İKTİDARSIZ HIRSIZ

Ali Baturay

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   24 Şubat 2004, Salı Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder     Paylaş Share/Bookmark

Bir eczane soyuldu dün sabah...

Hırsızın hedefi ne uyuşturucu hap, ne pahalı parfüm ne de paraydı! Ne mi arıyordu, tabii ki Viagra...

O kadar riski göze alarak eczaneye giren hırsız viagraları alıp götürdü!

Kolay değil iktidarsızlık, adam sabahın bir vakti işe koyulup da başarılı olamayınca çıldırdı herhalde ve en yakın eczaneyi soydu.

İktidarsızlık mı hırsızlık yaptırdı, yoksa adam zaten hırsızdı da iktidarsızlığı tutunca mı eczaneyi soydu?

Şaka bir yana, kentin göbeğinde, meclise yakın, anayol üzerinde bir eczanenin bu kadar kolay soyulması düşündürücüdür...

****************************************************************************************

BOMBANIN TÜRÜNÜ OLSUN AÇIKLASAYDINIZ!

Başbakan Talat’ın konutuna yapılan bombalı saldırının faillerinin bulunmasını beklemiyorum.

Eminim ki bundan öncekilerde olduğu gibi yine failler bulunamayacak!

Bir memleket düşünün ki güvenlik güçleri bugüne kadar tek bir “bombalı saldırıyı” veya “kurşunlamayı” ortaya çıkaramasın!

Bir tekini bile...

Bu memlekette birçok muhalif kişi veya kuruluş saldırıya uğradı, gazete bombalandı, parti kundaklandı, kurşunlandı, gazeteci öldürüldü...

Bırakın faillerinin bulunmasını, ilgili çevreler bu olayları “yok” sayıyor, açıklama yapmaktan kaçınıyor, gündemden düşmesi için adeta çaba sarf ediyor.

Tabii bu ülkede iki kez de başbakan konutları bombalandı...

Son olayda polis koruması yoktu ama bir öncekinde polis kulübesinin dibinde patladı bomba!

İki olayın da failleri bulunmadı.

En ufak bir iz, bir şüphe, bir belirti dahi yok...

Zaten olsa şaşardık!

Tamam, faillerin bulunmasını beklemiyoruz, nasıl olsa bulunmayacak ama hiç olmazsa şu bombanın türünü söyleyin!

Bir bombanın türünü belirlemek bu kadar zor mu, bu kadar uzun mu sürer?

Bu işlerle ilgili uzman yok mu memlekette, hiç mi eğitilmedi böyle kişiler?

Sıradan bir insanın, askerlik yapmış herhangi bir kişinin bile olay yerini gördüğünde tahmin yürütebileceği bomba hakkında yetkililer nasıl açıklama yapamaz, doğrusu hayret etmemek elde değil.

Memlekette gerçek anlamda bir “sivil yönetim” yok ki polise hesap sorsun?

Müdürü çağırıp, “yeter arkadaş, bir olayı bile aydınlatamadın seni görevden alıyorum” diyebilsin!

Polis, içişleri bakanına bağlı olsa, bakan polis genel müdürüne “Kaç gün oldu nasıl oluyor da bir bombanın türünü belirleyemiyorsun?” demez miydi?

Maalesef, sivil otorite, failler hakkında “inşallah bulunurlar” gibi temennilerde bulunmaktan öte bir şey yapamıyor!

Tüm dünyanın gözleri üzerimizdeyken, bu nahoş durumların hakkımızda olumlu yansımalar olduğu söylenemez herhalde!

****************************************************************************************

EROĞLU, ŞOFÖRÜ VE KORUMASINDAN AYRILAMIYOR!

Eski Başbakan, UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu, başbakanlık koltuğunu terk etti ama şoförü ve korumasından ayrılamadı...

Evet, Eroğlu’nun EU 202 plaklı özel otomobilini “devlet kadrosundaki” eski şoförü kullanıyor.

Üstelik bir polis halen Eroğlu’nun korumalığını yapıyor!

Hade koruma için bir şey söylemeyelim, talep üzerine polis teşkilatı koruma verebiliyor ama “devlet kadrosunda yer alan” bir şoförü Sayın Eroğlu’nun hizmetinde tutması biraz fazla olmadı mı?

Duyduğumuza göre, Sayın Eroğlu, “Uzun zamandır otomobil kullanmadım, reflekslerim zayıfladı, kısa süreliğine şoförüm kalsın” demiş.

Ancak bu “kısa süre”, uzadıkça uzuyor!

Gerçi ben o gerekçeyi de geçerli bulmadım ya...

Sayın Eroğlu, direksiyona geçmek için kendine güvenmiyorsa paralı şoför tutsun.

Ödesin parasını, tutsun özel bir şoför, ne münasebet de devletin memuru emrinde olacak.

Hatta korumasını bile kendi tutup ödeyebilir!

Bizim paramızla, bizim vergilerimizle sefa sürmeye devam etmesini istemiyoruz!

Hade başbakandı tamam ama artık bitti...

Alıştılar sefa sürmeye, bir türlü şatafattan kurtulamıyorlar!

Birtakım alışkanlıklardan kolay kolay kurtulamıyorsunuz anlıyorum ama bunun bedelini cebinizden ödeyin Sayın Eroğlu!

Bir tarafta koruması olmayan Başbakan Talat’ın konutu bombalanıyor, diğer tarafta Sayın Eroğlu, devletin memurlarını emrinde tutup, sefa sürmeye devam ediyor!

Yok artık, bu işe bir son verilsin!

****************************************************************************************

YETER Kİ TÜRKİYE KARARINI DEĞİŞTİRMESİN!

Çizilen Kıbrıs çözüm takvimine göre geriye dönüş yok...

Çözümsüzlüğe oynayanların bir tek umudu kaldı o da referandum.

Amaçlarına ulaşabilmeleri için referandumdan “hayır” çıkması için uğraşacaklarının şimdiden sinyalini veriyorlar.

Bir taraftan Güney Kıbrıs’tan “hayır” çıkmasını umut ediyorlar, diğer taraftan ise Kuzey Kıbrıs’taki referandumdan “evet” çıkmasını engellemenin hesaplarını yapıyorlar!

Bazı çevreler ise Kıbrıs’ın her iki tarafından “evet” çıksa dahi, referandum kararının Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) onaya sunulacağını ve kaderimizin orada belirleneceğini söylüyor.

Doğrudur, bir ülkenin kaderinin başka bir ülkenin parlamentosunda çizilmesi kabul edilebilecek bir durum değildir.

Türkiye her ne kadar garantör ülke olsa da rahatsızlık duymamak elde değil.

Ancak Kıbrıs’ta “evet” çıktıktan sonra TBMM’den “hayır” çıkacağına inanmıyorum.

Kıbrıslıların istekliliği karşısında tüm dünyaya karşı Türkiye parlamentosundan “hayır” çıkmaz!

Yeter ki biz Kıbrıslı Türkler olarak kararlılığımızı ortaya koyalım, referandumdan “evet” çıkaralım göreceksiniz Türkiye’den de onay çıkacak.

Zaten bu kadar ilerleme sağlanması AKP Hükümeti’nin kararlılığı ve girişimlerden dolayıdır, onlar istediği sürece çözüme doğru gideceğiz.

Denktaş onu demiş, bunu demiş, her görüşme sonrası yaptığı basın açıklamalarında iyi konuşmamış, inanın bunların hiçbir önemi yok.

Yeter ki Türkiye çözüm kararlılığını sürdürsün, yeter ki Türkiye kararını değiştirmesin, çözüme ulaşılacak!

Kuzey Kıbrıs’taki referandumdan “evet” çıkacağına inanıyorum ama yeter ki Türkiye, Kuzey Kıbrıs’taki referandumdan “evet” çıkmasını istesin, görürsünüz o zaman nasıl ezici bir şekilde “evet” çıkar.

Geçmişte Türkiye, seçimlere çok etki etti, hoş değil böyle bir şeyi söylemek veya istemek ama Türkiye’den bir el hareketi çok şeyleri değiştiriyor.

Biz her ihtimale karşı gevşemeyelim, statükonun referanduma karşı oyunlarına karşı hazırlıklı olalım ve Türkiye’nin “çözüm kararlılığını” sürdürmesini dileyelim, mutlu sona ulaşacağız!

Güney Kıbrıs’taki referandumdan “hayır” çıkar mı?

Her ne kadar isteksiz olsalar da dış baskılar artacak, üstelik çözüm istemeyen taraf olmayı ve “sahte devlet” dedikleri tarafın bir anlaşma olmaksızın bazı imtiyazlar elde etmesini göze alamazlar.

Bu nedenle siyasiler halklarının referandumda “evet” demesini sağlayacaklardır.

****************************************************************************************

   6085 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder     Paylaş Share/Bookmark

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
06 Şubat 2012, Pazartesi   Aynı gemideyiz, birlikte boğulacağız
27 Aralık 2011, Salı   Papatya bereketi
16 Kasım 2011, Çarşamba   Gelin Gerçekleri Konuşalım
17 Ekim 2011, Pazartesi   Türkiyeli Öğreciler Kıbrıs’ta Nelerden Korkar?
14 Eylül 2011, Çarşamba   Nereye kadar?
27 Temmuz 2011, Çarşamba   Gerçekler den Kaçamayız
20 Mayıs 2011, Cuma   Hak, Tam Da Böyle Aranır
08 Mayıs 2011, Pazar   DERS KİTAPLARINI KİM DEĞİŞTİRDİ?
04 Mayıs 2011, Çarşamba   Yalan Üzerine Kurulmuş Bir Düzen
08 Mart 2011, Salı   Sağ- sol kavgasının sırası mı?