Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Nev başkenti "Alev Alev" yaktı
Gazimağusa'da bu akşam Bonnie Tyler var
Futbolda alınan sonuçlar ve günün programı
Futbolcular istediğini aldı
Hasan Olgu ve Fırat Yalova'da

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

EKRANDAN YAYILAN KEDERLİ HAVA

Ali Baturay

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   23 Nisan 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Küçük işletme sahibi adam, “Tabancan var mı?” diye sordu deneyimli gazeteci abimiz Taylan Kav’a...

  Taylan Kav, şaşırdı, “neden soruyorsun?” dedi adama...

  Cevap şok ediciydi: “kendimi vuracağım, başka çıkış yolu yok.”

  Belki ilk bakışta fazla arabesk gibi geliyor insana ama küçük- büyük birçok işletmemizin zorda olduğu bir gerçek.

  Ve ruh halleri de bu; ya kendini, ya birilerini vuracak...

  Yapacağından değil belki ama çaresizlik bunları söyletiyor adama, psikolojisi darmadağın olmuş insanın söyleyeceği sözler bunlar...

  Yukarıda sözünü ettiğim diyalog, Taylan Kav’ın çaresizliğe düşen bir işadamıyla yaptığı konuşmaydı...      

  Kav, bu konuşmayı programında anlattı ve ardından telefonlar yağmaya başladı.

  Birçok kişi benzer sorunlar yaşıyor. 

  Gelen telefonlar nedeniyle günün konuğu AB Derneği Başkanı Ali Erel, konuşacak fırsat bulamadı, neredeyse konu mankenine dönüşüyordu ki Taylan Kav, başka telefon alınmamasını istedi.

  Telefonla bağlananlar, bir dokun bir ah işit misali, sorunları sıraladı.

  Konuşanlar ağlamaklıydı, hatta ağlayanlar bile vardı. 

  Piyasa darmadağın, büyük bir güven bunalımı yaşanıyor...

  Kimse parasını alamıyor, çekler geri dönüyor, işadamları “can ezgisiyle paramızı alıyoruz” diyor.

  Çok sıkışan, çaresizliğe düşen, çek senet mafyasına bulaşıyor, buraya bulaşanlar ise tam batağa saplanıyor...

  Tefecilere elini veren, vücudundan da oluyor.

  Çek yasağına girmemek için zora giren işadamları bir taraftan borçlanıp diğer tarafı kapatıyor, bu kez diğerini ödeme zamanı geldi mi başkasından borçlanıp diğerini ödüyor.

  Piyasa kurudu, alacağını tahsil edemeyen birçok işyeri batma noktasına geldi, alacaklarını alamayan bazı kişiler çek yasağına düşüyor.

  Artık çek görenler, şeytan görmüşe dönüyor.

  Programın konuğu Ali Erel de şikayetçi kesimlere hak vererek, ülkemizde ticaret mahkemeleri bulunmadığı için insanların alacağını tahsil edemediğini, bu nedenle birçok olaya tefecilerin, çek-senet mafyasının karıştığını söyledi.  

  Hükümetin acilen küçük- büyük birçok işletmeyi bu darboğazdan kurtaracak önlem alması şart ama kendisi parasızlıkla uğraşan, sıkıntılarını aşmakta zorluk yaşayan hükümetin iş çevrelerine çare olacak bir reçete sunup sunamayacağı da tartışılır.

  Öte yandan programa bağlanan gözü yaşlı bir kadın; “bir tabanca da bana lazım” demez mi?

  Ama onunki farklı, onun derdi de hırsızlar.

  Kadın hem ağlıyor, hem konuşuyordu...

  Kümesten yumurtaları, hatta tavuklarını çalıyormuş hırsızlar, “yeter artık” diyor, bu duruma isyan ediyordu.

  Kadın, “Size önemsiz gibi gelebilir tavukların, yumurtaların çalınması ama benim için önemlidir” diyor, bugün tavuk çalanın yarın başka şeyler çalabileceğine, kendisine daha vahim zararlar verilebileceğine işaret ediyordu.

  Sorununu anlattığı bazı kişilerin kendisine, “Zaten o tiplerlerin ülkemize hırsızlık için geldiğini, yakalansa bile birkaç ay yatıp yine çıkacağını, suç işlemeye devam edeceğini, zaten o yakalansa bile başkasının gelip çalmaya devam edeceğini” söylediğini anlatan kadının kapıldığı dehşeti ekrandan hissetmek mümkündü.

  Sesinden 65-70 yaşlarında birisi olduğu anlaşılan bu kadın, “bana da tabanca lazım” diyor, çünkü kendisini güvende hissetmiyor, bugün tavuğunu çalanın yarın evine de girebileceğini, boğazını da sıkabileceğini biliyor, rahat değil...

  Ekranlardan evlerimize yayılan bu kederli hava, marazi bir toplum olduğumuzun bir göstergesi değil maalesef, ben insanların gerçekten zorda olduğuna, mutsuz olduğuna, geleceğinden endişe ettiğine, kendisini güvende hissetmediğine inanıyorum.     

  Yıllar boyu birçok sorunu çözüme endeksledik durduk, halbuki çözüm gelmeden de yapabileceğimiz çok iş vardı, aslına bakarsanız biz Kıbrıslı Türkler bu kafayla çözüm olsa da sıkıntı yaşayacağız.

  Hatta bana kalırsa çözümden sonra kendi ayaklarımızın üzerinde durma sınavı vereceğiz ya, bu umursamazlık, bu hazırcılık, bu iş bilmezlik ile çok daha sıkıntılı günler bile yaşayabiliriz.

   235 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
06 Temmuz 2008, Pazar   HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYUSUNU KAZIYOR
27 Haziran 2008, Cuma   BAKOYANNİ'NİN GÖZÜ
24 Haziran 2008, Salı   GECE KULÜBÜ VE KUMARHANE BASKINLARI
18 Haziran 2008, Çarşamba   MESLEK LİSELERİNDE SINIF GEÇME KOMEDİSİ
15 Haziran 2008, Pazar   Biz zamanında teknolojimizi geliştirseydik Rumun güç artırımından TV'lerimiz etkilenmezdi
08 Haziran 2008, Pazar   İKİ TOPLUMUN BAŞINA NE GELDİYSE İNGİLİZLERDEN GELMEDİ Mİ?
04 Haziran 2008, Çarşamba   GÜNEYDEKİ GIDA SKANDALINDAN DERS ÇIKARMALIYIZ
03 Haziran 2008, Salı   SİGARA YASAĞIYLA İLGİLİ YASA BAŞARILI OLAMAYACAK
01 Haziran 2008, Pazar   CEZAEVİNDEKİ ZANLIYI MAHKEMEYE GÖTÜRMEK İÇİN ŞİDDET KULLANILMALI MI?
31 Mayıs 2008, Cumartesi   POLİS DÖVER Mİ?



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2301 1.2388
1 STERLİN 2.4374 2.4555
1 EURO 1.9314 1.9407



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

NÜFUS, ÇEVRE VE BİR HOŞGELDİN

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Denizden para değil cesaret kazandım...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(23)...

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

Laforizmalar

Bilbay Eminoğlu

"Ama dibelik ya beleşe verecek gızımı ...

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınlarının insan sağlığı üzerindeki...

Dr. Umut Altunç

Kıbrıs Güneşi, Ultraviyöle ve Bebekler

Aysu Basri

AYRILIRKEN DE SEVEBİLMEK

Sevilay SADIKOĞLU

Çocuğuma okul arıyorum...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Multipl Skleroz

Dr. İsmail KEMAL

G-8 zirvesi

Emin AKKOR

Uzman raporuna kulak tıkayan hükümet, halk...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

II. Uluslararası Şiir Buluşması

Psikolog Ayla Kahraman

Psikososyal istismar

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Cildi koruyan gıdalar

Osman Ertuğ

Meselenin özü

Bener HAKERİ

Şairler, ah bu şairler!

Ata ATUN

KALİTELİ İNSAN AYRICALIĞI

Mehmet RATİP

Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası&...

Dr. Orhan Aydeniz

Kuraklık felaketi ve çözüm yolları

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital