Dönmezer’in görevden alınışı ya da istifası konusunda doyurucu açıklama yapabilmiş miydi?
Dönmezer’in istifasının sebebi neydi, pek de açıklanmış, anlaşılmış değil.
Ancak politikacı olmayan, bir ekonomist olarak, doğru bildiğini yapmaya çalışan Ayşe Dönmezer’i yaşatmadılar, çünkü işler kişilerin birikimine, bilgisine göre değil, partilerin, partililerin çıkarına göre halledilmeye çalışılıyor.
Raşit Pertev de uzmanı olduğu “tarımla” ilgili bir bakanlıktan büyük tartışmalarla ayrılmadı mı?
O da kendisine iş yaptırılmamasından şikayet etmedi mi?
Geçmişte uyuşturucu işine bulaşan milletvekilleri, iskan yolsuzluğuna karışıp yargılanan bakanlar da oldu, ismi birçok olayla karışıp da bir türlü resmen ortaya çıkmayanlar da oldu ama hiçbiri, bir partinin sonu olmadı, ancak ÖRP’liler o kadar tecrübesiz, o kadar temkinsiz ki yaptıkları, geçmişte yapılanların yanında çok masum kalsa da oluşan enkazın altından kalkamıyorlar.
Bu kadarcık bir deprem bile “temelsiz partiyi” yerle bir etmeye yetti.
Ancak yaratılan deprem belki CTP’yi yıkacak kadar sert değil ama dibine inşa edilmesine izin verdiği, duvarına harç koyduğu bu temsilsiz ÖRP binasının üzerine yıkılıp, kendisini yıpratmasına maalesef engel olamayacaktır.
***********
KIBRIS YAZI İŞLERİ AİLESİNDEN HABERLER
KIBRIS yazı işleri ailesi ile ilgili bilgi vermek istiyorum sizlere...
İçimizden haberleri aslında Yazı İşleri Müdürümüz Başaran Düzgün yazar genellikle ama çoktandır bu yönde bir yazısı çıkmadı, bu nedenle birkaç satır yazayım dedim.
KIBRIS gazetesi künyesindeki değişiklikleri ve gazete sayfalarındaki yeni muhabir isimlerini fark etmişsinizdir kuşkusuz.
Önce künyedeki değişiklikten başlayayım; gazetemizin en eski elemanlarından, tecrübeli isim Dilek Çetereisi, bir süre önce “Haber Müdürü Yardımcısı” oldu.
Uğur Kaptanoğlu arkadaşımız da gazetemizin görselliğinden sorumlu “Yayın Yönetmenliği”ne getirildi.
Dilek ve Uğur aslında yılladır bu işleri yapıyorlardı, gazete yönetimi, bu unvanları resmen vererek onları onurlandırdı.
Uğur Kaptanoğlu’nun yardımcılıklarını yine deneyimli bir isim olan Ceyhan Koç ile genç yeteneklerimizden Ümit Boyoğlu yapıyor.
Yine fark ettiğiniz gibi Halkın Sesi’nden Emin Akkor’u transfer ederek, editör- redaktör kadromuza dahil ettik.
Gece editörlüğü kadromuzda yine deneyimli abimiz Bilbay Eminoğlu ve gazetemizin tecrübeli isimlerinden Senem Gök var.
Muhabir kadromuzda ise önemli değişiklikler oldu.
Aral Moral’ı 2008’de aramıza dönmek üzere askere gönderdik.
Gizem Özgeç ile Yeliz K. Sarıca da yuvadan uçtu. Gizem, Sağlık Bakanlığı basın sorumlusu, Yeliz de İçişleri Bakanlığı basın sorumlusu oldu.
Anıl Işık arkadaşımız ise geçici bir süre, kardeş kuruluşumuz Cyprus Today gazetesine çalışacak.
Bir anda dört kişi eksilince, kadromuza yeni elemanlar kattık.
Halkın Sesi’nden Ergül Ernur, Yenidüzen’den Erol Uysal’ın yanı sıra, İletişim Fakültesi’nden yeni mezun, askerliğini yeni bitirmiş Hasan Çağda, İbrahim Beyazoğlu ve Elmas Tokay da aramıza katıldı.
Yine özel bir projenin koordinatörlüğünü üstlendiği için “Dış Haberler” sorumluluğunu bırakan Osman Kalfaoğlu’nun görevini ise genç arkadaşımız Muazzez Gazihan üstlendi.
Tabii ki eskilerden muhabir arkadaşlarımız Ali Cansu, Gözde Süreç, Fazile Köle de görevlerine devam ediyor.
Foto muhabiri kadromuzda gazetemizin yine en eski elemanlarından biri olan Özmen Yılancılar ve uzunca bir süredir bizimle olan Ahmet Üçok var. Uğur Kaptanoğlu arkadaşımız da fotoğraf yönünde bize katkıda bulunuyor.
Mağusa ofisimizde Sevgi Yalman, Sedef Boşnak ve Ergün Yahat, Karpaz ofisimizde İbrahim Akançay, Londra ofisimizde ise Eylem Eraydın görevlerini sürdürüyor.
Güncel konuları yorumlayan köşe yazarlarımızın yanında, kültür, sanat, sağlık, ekonomi alanında yazan yazarlarımızda da artış oldu.
Tüm çabamız, her şey, size en iyi, en dolu gazeteyi sunabilmek için.
*************
BUNLARA GÜVEN OLMAZ
Başka ülkelerde Karpaz’daki gibi milli parklarda, koruma altına alınmış alanlarda elektrik varmış.
Ne olmuş bizde de olursa?
Gerekli yasal düzenleme yapılacakmış.
Evet belki başka ülkelerde oluyor ama bizim ülkemizde başımız o kadar tokuştu ki, politikacılara güvenemeyeceğimizi anladık.
Adımız gibi eminiz ki oralara elektrik giderse o bakir alanlar, sahiller, peşkeş çekilecek.
Bugünküler yapmazsa, yarın gelecek olan yapacak. O nedenle işi baştan engellemek en iyisi...
*********

|