Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Sigara artık yasak
Annesini dövdü, tutuklandı
Mecbure Esen kurtarılamadı
Banka soygunu soruşturması sürüyor
Cinayette son 4 gün
Şimdi de Avrupa sallanıyor
Büyük Av açılmadan, kaçak av başladı
Greeny sarmaşıkları Girne'de tanıtıldı
"Cezaeviyle ilgili iki önemli hususta anlaşma sağlandı"
Futbolda transfer dönemi sona erdi

YORUMLANANLAR
Arasta'ya 6 milyon [1]
Piknik alanı değil çöplük [2]
Özmen Yılancılar baba oldu [2]
Türkiye'de saldırı, 15 asker şehit [1]
Güney zengin Kuzey pahalı [2]
Rum muhalefet kanadından gençlerin tutuklanmasına sert tepki [2]
BİR YASTIKTA 50 YIL [1]
Çağlar ve Özgürgün, AKPM'nin Kıbrıs kararını değerlendirdi: [2]
Kıbrıs Türk tarafına tuhaf çağrılar yapılıyor [2]
Lefkoşa'ya cami yapacakmış [19]
Tadı bozuk, yenecek pilav değil [1]
Cezaevini yaktılar [2]
Rumlar AKPM kararına tepki gösterdi [1]
Rapor tek taraflı [3]
Kermiya'da bayram izdihamı [4]



BAKOYANNİ'NİN GÖZÜ

Ali Baturay

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   27 Haziran 2008, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Bir inanış vardır, "bazı insanların kıskanç ya da hayran bakışlarıyla başka insanların başına kötülük, uğursuzluk getirdiği" yönünde.

  Bu duruma Kıbrıs'ta "göz tutması", Türkiye'de "göz değmesi" denilir.

   Türk Dil Kurumu'na göre doğru olan "göz değmesi", çünkü "gözü tuttu"nun başka bir manası var...

  Bizim de kullandığımız "işe yarar olarak görmek", "beğenmek"  manasına geliyor "gözü tutmak" ama biz Kıbrıs'ta bu "uğursuz bakışlara" da "göz tutması" diyoruz.

   Sırf göz tutmasın, ya da göz değmesin diye nazar boncukları asılır gözden korunmak istenen yere.

  Kimisi zeytin yaprağı yakıp tüttürür sevdiklerini göz hasetten korumak için. 

  Kimisi ise işi daha da abartıp beyaz eşek dışkısı yakar...

   "Gözü olanın gözü çıksın" diye beddualar okunur.

  Ama bu bedduanın biraz argo tarzı olan; "gözü gö...ne" de meşhur bir sözdür...

  En masumu da tahtaya vurmaktır...

  Güzel bir şeyden bahsederken, överken, beğenirken, karşıdan hemen bir istek gelir "vur tahtaya" diye ve tahtaya vurulur göz tutmasın diye.    

  Ben böyle şeylere inanmam ama yaşadığım çevrede birçok kişi "göz tutmasına" çok inanmaktadır.

  Örneğin kayın validem, köye her gittiğimizde zeytin yaprağı yakıp, başımızdan geçirir.

  Eskiden rahmetli nenelerim de aynı şeyi yapardı.

  İnanmasam da tebessümle karşılar, bu geleneğe karşı çıkmam.

  Anlatılanlara göre öyle gözü tutan insanlar varmış ki onunla karşılaşmak istemezmiş kimse.

  Mesela babam, köyümüz Klavya'da şimdi hayatta olmayan bir adamla ilgili sıkça hikayeler anlatır.

   O adam uzaktan anne tarafından bize akraba düştüğü için, babam anneme takılır, "sizin sülale gözüyle dağı devirir" der zaman zaman.

  Babamın dediğine göre bu adam bir gün havada uçan bir kartal için, "Pezevengin kartalı durmadan başımızın üstünde dönüp durur" dedikten beş- on saniye sonra kartal hızla yere düşüp ölmüş.

  Bu çok meşhur bir meseleymiş...

  O güne kadar inanmayanlar da bu adamın gerçekten gözünün tuttuğuna inanmış.

  Adamın keçileri varmış ve evlatları onu keçilerin yanına gitmemesi için uyarırmış, çünkü "ne güzel oğlak", "ne şahbaz teke" dediğinde mutla o hayvan ya ölür ya sakatlanırmış.

  Karısı, çocuklarını sevmemesi için uyarırmış adamı, çocukların başına bir şey gelmesin diye.

  Yani o kadar etkiliymiş gözü.

  Bazen genelde gözü tutmayan insanların da sevme, beğenme ya da haset etme ölçüsünü kaçırdığında da zaman zaman benzer durumlar ortaya çıkıyormuş.

  Bu kadar hikayeyi neden anlattım diye merak ediyorsunuz değil mi?

 Konuyu Yunanistan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni'yle ilgili Güney Kıbrıs'ta anlatılan hikayelere getireceğim çünkü.

  Şimdilerde Güney Kıbrıs'ta anlatılan dilden dile dolaşan bir dedikodu var.

  "Onca önemli sorun arasında dedikodu mu buldun yazacak?" demeyin, biraz konu değişsin, tebessüm edesiniz diye yazıyorum.

  Rum dostların dediğine göre Bakoyanni'nin babasının da gözü çok tutarmış ve Sayın Bakoyanni de babasının bu özelliğinden almış biraz.

  Konu şu; önceki hafta Kıbrıs'a gelen Bakoyanni, Güney Lefkoşa'daki tarihi tiyatro binasında, Rum yetkililerle, parti temsilcileri ile  bir araya gelmiş...

  Bakoyanni, bir ara yetkililere, 2005'te restore edilen tiyatro binasının ne kadar güzel olduğu konusunda ağzından bal akarcasına övgülerde bulunmuş, çok beğendiğini söylemiş.

  Gazetelerden de okuduğunuz gibi, Bakoyanni Yunanistan'ın yolunu tuttuğunda tiyatro binasının tavanı anlaşılmaz bir şekilde çöktü.

   Hiç beklenmeyen bir durumdu bu ve içinde birisinin bulunmadığı gece saatlerinde binanın tavanının çökmesi "şans" olarak nitelendirildi.

   Rumlar, sapasağlam tiyatro binasının tavanın çökmesini Bakoyanni'nin gözünün tutmasına bağladı.

   Tabii, Yunan dışişleri bakanının yarattığı hasar bu kadarla kalsa iyi...

   Rum yönetimi başkanı Hristofyas, Bakoyanni onuruna Limasol'daki yazlık evinde yemek vermiş.

   Bakoyanni, Hristofyas'ın evinin de bulunduğu yemyeşil, şipşirin bölgeyi çok beğenmiş, hayranlığını dile getirmiş...

   Hatırlayacaksınız, geçen hafta bu bölgede yangın çıktı ve bayan dışişleri bakanının hayranlık duyduğu bölgenin büyük bir bölümü kül oldu...

   Bu felaketin de Bakoyanni'nin gözünün tutması sonucu gerçekleştiğine inanılıyor.

   Şimdi Rumlar, bu kadarla kurtulduklarına şükrediyorlarmış.

   Güneyde espri yapılıyormuş, "ya uçakta giderken aşağıya bakıp 'ne güzel ada' deseydi acaba Kıbrıs yine sular altında kalır mıydı?" ya da "Hristofyas için; 'ne güzel yapıyorsunuz bu işi çok başarılısınız' diye bir ifade kullansaydı, Hristofyas'ın başına bir şey gelir miydi?" diye.

   Bence "Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğü bize yarıyor, ne güzel bu sorun hiç bitmese" diye bir ifade kullansa keşke, belki gözü tutar da bu sorun biter...

   Bu hafif konuyu da bizim köşeyi göz tutmasın, nazar değmesin diye yazdım kusura bakmayın.

 

   1021 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
07 Ekim 2008, Salı   CEZAEVİNDEKİ SORUNLAR
06 Ekim 2008, Pazartesi   BAŞBAKAN SOYER VE MALİYE BAKANI UZUN'A SÖZ HAKKI
04 Ekim 2008, Cumartesi   BAYRAM YERİNDEKİ OYUNCAKLAR
03 Ekim 2008, Cuma   HADE GÜZEL BİR ŞEY YAZAYIM AMA NASIL?
02 Ekim 2008, Perşembe   MAĞUSA HALKI, KALE İÇİNİ KAPTIRMAK İSTEMİYOR
01 Ekim 2008, Çarşamba   DANGALAKLARI MI SEVERSİNİZ, YALAKALARI MI?
30 Eylül 2008, Salı   CTP'NİN DİKMEN ÇÖPLÜĞÜ EYLEMİ
29 Eylül 2008, Pazartesi   HAYAT BÖYLEDİR İŞTE
28 Eylül 2008, Pazar   ASIK SURATLILAR
27 Eylül 2008, Cumartesi   KİMİ KANDIRIYORSUNUZ?



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.3326 1.3419
1 STERLİN 2.3424 2.3598
1 EURO 1.8113 1.8240



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ...

Ali Baturay

CEZAEVİNDEKİ SORUNLAR

Hasan Hastürer

"Beş YTL'lik dana eti kuyruk yağı ...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(43)

Akay Cemal

Ya; Talat, KKTC'den söz etseydi?...

Ahmet Tolgay

Ülkemizdeki yabancıların sorunları...

Bilbay Eminoğlu

Görünen köy kılavuz istemez

Omaç BAŞAT

Sabır taşı çatlamaz...

Hüseyin EKMEKÇİ

Cezaevi mi?

Dilek ÇETEREİSİ

Kuliste içtiler salonda oy verdiler

Aysu Basri

KADINA SEKSİLİĞİNİ, ERKEĞE GÜCÜNÜ KAYBETTİ...

Emin AKKOR

Gerçek kabullenmeden çözüm üretilemez

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

ABD hegemonyası zayıflıyor

Oğuz Metiner

Ramazan Bayramınız mübarek olsun sevgili o...

Harid Fedai

Lârnaka Limanı





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital