|
Kıbrıs sorununun çözüm müzakereleri için, Cumhurbaşkanı Talat ile Rum yönetimi başkanı Hristofyas’ın 21 Mart’taki görüşmesinde kurulmasına karar verilen 6 çalışma grubu ile 7 teknik komite kuruldu ve bunların Kıbrıslı Türk ve Rum üyeleri de belirlendi.
Hem kuzeyde hem de güneyde çalışma grupları ve komitelerle ilgili çok şey söylendi, yazıldı, üyelerin isimleriyle ilgili tartışmalar yapıldı.
Amacım bu tartışmalara girmek değil, ben bu komiteler ve çalışma gruplardaki bir eksikliğe dikkat çekmek istiyorum.
Bence sporla ilgili de bir komite kurulmalıydı.
Nitekim Songuç Kürşad arkadaşımız, geçen cuma günkü köşesinde bu konuya değindi.
Ardından Kürşad’ın Genç TV’deki “Spor Şöleni” isimli programına telefonla bağlanan yazı işleri müdürümüz Başaran Düzgün, konuyu gündeme getirdi, önerilerde bulundu, FİFA-UEFA nezdinde temaslar yapıp hak aradığımız bir dönemde komitelere sporu dahil etmek gerektiğini söyledi.
Songuç Kürşad’a ve Başaran Düzgün’e katılıyorum, evrensel bir uğraş olan spor, her ne kadar içerisinde rekabet barındırıyorsa da toplumların yakınlaşmasına, dostluklara kapı açtığı da bir gerçektir.
Bana göre popüler olan ve toplumlarda hemen hemen herkesin bir şekilde ilgilendiği spor aslında ilk düşünülmesi gereken komite olmalıydı.
İki toplum arasındaki spor müsabakaları ta 1955’ten beridir kopuktur.
Yani ilk kopan ilişkilerdendir spor faaliyetleri.
EOKA’nın faaliyete geçtiği 1 Nisan 1955’in iki gün sonrasında sahalar Kıbrıslı Türklere kapatılmıştı.
İlk kapatılan saha da Lefkoşa’da kiliseye ait GSP (Gasibi) sahası olmuştu.
Eski GSP sahası, Ledra Sokağı yakınında, eski pasaport dairesi yanındaydı, bugün yalnızca kapısı kaldı, daha sonra şehir dışına aynı isimli başka saha yaptı Rumlar.
İşte sayfada gördüğünüz fotoğraf da GSP’nin Kıbrıslı Türklere kapatıldığı günü yansıtıyor.
Sporcularımız burada bir anı fotoğrafı çektirmişti.
Örneğin futbolu ele alacak olursak, bu kopukluk nedeniyle, zaten 29 Ekim 1955’te Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu kurulmuştu.
Yani Kıbrıslı Türklerle Rumların spor ilişkilerinin kesilmesi bu kadar eski.
Ha, istisnai müsabakalar, Rum takımlarında oynayan Kıbrıslı Türkler oldu ama iplerin kopuşu dediğim gibi 1955’e kadar dayanıyor.
Durum böyleyken, sporu akla getirmemek büyük eksiklik.
Yöneticilerimiz ambargolardan söz ederken ilk akıllarına gelen spor ambargosu oluyor, “spor yapmamıza dahi izin verilmiyor” sözünü milyon kere duydum bizi yönetenlerin ağzından.
Dünyadan kopuk Kıbrıslı Türklerin en kolay dünyaya açılma yolunun spor olduğunu söyleyen de yine onlar.
Madem ki öyle niye unuttunuz bu komiteleri?
Zaten bu spor meselesi Annan planında da açık değildi, yoruma dayalıydı sporun durumu.
Eğitim, sporun bir üst seviyesi gibi görünüyordu, yani sanki eğitime bağlı gibi ama yoruma dayalı, istendiğinde sanki kapatılacak, ortadan kaldırılacak gibi.
Hatta bırakın Annan planını, daha iddialı bir şey söyleyeceğim, 1960 Anayasası’nda özen gösterilmediği için spora, ta o zamandan beri bu konu muallakta kaldı.
Mesela 1960 anayasasında bir madde konulmadı ki bir spor dalında iki federasyon uluslararası alanda temsil edilebilir, uluslararası spor örgütlerine üye olabilir diye.
Federasyonların ayrı ayrı temsil edilemeyeceği konusu bugüne kadar hep Kıbrıslı Türklerin önüne çıktı.
Spor, ortak bir olay olarak düşünüldü, çünkü 1960’ta en gözde spor olan futbolla ilgili federasyon tekti.
Şu anda Kuzey Kıbrıs’ta 27 federasyon var ve uluslararası alanda hak ettikleri yeri almak istiyorlar.
Bu kadar geniş kitleleri ilgilendiren ve yaşadığı sorunlar 1955’e kadar uzanan spor unutulmamalıydı.
Ülkedeki en büyük sivil toplum örgütlerinden birisi olan Spor Yazarları Derneği, haklı olarak bu konuda cumhurbaşkanlığına kırgın.
Dernek, önceden yaptıkları uyarıların dikkate alınmamasından, kendilerinin görüşüne başvurulmamasından, sporla ilgili komite kurulmamasından şikayetçi.
Nitekim Spor Yazarları Derneği bu tepkisini, Cumhurbaşkanı Talat’ın sivil toplum örgütlerine son siyasi gelişmelerle ilgili bilgi verdiği dün akşamki toplantıya katılmamakla gösterdi.
Konu ile ilgili olarak Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca’yı aradım, bu konudaki şikayetleri, tepkileri anlattım, Erçakıca bu tepkileri anlayabildiğini, spor kamuoyuna hak verdiğini söyledi.
Komite ve çalışma gruplarında sporun yer almamasının bir eksiklik olduğunu kabul eden Erçakıca, henüz her şeyin bitmiş sayılmadığını, “İnsani Konular” başlığı altına sporun da alınabileceğini belirtti, bu konuda bazı istişarelerde bulunuluyormuş.
Bunu duymak sevindirici ama ben yine de sporun tek başına bir komite olmasını isterdim.
Bana göre spor, başka başlıklar altına sıkıştırılamayacak kadar geniş ve önemli bir konudur.
Sporu da bir komite başlığı yapmak konusunda görev Kıbrıs Türk tarafına düşerdi, çünkü bildiğiniz gibi Rumların bu konuda tuzu kuru, ihtiyaçlı olan biziz, 1960 Anayasası’nda veya Annan planında olduğu gibi spor muallakta kalmamalı, sporda da eşitlik için çaba sarf edilmelidir.
Fotoğraf Altı:
Spor sahalarının Kıbrıslı Türklere kapatıldığı 1955 yılında Lefkoşa’daki GSP futbol sahası önünde anı fotoğrafı çektiren bir grup Kıbrıslı Türk sporcu (Fotoğraf Omaç Başat’ın arşivinden alınmıştır)
|