Göz GÖRE GÖRE ZEHİRLENİYORUZ!

Ali Baturay

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   7 Mart 2004, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder     Paylaş Share/Bookmark

Göz GÖRE GÖRE ZEHİRLENİYORUZ!

Ülkemizde üretilen çok sayıda hamburgerde sağlığa zararlı madde olduğu belirlendi...

Yine sağlığa zararlı çok sayıda sucuk, pastırma ve salam tespit edilerek imha edildi...

Market ve bakkallarda tarihi geçmiş yığınla yiyecek maddesi toplandı...

Domates ve salatalıklara bakıyoruz, hormondan olsa gerek adeta süs eşyasını, oyuncağı andırıyor.

Ne olacak halimiz, ne yiyeceğimizi şaşırdık.

İki kuruş daha fazla kazanmak uğruna bizi zehirleyenlere yazıklar olsun...

******************************************************************************************

YANLIŞ SEÇİM OLDUĞUNU ANLADILAR HERHALDE!

Sanırım AKP Hükümeti, Denktaş'ın görüşmeciliğinde ısrar etmenin ne kadar yanlış bir karar olduğunu anlamıştır.

Denktaş, bir taraftan müzakerecilik görevini yürütürken, diğer taraftan da referandum için resmen "hayır" kampanyası yürütüyor.

Adam istemiyor işte, bu memlekette çözüm olmasını, Kıbrıslı Türklerin AB vatandaşı olmasını istemiyor!

Bu adam müzakerelerde kesinlikle "çözüm" için tek bir adım dahi atmaz, atmayacaktır.

Bunu bilmek için müzakere odasına girmeye gerek yok.

Sen müzakereleri bırak, tut Türkiye'ye git, orada AKP Hükümeti'ne rest çek!

Denktaş, AKP'yi iki yönden vurmaya çalıştı orada...

Denktaş bir taraftan, AKP'nin çözüm ve AB için harcadığı çabayı berhava etmek için inanılmaz bir "referanduma hayır" kampanyası başlattı, diğer taraftan da Türkiye'de seçime çeyrek kala "kendisini kullandırarak", tüm rakiplerinin AKP'ye meydan okunmasına, milli duyguları ön plana çıkararak, oy kaybetmesine çalıştı.

Seçim arabaları, seçim afişleri arasında hem seçime yönelik bir propaganda yaptı, hem de çözüm bekleyenlerin moralini bozmaya çalıştı...

Ama Denktaş'ta ısrar eden AKP'ye iyi gelsin, şimdi Denktaş'ın ne mal olduğunu, ne kadar tehlikeli işlerle oynadığını, istediğinde saatli bir bombaya dönüştüğünü sanırım anlamışlardır!

Denktaş, aynı gün rest çektiği hükümetin Başbakanı Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Gül ile toplantı yaptı.

Toplantı sonrası da öyle bir açıklamada bulundu ki sanki de Erdoğan ile Gül kendisine; "Bravo Denktaş Bey, iyi bombaladın bizi, rakiplerimizle bir olup bize rest çekmeniz çok hoşumuza gitti, ne olur böyle devam edin!" dedi.

Denktaş bu taktiği çok yapıyor, bakmayın rahat göründüğüne, lanse etmeye çalıştığı kadar iyi geçmemiştir Erdoğan ve Gül'le yaptığı toplantılar.

Aynı taktiği Başbakan Talat için de yapıyor zaman zaman.

Denktaş, rakiplerini övmeye başladı mı, bilin ki ardından büyük bir çelme takacaktır!

Adam, dönüşü olmayan takvime rağmen, her fırsatta 1 Mayıs'ta çözüm olamayacağını, Kıbrıslı Türklerin AB'ye giremeyeceğini söylüyor, insanımıza korku salıyor ve daha da ilginci, referandum için halka "kabul etmeyin" çağrısı yapacağını söylüyor.

Annan Planı'na inanmıyormuş ve bu fikrinden kendisini kimse döndüremezmiş.

Öyleyse, Denktaş Bey vazgeçsin görüşmecilikten, inanmadığı işlerle uğraşmasın, insanların moralini de bozmasın!

Sayın Denktaş, yetmedi mi bu halkı bu kadar yıl üzdüğünüz, yeter artık!

Çözüm istemediğinizi, bunun için çaba sarf etmeyeceğinizi ve referandumda "hayır" için çalışacağınızı biliyoruz ama hiç olmazsa müzakereler bitene kadar susun!

Susun, çünkü yaptığınız konuşmalarla insanları geriyorsunuz, üzüyorsunuz, hasta ediyorsunuz!!

Denktaş- Papadopulos müzakereleri olayın "tiyatro" bölümü, buradan bir şey çıkacağı yok, fazla ciddiye de alınmamalı ama Denktaş'ın çıkışları, yorumları, bine bin kattığı korkutma taktiğine karşı insanlarımızı aydınlatmak, aslında gerçeklerin öyle olmadığını anlatmak lazım.

Referandum için rahat davranmak, nasıl olsa "evet" çıkar diye kılımızı kıpırdatmamamız bize pahalıya mal olabilir...

******************************************************************************************

"HAYAT BİLGİSİ" DİZİSİNİ FAZLA

CİDDİYE ALMIYOR MUYUZ?

Show TV'deki "Hayat Bilgisi" dizisinde Kıbrıslı Türk İnci Pars rol almaya başladığından beri telefonlarımız susmaz oldu.

Hele de dizinin oynadığı gecelerde iş yapamıyoruz.

O kadar telefon geliyor ki şaşarsınız!

İnci Pars, bu filmde Kıbrıs'tan gelen bir kızı canlandırıyor ve sözde "Kıbrıs aksanı" ile konuşuyor.

Vatandaşlarda bir öfke ki sormayın, "Ayıp kardeşim, biz böyle kötü mü konuşuyoruz?", "bizi rezil ediyor", "Show TV'yi de İnci, Pars'ı da protesto ediyoruz" gibi sayısız şikayet...

Merak ettim, oturdum bir gece bu kız nasıl konuşuyormuş diye izledim.

Gerçekten de çok kötü, itici, çok yapmacık, çok zorlama bir "aksan" kullanıyor İnci Pars, ya da dizideki adıyla Rahmeli...

Rahmeli'nin aynı zamanda uçuk kaçık, havai bir karakter oluşu da herhalde izleyiciyi kızdırıyor.

Dizide diğer karakterlerin Rahmeli'ye "uzaydan gelmiş" muamelesi yapması da vatandaşlarımızın öfkesine neden oluyor...

Ama bu kadar öfke göstermek yersiz, sonuçta bu bir dizi...

Ve telefona sarılan vatandaşlar bir şeyi göz ardı ediyor; dizideki karakterlerin tümü bir tuhaf!

Uyduruk tiplemeler ve gerçek hayatta yaşanması olanaksız olaylar var dizide...

Öğrenciler bir kere gerçek öğrenciye, öğretmenler gerçek yaşamdaki öğretmenlere benzemiyor.

Bir okul düşünün ki müdüründen hademesine kadar herkes "gırgır" kişiler olsun.

Mümkün mü?

Bu bir komedi dizi, tamamen güldürmek için, izleyenler hoşça vakit geçirsin diye çekilmiş!

Ve bırakın "Kıbrıslı kızımızı", Türkiyeli olan diğer tüm kahramanlar da bir tuhaf, onlar da tuhaf konuşuyor, hatta "geri zekalı" tipler bile var.

Ve yine bu dizide, birçok dizide ve filmde olduğu gibi "doğu şivesiyle" de dalga geçiliyor!

Birçok filmde Laz'la, doğuluyla az mı dalga geçiliyor?

Tamam, hassas bir dönemden geçiyoruz, "Kıbrıslı konuşması" Türkiye'de espri konusu yapılıyor, tamam dizideki Rahmeli de çok itici bir tipleme ama sonuçta bu bir dizi film...

Hem de hiç ciddiye alınmaması gereken bir dizi!

İnci Pars'a da kızmayın, o da sonunda bir oyuncu ve oyuncular her türlü rolü oynayabilir!

Fazla kırılgan olduk, fazla abarttık bu işi gibi geliyor bana.

Zaten izlendiğinde insana hiçbir şey vermeyen, saçma sapan olaylarla bezenmiş, gırgır- şamata bir film için bu kadar öfkelenmeye ne gerek var?

Kanal mı yok izleyesiniz, çevirin kanalı ya da şu sevmediğim söylenişi ile "zapping" yapın gitsin.

O kadar derdimiz var ki bir de İnci Pars'ın "Kıbrıslıca" konuşması ile uğraştırmayın bizi ne olur, zamanımız çok değerli hem de çok...

****************************************************************************************

ÇÖZÜM VE AB'YE İNANMAYAN UBP,

BİRLEŞİK KIBRIS'TA HALKTAN NASIL OY İSTEYECEK?

UBP, çözüme ve AB'ye inanmadığı için çoğunluğu sağlamayarak meclisi çalıştırmıyor, "Kurucu Devlet Anayasası" komitesi ile AB uyum yasalarını hazırlayan komitedeki üyelerini geri çekti.

Özellikle seçim dönemlerinde "biz de çözüm istiyoruz", "biz de AB istiyoruz" deyip duran UBP'liler şimdi hem çözüm hem de AB için yapılan çalışmalara destek vermiyor.

Yıllarca bu ülkede tüm olanakları kullanarak saltanat sürenler, bu düzenin devam etmesini istiyor.

Zannediyorlar ki ilelebet bu iş böyle gidecek, kimse kendilerine hesap sormayacak, yaptıkları yanlarına kalacak.

"Çözüm olmasın, paçayı kurtaralım" hesabı yapıyorlar!

Çözüme ve AB'ye inanmayan UBP, yeni süreçte yapılacak seçime katılmamalıdır.

Çözüm ve AB'ye katkı koymayan bir UBP, Birleşik Kıbrıs'ta vatandaşlardan hangi yüzle oy isteyecek?

UBP, ciddiyetten yoksun, küsen yaramaz çocukları andıran tavrının bedelini ileride ağır ödeyecektir.

Ne mızmızlık yapan UBP ne de korku senaryoları yazan Denktaş çözümü engelleyebilecek!

İstedikleri kadar çırpınsınlar, statüko da statükoyu savunanlar da bitti ve artık geri de gelemeyecekler.

******************************************************************************

   8238 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder     Paylaş Share/Bookmark

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
06 Şubat 2012, Pazartesi   Aynı gemideyiz, birlikte boğulacağız
27 Aralık 2011, Salı   Papatya bereketi
16 Kasım 2011, Çarşamba   Gelin Gerçekleri Konuşalım
17 Ekim 2011, Pazartesi   Türkiyeli Öğreciler Kıbrıs’ta Nelerden Korkar?
14 Eylül 2011, Çarşamba   Nereye kadar?
27 Temmuz 2011, Çarşamba   Gerçekler den Kaçamayız
20 Mayıs 2011, Cuma   Hak, Tam Da Böyle Aranır
08 Mayıs 2011, Pazar   DERS KİTAPLARINI KİM DEĞİŞTİRDİ?
04 Mayıs 2011, Çarşamba   Yalan Üzerine Kurulmuş Bir Düzen
08 Mart 2011, Salı   Sağ- sol kavgasının sırası mı?