Arasta esnafı, Lokmacı'nın açılacağına hiç inanmadı

Ali Baturay

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   9 Nisan 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder     Paylaş Share/Bookmark

Lokmacı kapısının açılması kimilerine göre çok önemli bir olay, kimilerine göre ise haddinden fazla abartılıyor.

Kapının açıldığı gün düzenlenen etkinlikleri eleştirenler, orada sevinçlerini gizlemeyenleri küçümsemeye çalışanlar var.

"Ne olmuş Lokmacı açılmışsa, memlekete çözüm mü gelmiş?" diyorlar.

Elbette Lokmacı'ya gereğinden fazla misyon yüklemeye gerek yok ama sıradan bir olaymış gibi değerlendirmek de doğru değildir.

Orada etkinlik düzenleyen arkadaşlarla konuşuyoruz, "Biz Lokmacı açıldı da çözüm oldu iddiasında değiliz ki" diyorlar.

Doğrusunu söylemek gerekirse, cumhurbaşkanı ve hükümet de fazla abartılı açıklamalarda bulunmadı kapının açılması konusunda, temkinli sözler söylediler.

Kapıda etkinlik düzenleyen, coşan, eğlenen insanları neredeyse deli çıkaracaklar.

Neden?

Orada anıları bulunan insanların, kapının açılmasıyla duygulanması, bu duygularını açığa vurması yasak mıdır?

Duygu yüklenmesi utanılacak bir durum mudur?

Çağlayan Parkı'nın isminin "Ankara Çağlayan Parkı" olarak değiştirilmesine tepki gösterenlere, "ne olmuş yani değişmişse?" diyorlar...

Lokmacı kapısı açıldı, "ne olmuş yani açılmışsa?" diye tepki gösteriyorlar...

Bu memlekette her şeyi ne de çok kanıksamışız, sevinmemiz gerekene sevinemiyor, üzülmemiz gerekene üzülemiyoruz...

KIBRIS'tan bir ekip, dün Lokmacı'daydık, kapının kuzeyinde ve güneyinde herkes hayatından memnun.

Belli ki genellikle Lefkoşalılarda kapının nostaljik anlamı, duygusal önemi var, konuşurken gözlerinin parladığını hissediyorsunuz...

Kapıdan geçerken kimlik kartı, ya da pasaport göstermek, iki taraftan da insanlarda bir burukluk yaratıyor, kendi ülkesinde kimlik- pasaport kontrolüyle bir taraftan diğer bir tarafa gitmeyi halen içlerine sindiremiyorlar ama "bu da olsun" deyip, en azından buradan yürüyerek geçmenin mutluluğunu yaşıyorlar...

Kapının açılmasının çözüme katkı yapacağını söyleyenler de var ama azınlıkta...

Olaya ya duygusal bakıyor insanlar ya da ekonomik...

Kuzeyde özellikle esnaf, daha çok da ekonomik gözle bakıyor kapının açılmasına.

Yılladır sinek avlamak canlarına tak etmiş, müşterinin artması, satışların iyi gitmesi mutluluk yarattı onların cephesinde.

Güneydeki esnaf da memnun, hem Kıbrıslı Türk müşterilerin artmasından memnunlar hem de kuzeye gidip gelen Rumların bölgede hareketlilik yaratıp, fazlaca alışveriş yapmasından...

Güney Kıbrıs'ta birkaç yıldır bölgeye yatırım yapılıyor, kapının bir gün açılacak olmasını çok önceden hesaba katıp, çalışmalar yapmışlar ve şimdi semeresini görüyorlar.

Ancak Kuzey Kıbrıs için aynı şeyi söylemek mümkün değil.

Sanki kapının açılacağına hiç inanmamış gibi bir halleri var, çok hazırlıksız yakalandılar.

Kapalı dükkânlar apar topar açılmaya çalışılıyor, Rumlar ve turistler gezip bir şeyler bumlaya çalışırken, onlar tozlu, topraklı, örümcekli dükkânlarını tımar etmeye çalışıyorlar.

Bir taraftan yetkililer bölgede tamirat, boya badana yapıyor, diğer taraftan esnaf.

Turistler de şaşkın şakın bakıyor bu çalışmalara.

Bunca zamandır açık olan dükkânlarda da bir düzelme, kabuk değiştirme yok...

Tabela düzeni sıfır, fiyat listeleri çok amatörce, ürünler üzerindeki etiketler komik...

Her şey o kadar antipatik ki, "niye beklediniz bu kadar zaman" demeden edemiyor insan.

"Kapı açılsın açılsın" dediler ama kıllarını kıpırdatmadılar.

Hayır, her şey modern olsun demiyorum, otantik de olabilir ama bir çekiciliği, bir albenisi olur halbuki bizdeki durum hiçbir şeye uymuyor, tam bir keşmekeşlik var, Kıbrıs Türk kültürünü yansıtmıyor maalesef Arasta, en basitinden kuzeye adım atanları, arabesk müzikle karşılıyoruz...

Hele geceleri geçtiniz mi o kapıdan?

Işıl ışıl güneyden gelip kuzeydeki karanlığa gömülen Rumlar ve turistler neye uğradığını şaşırıyor.

Öte yandan kuzeyde esnaf da bir birinden şikayetçi, fiyatları artırmış bazıları, tez yoldan fazla para kazanmak derdine düşenler olmuş maalesef.

Ya Güney Kıbrıs'takiler?

Onlar daha rahat, çok önceden hazırlanmışlar, sistemini oturtturtmuşlar, profesyonelce davranıyorlar...

Dahası, Papadopulos'un gitmesi Hristofyas'ın gelmesiyle dilleri çözülmüş gibi.

O konuşmayan, burnundan kıl aldırmayan insanlar bülbül olmuş, hatırlıyorum, köprü tartışmalarının olduğu günlerde aynı insanlarla konuşmuştuk, ketumdular, Lokmacı'nın açılmasını istemediğini söyleyenler bile vardı.

Halbuki şimdi Lokmacı'nın açılmasından memnun olduklarını söylüyorlar, Kıbrıs sorunu konusunda iyimser konuşuyorlar.

Yönetenler değişince, Rum halkı da değişmiş, kendilerini yönetenlerin görüşüne göre açıklama yapmaya başlamışlar, aslında şaşmamak lazım, çünkü Rumlar, devletin genel politikasına uygun tavır alıyor.

Yine kuzeye dönecek olursak; dediğim gibi Kıbrıslı Türkler anlaşılan bu kapının açılacağına hiç inanmadı, hazırlanmadılar, kapı açıldı kuzeye gelenler virane bir ortamla karşılaştı.

Umarım tez zamanda Arasta çarşısı çağdaş bir çehreye kavuşur, bu hali sürerse geçişler aynı yoğunlukta sürmez, çünkü bu virane ortama gelmenin hiçbir cazibesi yok.

   4987 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder     Paylaş Share/Bookmark

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
06 Şubat 2012, Pazartesi   Aynı gemideyiz, birlikte boğulacağız
27 Aralık 2011, Salı   Papatya bereketi
16 Kasım 2011, Çarşamba   Gelin Gerçekleri Konuşalım
17 Ekim 2011, Pazartesi   Türkiyeli Öğreciler Kıbrıs’ta Nelerden Korkar?
14 Eylül 2011, Çarşamba   Nereye kadar?
27 Temmuz 2011, Çarşamba   Gerçekler den Kaçamayız
20 Mayıs 2011, Cuma   Hak, Tam Da Böyle Aranır
08 Mayıs 2011, Pazar   DERS KİTAPLARINI KİM DEĞİŞTİRDİ?
04 Mayıs 2011, Çarşamba   Yalan Üzerine Kurulmuş Bir Düzen
08 Mart 2011, Salı   Sağ- sol kavgasının sırası mı?