|
"İşçinin Bölünmüş Bayramı" başlıklı dünkü yazımla ilgili çok sayıda telefon aldım.
Bir taraftan CTP'li arkadaşlar "Lehine gibi görünen bu yazıda bile CTP'ye sokuşturuyor, popülizm yapıyorsun" diyor, diğer taraftan Barış Platformu'ndaki arkadaşlar haksız suçlamalarda bulunduğumu, biraz kırıcı davrandığımı söylüyor.
Bir arkadaşım; "her iki tarafa da yaranamadın" dedi.
Ben birine yaranmak için yazmadım zaten.
İçimden gelen, biraz da eskileri düşünerek, duygusallıkla kaleme alınmış bir yazıydı...
Birileri beğensin ya da birileri beğenmesin veya birilerine kıyak olsun diye kaleme almış değilim.
"Keşke işçinin bayramı bölünmese" mantığıyla kaleme alınmış bir yazı.
***
Kıbrıs Barış Platformu'nun dönem sözcüsü, sevgili dostum Tevfik Yoldaş aradı beni dün, yazının kamuoyuna, aslında kendilerinin kastetmediği birtakım yanlış mesajlar verdiğine inandığını söyledi.
Yazımdaki "CTP'li yöneticiler 1 Mayıs'tan defedilmeyi hak etmiyor" ifadesiyle ilgili Tevfik Yoldaş, şunları söyledi: "Biz kimseyi defetmedik, kimsenin de 1 Mayıs'ı kutlamasına karşı değiliz. CTP'li yöneticiler de Başbakan Soyer de 1 Mayıs'ı kutlayabilir, bizim dediğimiz; biz onların arkasında yürümeyiz..."
Yoldaş, CTP'nin de Başbakan Soyer'in de geçmişteki mücadelesini inkar etmediklerini ama bugün gelinen aşamada, CTP'li yöneticilerin hükümetteki icraatlarını, işçiye, emekçiye yönelik tavırlarını benimsemenin mümkün olmadığını söyledi.
Başbakan Soyer'e kırmızı kart göstermediklerini, yalnızca arkasında yürüyemeyeceklerini belirttiklerini anlatan Tevfik Yoldaş, yöneticiler dışındaki CTP'lilerle de bir alıp veremediklerinin olmadığını, onlarla 1 Mayıs'ı bir arada kutlayabileceklerini kaydetti.
Yoldaş, zaten "CTP'yi, istemeyiz" ifadesinin de çok yanıltıcı olduğunu belirterek, "CTP'yi istemezler demek, çok genel bir anlam içerir. Kıbrıs Barış Platformu'nun böyle bir tavrı yoktur" dedi.
Tevfik Yoldaş, "platformda hiçbir mücadelede yer almamış, sistemin bütün avantajlarından sonuna kadar yaralanan sonradan kahramanlar var" sözünün de kendilerini yaraladığını, platformdaki sivil toplum örgütleri ve kişilerin, mücadelenin örgütleri ve insanları olduğunu söyledi.
Yoldaş ile uzun uzun konuştuk ama ben daha çok hassasiyet gösterdiği noktalardan alıntılar yaptım.
Eleştiriye açığım...
Ben "en doğrusunu", "en güzelini" yazıyorum iddiasında değilim, hiçbir zaman da olmadım ama o konudaki inancım öyle...
Yoksa hiçbirinin tarafında olan bir yazı değildi, ya da birinin aleyhinde...
***
Ve bugün 1 Mayıs, işçinin bayramı...
Biz bu kısır tartışmaları sürdürüyorken, işçinin, özellikle de özel sektör çalışanının sorunları ortada duruyor.
Özel sektörde işçi çok zor şartlarda çalışmaya devam ediyor.
Çok çalışıp, az kazanma kuralı işlemektedir halen işçi için.
Ülkeye ucuz işçi akımı sürmekte, bu insanlar sömürülmekte, benzer işleri de Kıbrıslı Türkler Güney Kıbrıs'ta yapmaktadır.
Ya bizim basın emekçileri; maalesef birçok basın emekçisi de zor şartlarda çalışmaktadır, birçoğu az kazandığı ve çalışma saatleri çok olduğu için meslek değiştirmektedir.
İlgili bakanlık, işçileri mercek altına aldığını söylemektedir ama mercek altına alırken, işçileri işverenlerin insafına bırakmamalı, gerekli kontrolleri yapmalıdır.
Yine bakanlık basın emekçilerinin yasasının uygulanması konusunda bizzat devreye girip, bastıracağı sözünü vermişti, bu sözü hatırlatırız.
1 Mayıs işçi bayramınız kutlu olsun.
|