|
İktisatla ilgilenen biri olarak hayattaki her olayın, gelişmenin " temelindeki motivasyonları ve teşviği" bulmaya gayret ederim. Bu amaçla, Hristofyas'ı adaylığa taşıyan temel motivasyonların da neler olduğunu çok merak ediyorum?
Bu yüzden, son günlerde Yenidüzen'de Niyazi Kızılyürek'i daha bir sıkı takip ediyorum, çünkü Güney'de olanı-biteni onun gibi analiz edip, objektif yorumlar yapanını görmedim. Güney'in havasını iyi koklayan biri.
Kim ne derse desin, Hristofyas'ın adaylığı önemli bir gelişmedir. Ve adaylığına ekonomi-politiği penceresinden baktığımda, Hristofyas'ı adaylığa taşıyan temel motivasyonun, " 2003-2007 periyodunda Kıbrıslı Türklerin(ve TC'nin) güttüğü meşru siyaset sonuçlarından kaynaklandığını düşünüyorum.
Yani, Hristofyas'ı adaylığa Kuzey'deki değişim dinamiği sürüklemiştir. Yoksa, kurulduğundan beri aday dahi göstermeyen en güçlü partinin bu son hamlesini, çeşitli komplo teorileri üreterek başka türlü okumak bana akılcı gelmiyor. Gerçek her zaman basit ve yalındır.
Eğer, Güney'de işler referandumdan sonra tıkırında gitseydi, AKEL, Papadopulos'un arkasına sığınarak yoluna devam ederdi. Ama belli ki gitmemiş. Bu kararın arkasında mutlaka yerel ve global dinamiklerin etkisi vardır ama beni daha çok yerel dinamikler ilgilendiriyor.
... Öyle görünüyor ki, Güney'de Kıbrıs sorunuyla ilgili yerel ve global düzeydeki reel politik gerçeklerin veri kabul edileceği yeni bir dönem başlayacak. Her ne kadar, bu süreç kilise baskısı altında cerayan edecek olsa da, kuvvetle muhtemel bu seçim dönemi Rumları, Kıbrıs sorununda daha rasyonel bir noktaya taşıyacaktır.
Bir bakıma Hristofyas'ın adaylığıyla, aslında AKEL, Kıbrıs sorununda işlerin kendi açılarından tıkırında gitmediğini itiraf ediyor. En azından Kıbrıs sorunuyla ilgili oyun planlarında, Kuzey'den kaynaklanan dinamiklerle önemli sapmalar olduğunu ve olacağını fark ettiler.
Ve en önemlisi ve kayda değer olanı, artık bu sapmaları, kendileri açısından daha iyi bir çözüm beklentisine göre oldukça maliyetli ve riskli görmeleridir.
Normal şartlarda, Rumların, Kıbrıs sorunundaki maksimalist stratejilerini değiştirmelerine neden olabilecek Kuzey ile ilgili yerel dinamiklerin şunlar olduğuna inanıyorum. Muhtemelen, Hristofyas'ı adaylığa taşıyan motivasyonlar da bunlardır.
1-Kıbrıslı Türklerin Kıbrıs sorununda güttükleri uluslararası meşru siyasetleri
2-Kuzey'in ekonomik olarak gelişmesi ve büyümesi
3-Onlara göre, Kuzey'de işgalin kalıcılaşması(nüfus, toprak, asker... vb) tehlikesi
4-Maraş dinamiği(ki henüz kullanılmadı)
5-Kıbrıs Cumhuriyetindeki toplumsal haklarla ilgili başlayan çok yönlü hukuk mücadelesi(örneğin 77'ler hareketi)
6-İzolasyonların kaldırılması çabası
7-Taşınmaz Mal Komisyonu(mülkiyet konusu)
Elbette, mikro düzeyde başka motivasyonlar da vardır ama makro yerel dinamikler bunlardır. Ve muhtemelen Hristofyas'ın adaylığında, yukarıda saydığımız faktörler(Maraş hariç) farklı dozajda etkili olmuştur ama hangisinin ne kadar etkili olduğunu bilmiyoruz? Sadece tahmin yapabiliyoruz veya karşı tarafın hassasiyetlerini takip ederek bir sonuca ulaşmaya çalışıyoruz.
... Kıbrıs sorununda tarafların kendilerine göre bir "oyun teorileri" var. Taraflar, hamlelerini de buna göre yapıyor ama çoğu zaman süreç dinamik olduğu için karşı tarafın hamleleri, öteki taraf üzerinde, hele kapıların açılması(entegrasyon etkisi) ve AB üyeliği ile bütün oyun planını etkileyecek dinamikler yaratıyor. Ve oyun planında sapmalar ortaya çıkıyor.
Sontahlilde, yine de Hristofyas'ı adaylığa taşıyan Kuzey ile ilgili yerel dinamiklerin hangilerinin daha baskın olduğuyla ilgili bir tahmin yapmak isterim. Sanırım, en başa "güttüğümüz meşru siyaseti, sonra ekonomik gelişmeyi ve mülkiyet konusunu, sonra da hukuk mücadelesi ile onlara göre işgalin kalıcılaşmasını koyabiliriz".
Bu sıralama herkese göre farklı olabilir, hatta başka yerel dinamikler de etkili olabilir. Ama her halukarda, Güney'i hizaya getirecek, onlar açısından da çözümün ihtiyaç olacağı motivasyonları(ki bunlara Rumların yumuşak karınları da diyebiliriz)bulmak bizim için önemlidir.
... Mesela, kapıların açık olduğu bir ortamda, uluslararası meşruiyeti olan Taşınmaz Mal Yasası ile Rumların bizi mülkiyetle manipüle etmelerini engelledik. Mülkiyet konusu, Rumların uzun süre Kıbrıs sorununda oyun teorilerini dayandırdıkları bir olaydı.
Toplumsal haklarla ilgili hukuk mücadelesi de, "mülkiyet" konusunda attığımız adım kadar etkili olabilecek yeni motivasyonlara ve dinamiklere gebe bir konudur. Eğer, AİHM lehte karar vermeye meğillenirse, Kıbrıs sorununda eşzamanlı ve çok yönlü dinamikler başlar.
|