|
AĞZINDAN İYİ SÖZ ÇIKMIYOR
Seçim dönemi devlete alınan ve yeni hükümet tarafından işten çıkarılanlar, önceki gün meclis önündeki olaylı eylemden sonra Denktaş'ın kapısına dayandı, yardım istedi. Denktaş baktı ki karşısında üç- beş yüz kişi, kameralar, gazeteciler de var. Fırsat bu fırsattır deyip, "Annan Planı kabul edilirse sizin gibi binlerce insan işsiz kalacaktır" diyerek, başladı Annan Planı'nı, AB'yi karalamaya. Çözümün yarar getirmeyeceğini söyledi. Bu adamın ağzından ne olsa da bir gün iyi bir söz çıksa ama olmuyor işte, illa ki felaket senaryosu ortaya koyacak...
----------------------------------
DENKTAŞ'TAN KARA TABLO
İsviçre'deki dörtlü zirveye katılmama kararı alarak yine gündemi yine işgal eden ve çözümü arzulayanların tepkisini
toplayan Denktaş, dün de kapkara bir tablo çizdi...
Sanki birilerinden intikam alır gibiydi...
Oldukça sinirliydi, agresifti.
Gazeteci azarlayacak kadar gözü kararmıştı!
Zehir zemberek açıklamalar yaptı, öfke kustu, her tarafı kapkara gösterdi.
Görüşmelerin çok kötü gittiğini, hiç ilerleme sağlanmadığını söyledi, "görüşmeler iyi gidiyor" diyenlere verdi veriştirdi.
Güne sinirli başlamıştı ama De Soto ile yaptığı görüşmeden sonra gerginliğinin daha da arttığı her halinden belliydi.
Yüzündeki ifade öfkesini gizleyemiyordu, konuşması, elindeki kâğıdı tutuşu onu ele veriyordu.
Ve bombasını patlattı yine dün akşam; Birleşmiş Milletler'e şu an yürürlükte olan KKTC Anayasası'nı verecekmiş!
Anayasa Komisyonu kuruldu, adamlar gecesini gündüzüne kattı bir anayasa hazırladı ama Denktaş Bey, KKTC Anayasası'nı verecekmiş.
Denktaş, "Böylelikle devletimizi ortadan kaldıran yeni bir anayasa yapmıyoruz. Kimse bize 'siz devleti ortadan kaldırmaya razı oldunuzdu diyemez" diyor.
Adam yeni bir cumhuriyet için müzakerelere gidiyor ama buna inanmıyor.
Kendisine, "Devleti ortadan kaldırmaya razı oldunuzdu" diyeceklermiş!
Müzakerelere yeni bir cumhuriyet kurmak için oturduğunu unutuyor galiba.
"Anlaşma olursa değişiklik yaparız, olmazsa anayasamız olduğu gibi kalır" diyor.
Bunlar inançsızlığın, isteksizliğin göstergesi.
Denktaş'ın numaraları bu kadarla sınırlı değildi tabii ki.
Etti edemedi en sonunda çözüm olsa bile Kıbrıs Türk kurucu devletinin, Kıbrıslı Türklerin uluslararası tanınma hakkı alamayacağını iddia etti.
Denktaş, "Uluslararası tanınma diye bir şey yok, bu yöndeki söylemler yanlıştır. Kıbrıs Türk halkının egemenliği, siyasi eşitliği, bayrağı, marşı, uluslararası topluluk tarafından tanınmayacak" diyor.
E pes artık, bu kadarı da olmaz.
Bütün dünya gözlerini Kıbrıs'a çevirmiş, herkes çözüm için bastırıyor, sonunda bir anlaşma imzalanacak ve adam "tanınma hakkı alamayacağız" diyebiliyor.
Çıldırmamak elde değil!
Acaba bu adam halkını aptal, geri zekalı mı zannediyor.
Bu adamın o görüşmecilik masasında bir dakika daha oturmaması gerekiyor.
Resmen kaosa, çözümsüzlüğe oynuyor.
Denktaş'a bakın siz; İlla ki iki bölgelilik olacak... İçimize Rum gelmeyecek... Yeni bayrak istemeyiz... Yeni marşa gerek yok... Asker azaltılmasın, mevcut hali ilelebet kalsın... Anayasamıza dokundurtmayız, yeni anayasa istemeyiz... Tek karış toprak veremeyiz... Kimse evinden yerinden rahatsız edilmesin... Türk Parası da kalsın...
Desenize "çözüm istemeyiz" diye.
Hiçbir şeye dokundurtmazsanız, tek bir taviz vermezseniz, bugünkü durumun devamını istiyorsunuz demektir.
Çıkın söyleyin açıkça, "çözüm istemiyorum" diye avazınızın çıktığı kadar bağırın, biz de anlayalım.
Her gün yeni bir ayak oyunu ile karşılaşmaktan bıktık usandık artık!
--------------------------
ŞİMDİ DE SEÇİME ÇEYREK KALA ATEŞE ATTIKLARI İNSANLARIN ÜZERİNDEN POLİTİKA YAPIYORLAR
İşlerine son verilen seçimlik istihdamlar arasında samimi arkadaşlarım da var.
İşte onlardan birisi, katıldığı olaylı eylem sonrası yanıma geldi.
Güneşten yanmıştı...
Bağırmaktan sesi tutulmuştu...
Yorgundu...
Ve de çok üzgündü...
Karşımda, bugüne kadar gördüğüm en üzgün hali vardı.
İşten çıkarılma belgesini aldığı gün bile bu kadar üzülmemişti...
Herkese öfkeliydi:
"Önüne gelen bizimle oynadı... Biri çıktı seçime çeyrek kala sırf oy uğruna bizi ateşe attı... Diğeri geldi 'icraat yapıyorum' demek, yıllarca ezilmiş partililerinin acısını dindirmek için bizi işten çıkardı... Diğeri "sendikacı" maskesi altında sırtımızdan prim yapmaya kalkıştı... Birileri aramıza provokatörleri soktu, sırtımızdan 'referanduma hayır' kampanyası yapmaya çalıştı... Memleketin tepesindeki cumhurbaşkanı bile sırtımızdan politika yaptı, biz sorunumuza çözüm istedik o ise 'Annan Planı kabul edilirse daha sizin gibi çok kişi sokağa atılacak' diyerek olayı başka taraflara çekti... Halen bazı örgütler, bazı gazeteler bizi kullanarak politika yapıyor..."
Son kez eyleme katıldığını, artık daha fazla kendini "kullandırtmayacağını" söylüyordu.
Çoğunluğu UBP militanları ve UBP örgüt başkanlarının belirlediği "torpilli" kişilerden oluşan "seçimlik istihdamlar" arasında gerçekten ihtiyaçlı, umutlarını, geleceğini girdiği bu "devlet işine" bağlayan insanlar da var...
Ama bu durum, seçim öncesi yapılan istihdamların "ahlaki" olmadığı gerçeğini değiştirmiyor.
İki bine yakın kişi "seçilerek", münhalsız, sınavsız işe alınırken, binlercesinin de işsiz olduğunu göz ardı edemeyiz!
Sırf UBP'li olmadığı veya UBP'ye yakın kişileri tanımadığı, başka bir deyişle "torpilli" olmadığı için işe giremeyenler ne olacak?
Sırf torpili olmadığı için devletin kapısının önünden dahi geçemeyen gençlerin, hiçbir sınava tabi tutulmaksızın tamamen "ahbap çavuş" misali işe alınanlardan daha yetenekli olmadığını kim söyleyebilir ki?
Seçimlik istihdamlar, fırsat eşitliği olmadan sırf "oyu için" işe alınmıştır, oylarını satarak bu işlere girmişlerdir.
Ve o işten atıldılar diye tepki koyan bu insanların üç- beş misli insan da bu istihdamlara tepkilidir, onların alınış şekline öfkelidir.
Çoğu kişi zaten bugüne kadar devlet kadrolarına alınanların yüzde 85'inin bir şekilde siyasilerin torpili ile alındığını iddia ederek, son alınan kişilerin de atılmamasını, en azından "işe yarayanların" bırakılması gerektiğini savunuyor.
Buna karşılık, ayrım yapılmasının doğru olmadığını belirtip, "ya hep ya hiç" diyenler de var...
Bana göre, bu istihdamları yapanlar da cezalandırılmalıdır, eğer bu insanları seçime çeyrek kala ateşe atanlar cezalandırılmaza, hükümetin attığı bu adım yarım kalmış olacak, gelecekte yapılmaması için caydırıcılık özelliği olmayacaktır.
Bir de DP'nin işe aldıkları var... Onların alınma tarihlerinin, "işten çıkarılacaklar takvimine" eklenmediği iddia ediliyor.
Zaten en büyük isyan da budur.
İşte bu iş de temizlenmelidir, çifte standart tepkileri artırır.
Olaylı eyleme gelince; işin içine provokatörler girince tabii ki işler çığırından çıktı.
UBP ve ilgili sendikalar, sırf kendi politikaları uğruna insanları kışkırttılar ve sonunda istenmeyen olaylar meydana geldi.
Örneğin eylem alanında Annan Planı ve çözüm karşıtı sloganlar atılması, üzerinde "hayır, no, oxi (ohi)" yazılı rozetlerin dağıtılması olayın siyasi boyutlara çekildiğinin göstergesidir.
İşten çıkarılanlar mecliste eylem yapacaklarına UBP'yi basmalıydılar, "niye bizi önceden, yasal süreç içerisinde işe almadınız da seçime çeyrek kala ateşe attınız?" diye hesap sormalıydılar.
Kapısına kadar gittikleri Denktaş'tan yardım isteyeceklerine seçim döneminde saraya alınan kişilerin neden durdurulmadığının, bu çifte standardın hesabını sormalıydılar.
Denktaş'tan umut beklemek, tilkinin tavukları korumasını istemek kadar anlamsızıdır.
İşten çıkarılanlar daha fazla üzerilerinden politika yapılmasına izin vermemelidir.
------------------------------
ARKADAŞLIK HAFTANIZ KUTLU OLSUN
Nazik olmak için bir gülümseme beklemeyin...
Sevmek için sevilmeyi beklemeyin...
Bir arkadaşın değerini anlamak için, yalnız kalmayı beklemeyin...
Çalışmaya başlamak için en iyi işi beklemeyin...
Biraz paylaşmak için çok olmasını beklemeyin...
Öğütleri hatırlamak için, düşmeyi beklemeyin...
Duaya inanmak için acıları beklemeyin...
Yardım edebilmek için zamanınız olmasını beklemeyin...
Özür dilemek için diğerinin acı çekmesini beklemeyin...
Ne de barışmak için ayrılığı beklemeyin...
Çünkü ne kadar zamanınız var bilmiyorsunuz.
Arkadaşlık haftanız kutlu olsun.
Bu hafta ulusal arkadaşlık haftası.
Arkadaşlarınıza onları ne kadar düşündüğünüzü gösterin.
|