|
İşte işçinin kaderi;"1 Mayıs İşçi Bayramı"nı kutlayamadı onlar...
Ne sabah yapılan törene, ne de akşam yapılana katılabildiler.
Biz; "neden işçi bayramı bölündü", "hangisi daha kalabalık oldu", "hangisi daha coşkuluydu" diye tartışıp duralım, onlar çalışıyordu.
Her gün olduğu gibi en değerli bayramlarında da çalışıyorlardı.
Tatil değildi onlara bu bayram günü.
Başkaları işçi dahi değilken ve onların bayramlarını kutlarken, onlar birçok özel sektör çalışanı gibi çalışıyordu.
Hem de genceciktiler; ikisi 19, ikisi 20, ikisi 25 ve biri de 23 yaşındaydı...
Henüz yaşamlarının baharındaydılar...
Yorucu geçen bir günün sonunda evlerine dönüyorlardı...
Kars'tan çıkıp gelmişler bu ülkeye ekmek parası için ve belki de memleketimizde iki ayrı 1 Mayıs kutlandığını duymadılar bile.
O saatlerde çalıştıkları için belki de kendi memleketlerinde yani Türkiye'de 1 Mayıs'ın "biber gazı" ve "basınçlı su" altında kutladığından, yüzlerce kişinin gözaltına alındığından, onlarca kişinin yaralandığından da haberleri yoktu.
İçine doluştukları otomobil, yoldan çıktı, direğe çarptı ve 19 yaşında olanlardan biri hayatını kaybetti 23 yaşındaki genç de ağır yaralı, yaşam savaşı veriyor.
Hayatın yükünü taşıyan bu gençler, ülkemizin en büyük sorunlarından olan trafik kazasıyla perişan oldu.
Tam da 1 Mayıs günü, tam da işçi bayramında, bir işçi ölüyor, biri ağır altı işçi yaralanıyor.
Siz söyleyin bana; bir değeri var mı bizim bu 1 Mayıs tartışmalarımızın, sanki bir şey paylaşıyormuşuz gibi yırtınmamızın.
"Keşke o gün çalışmasalar, keşke o küçücük van araca yedi kişi doluşmasalardı" demenin bir anlamı yok artık, olmuş bir kere.
İnşaatın tepesinde zaten riskli bir işte çalışıyorlar, yorucu, yıpratıcı bir işte...
Kelimenin tam anlamıyla emekçiydiler...
Hani inşaat işçilerinin pazar günü çalışmaması için yasal bir düzenleme yapıldı ya işte ona da uyan yok.
Onlar pazarları da harıl harıl çalışıyor ve kimse de buraları denetlemiyor.
Yani diyeceğim; işçi bayramında işçilerle ilgili güzel sözler söylemek, güzel bildiriler yayınlamak değildir marifet.
Onların insan gibi çalışmasını, hak ettiği maddi kazancı ve özlük haklarını elde etmesini, her bakımdan güvence altında olmasını sağlayabiliyor musunuz, odur önemli olan.
Ama şu anda bunun böyle olmadığı kesin...
***
Dünkü yazımı okuyan bir vatandaş aradı dün.
"Siz bu 1 Mayıs günü yalnızca özel sektör çalışanlarının mı işbaşında olduğunu sanıyorsunuz?" diye sordu bana.
Bir an düşündüm ve "neden öyle soruyorsunuz?" diye sorusuna soruyla karşılık verdim.
O da bir soru daha sordu: "Peki askerde çalışan sivillerin, askeri işçilerin, askeri memurların da bugün çalıştığını biliyor muydunuz?"
Aslında onların da resmi tatil olduğunu sanıyordum ama değilmiş.
Ramazan Bayramı'nda, Kurban Bayramı'nda resmi tatil olan bu insanlar, işçi bayramında neden tatil olamıyor?
Elbette ki kışladaki, sınırdaki asker için, zaten böyle günlerde alarma geçen polis için, itfaiyeciler için geçerli olmayabilir bu resmi tatil ama buralardaki siviller yararlanabilirdi diye düşünüyorum.
Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı, Başbakanlığa bağlı bir kurumdur!
Başbakanlıktaki ve başbakanlığa bağlı tüm birimlerdeki tüm çalışanlar işçi bayramı nedeniyle tatilken, Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı çalışanları neden bu haktan yararlanmıyor?
Haaa, "Başbakanlığa bağlı oluşu kağıt üzerindedir, aslında TSK'ya bağlıdır, Türkiye'de de işçi bayramı nedeniyle tatil verilmiyor, kağıt üzerindekinin değil de gerçek anlamda bağlı olduğu yerin kuralını uyguluyor" derseniz ona da diyecek bir lafımız olamaz.
Ya da bir lafımız olsun isterseniz; bundan sonra başbakanlığa bağlı kurumlar listesinden Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı'nı çıkarın lütfen, zaten bunun böyle olmadığını çocuklar bile biliyor...
|